Yapay Zekaya İş Vermek de Bir İş
Türkiye’de üretken yapay zeka kullananların oranı bir yılda neredeyse ikiye katlandı. Şirketlerde de kullanım artarken hangi verilerin bu sistemlere açılacağı ve hatalı bir çıktının sorumluluğunu kimin üstleneceği gündeme geliyor.
İllüstrasyon: Sorbetto / gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir).
Pazartesi sabahı gelen kutusunda üç ‘acil’ e-posta, takvimde iki toplantı ve bitmesi gereken bir sunum duruyor. Yapay zeka buradaki süreci hızlandırabilir. Şimdilik toplantıların ve elektronik postaların özetlerini hazırlamakla yetiniyor gibi görünürken, toplantıların ‘neden’ yapılması gerektiğini açıkla-ya-mıyor.
İşyerinde stresin mesai dışında bile nasıl hissedilebildiğini daha önce yazmıştık. Şimdi bu çalışma düzenine yeni bir araç eklendi. Çalışanlar artık yapay zekayı kişisel olarak hızla benimsiyor; şirketler ise onu kimin kullanacağına, hangi bilgilere erişeceğine ve hata yaptığında ne olacağına karar vermeye çalışıyor. TÜİK’in yayınladığı yapay zeka istatistikleri bu geçişin Türkiye’deki ölçeğini gösteriyor.
2026’da 16-74 yaş grubundaki bireylerin yüzde 37,6’sı üretken yapay zeka kullandığını bildirdi. Geçen yıl oran yüzde 19,2’ydi. En az 10 çalışanı bulunan işletmelerde herhangi bir yapay zeka teknolojisi kullananların oranı ise aynı dönemde yüzde 7,5’ten 14’e çıktı.
İki oran farklı şeyleri ölçüyor: Biri kişilerin üretken yapay zeka kullanımını, diğeri işletmelerin bütün yapay zeka teknolojilerini kapsıyor. Bu yüzden yüzde 37,6 ile yüzde 14’ü yan yana koyup çalışanların şirketlerinden belirli bir hızla ‘önde gittiğini’ söylemek mümkün değil. TÜİK bülteni, çalışanların kendi hesaplarıyla iş için yaptıkları kullanımın şirket yanıtlarına nasıl yansıdığını da göstermiyor.
Bireylerde yapay zeka özellikle gençler arasında yaygın. 16-24 yaş grubunda kullanım yüzde 64,9, 25-34 yaş grubunda yüzde 55,7. Yapay zeka kullananların yüzde 37,3’ü mesleki amaçlı kullanım bildiriyor. İşletme tarafında ise büyüklük fark yaratıyor: 10-49 çalışanı olanların yüzde 12,8’i, 250 ve üzeri çalışanı olanların yüzde 37,1’i yapay zeka kullanıyor.
Kullanan şirketler teknolojiyi en çok pazarlama ve satışta değerlendiriyor. Bu işletmelerin yüzde 51’i o alanı işaretlerken yüzde 46,3’ü Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini, yüzde 43,4’ü üretim veya hizmet süreçlerini sayıyor. Bir şirket birden fazla amaç belirtebiliyor. Rakamlar bize aracın nerede bulunduğunu söylüyor; o işlerde kaç saat kazandırdığını veya çalışanların yükünü nasıl değiştirdiğini ölçmüyor.
Henüz yapay zeka kullanmayan işletmelerin yüzde 8,3’ü kullanmayı düşündüğünü belirtiyor. TÜİK bu dar gruba neden başlamadığını sorduğunda yüzde 72,3’ü uzmanlık eksikliğini, yüzde 66,4’ü olası bir zararda sorumluluğun kimde olacağına ilişkin hukuki belirsizliği, yüzde 65,4’ü veri koruma ve gizlilik kaygılarını dile getiriyor.
Veri sorusu, kullanıma geçen şirketler için de somut. Yapay zeka kullanan işletmelerin yüzde 16,6’sı yaş, adres, satın alma kayıtları veya yüz görüntüleri gibi kişisel verileri bu sistemlerle işlediğini beyan ediyor. Bir çalışana taslak yazdırmakla müşteri bilgilerini bir sisteme açmak, şirket içinde farklı kararlar gerektiriyor. Hangi verinin kullanılabileceğini belirlemek, çıkan sonucu kontrol etmek ve hata halinde sorumluluğu üstlenmek de işin parçası.
Yapay zekaya bir toplantı özeti yazdırmak kolay, hangi verinin sisteme açılacağını ve çıktının iş kararlarında nasıl kullanılacağını belirlemekse daha kapsamlı bir iş. Türkiye’de kullanım artarken işletmelerin dile getirdiği kaygılar, yapay zekayı iş akışına katmanın uzmanlık ve yönetişim kararlarını da beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor.
Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.