Samet Kelebek
Uzay
27 Temmuz 2026 17:37

Uzaya Ulaşmak Yaklaşık 22 Kat Ucuzladı

Bir zamanlar uzaya çıkmak büyük yatırımlar gerektiriyordu. Bugün ise aynı hedefe ulaşmanın maliyeti yeniden kullanılabilir roketler sayesinde yüzde 96 düştü.

Uzaya Ulaşmak Yaklaşık 22 Kat Ucuzladı

Görsel: mikkelwilliam / gettyimages (yapay zeka ile düzenlenmiştir.)

Uzaya ulaşmak aslında insanlık için çok da eski değil. Özellikle erişimin son 65 yıl içinde gerçekleştiğini düşünürsek, bulgular herkes için yeni. Uzaya ulaