Yapay Zeka Nereye Gidiyor Demeyelim de Biz Nerede Duruyoruz?
Cennetten kovuluşumuzdan yapay zekaya: İnsanoğlu minimum eforla maksimum kazanç ararken kendi çığını mı yaratıyor? Çözümü belki de 'organik insana' dönüşte arayacağımız çarpıcı bir analiz.
İllüstrasyon: Westend61/gettyimages
Bu yazıyı yazarken hiç yapay zeka kullanmadım. Belki de bu kadar yerip, arkasından dedikodularını yaptığımı bilmelerini istemediğim içindir. Hikayemiz çok eskilere dayanıyor. Sanayi devrimi mi? Hayır, daha da geriye... Tekerleğin icadı? Ateşin bulunması? Belki. Ama asıl hikayemiz, Adem ile Havva'nın nefislerine yenik düşüp cennetten kovulmasıyla başlıyor.
İster bir mit deyin ister hakikat; kesin olan şu ki bu anlatı, insanın özüne dair çok şey fısıldıyor. İnsan, yani Homo sapiens, ateşin bulunmasından tarım devrimine, sanayi devriminden dijital çağa kadar tek bir amaç uğruna çabaladı: Minimum efor, maksimum kazanç. Çağın sunduğu en az imkanla, çağın dayattığı en yüksek faydayı devşirmek. Fakat bu kusurlu canlı, tüm bilişsel kapasitesine rağmen doyumsuz.
İktisada Giriş dersinin o meşhur ilk cümlesinde dendiği gibi: "İnsanın istekleri sınırsız, kaynaklar ise kıttır." Çevresini kontrol etme arzusu belki de yaratıcının ona bahşettiği o kıvılcımdan geliyor; ancak insan, yaratıcının aksine kanaatsiz. Bu doyumsuzluk tarih boyunca başına türlü işler açtı, açmaya da devam ediyor. Toprak istedi, savaş çıkarıp kendi öldü. Zenginlik istedi, kibrinde boğuldu. Doğaya hakim olmaya kalktı, salgınlarla kırıldı. Hız istedi; her şeyi hızla tüketip bir sonrakine fırlamak için hiç bitmeyen bir susuzlukla ırmakları kuruttu. İnsanlık her felaketten sonra ders çıkardı çıkarmasına; ama o dersi bir sonraki saldırının basamağı yapmayı da ihmal etmeyerek.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında atom bombasının yıkıcılığını görüp anlaşma masasına oturan devletler, bir yandan daha şiddetli nükleer silahlar üretmekten hiç vazgeçmedi örneğin. Dijital robotların analog ataları önce savunma sanayiinde, sonra havacılıkta, en nihayetinde son kullanıcıda vuku buldu. 1920'lerde patent almış ilginç makinelerin restorasyon videolarını YouTube’da izlerseniz görürsünüz; ustalar boyadaki kurşun ve cıvayı özel test kitleriyle ölçüyor önce.
Çünkü insan, "Bunun bana zararı dokunur mu?" diye durup düşünmek yerine, "İşimi görüyor mu? Sorun çıkarsa yolda bakarız" aymazlığıyla hareket etti hep. 70'li yıllarda teyzelerin çantalarından çıkarıp günlerde birbirine ikram ettiği, aslında savaş dönemi mirası o meşhur hapı, ‘masum bir neşe kaynağı’ gibi sunulsa da ağır bağımlılık ve ölüme yol açabilen yan etkileri nedeniyle ancak çeyrek asır sonra yasaklanabildi. Kolanın formülünden koka yaprağı özütü, zararları kanıtlandıktan sonra çıkarıldı. 30 Ocak 1954 tarihli Milliyet gazetesinde de yer alan ‘sigaranın bilakis vücuda faydalı olduğu’ haberi gibi bir zamanlar hekimler tarafından ‘yatıştırıcı’ olarak reçete ediliyordu. Radyumun ışıltısına kapılan insanlık, onu diş macununa karıştıracak kadar gözünü karartmış; faturayı ise canlarıyla Radyum Kızları ödemişti.
Regülasyon ne yazık ki onulmaz bir bedel ödendikten sonra akla geliyor. Şimdi aynı sarhoşluğu yapay zeka çağında deneyimliyoruz. Teknoloji, dik bir yamaçtan yuvarlanan kar tanesi gibi çığa dönüştü. İndikçe büyüyor, önüne kattığı her şeyi yutuyor. Dağın eteklerinde ise biz varız. Filtreli selfielerimiz, gitmediğimiz şehirlerden, tatmadığımız lezzetlerden yapay zeka ile oluşturulan videolarımız ve el birliğiyle inşa ettiğimiz bu sentetik gerçeklikle çığı bizzat besliyoruz; ivmesine ivme katıyoruz. Buna ben de dahilim, siz de.
Çünkü tek başımıza da kalsak, kitleler halinde de birleşsek bu akışın önüne set çekemiyoruz. O halde devam: Sınırsız heveslerle dopamin havuzunda yüzelim, olmadığımız bedenlerin içinde kendimizi tüketelim. Varılan noktada potansiyel zararı tahmin etmek güç değil. Anksiyete, kişilik bozuklukları ve depresyon bugün hiç olmadığı kadar yaygın. Bizler bu kuralsız, başıboş düzende çığı beklerken zerre kaygı duymuyoruz sanıyoruz ama ruh ve beden biliyor. Titanik'in güvertesindeki orkestra çalmaya devam ediyor; biz ise ortadaki ateşe odun atıp ‘80'ler’ kostümlerimizle dans ediyoruz. Zihinlerimiz ise bu gürültü içinde karmakarışık. Ve çok yakın bir gelecekte, bu çığ bizi ezecek.
Sonrası mı? Sonrası sessizlik. Fakat o sessizliğin içinden bir umut filizlenecek: Alpha jenerasyonu. Bugünün çocukları, yapay zekayla üretilmiş içerikleri şimdiden ‘demode’, ‘boomer’ ve samimiyetsiz buluyor. Nasıl ki bugün sırf organik diye yamuk yumuk domatesler kıymetliyse, yarın da ‘organik insan’, kusurlu burunlar, sahici göz altı kırışıklıkları ve pürüzlü zihinler itibar görecek. Yapay zeka ile üretilen içerikler arz fazlalığı nedeniyle itibarsızlaşacak, organik içerikler daha değerli olacak.
Ama bu elit içerik havuzundan kim, nasıl yararlanabilir, henüz düşüncelerimde net değil... Gelecek demişken, WIRED dergisinin 2. sayısında işlediği ve sorguladığı longevity (uzun yaşam) konusunu da unutmayalım. İnsanlık yine aynı hırsın pençesinde: Nitelikli bir gelecek inşa etmeyi akıl edemeden, sadece ömrünü uzatmanın derdine düşüyor. Yine aynı lakaytlık: "Nasılsa yolda çözeriz."
Turan Kışlakçı'nın Ruhunu Arayan İnsan kitabında altını çizdiği tespit tam da buraya denk düşüyor: "Bilginin arttığı yerde anlamın da artacağı varsayılmıştı. Oysa bugün bilgi arttıkça, kafa karışıklığı da büyüyor. Bu yüzyılın savaşı, insanın anlamını koruma savaşı olacaktır." Velhasıl, uzun ince bir yoldayız; ne haldeyiz, onu da pek bilmiyoruz.
10 yılı aşkın süredir sosyal medya ve dijital iletişim alanında çalışan bir iletişim profesyonelidir. Sosyal medya stratejisi, içerik geliştirme, dijital kampanyalar, performans analizi ve marka iletişimi üzerine uzmanlaşan Sarıkaya, kariyeri boyunca global ve yerel markalar için dijital iletişim stratejileri geliştirdi; farklı ölçeklerde ajanslarda sosyal medya ve dijital iletişim ekiplerine liderlik etti. Stratejiden içerik üretimine, kampanya yönetiminden performans analizine kadar dijital iletişim süreçlerinin farklı aşamalarında görev alan Sarıkaya, aynı zamanda içerik üretimi ve dijital kültür alanında da çalışmalar yürüttü. Yapay zekâ destekli içerik üretimi ve yeni dijital üretim biçimleriyle ilgilenmeye devam ediyor.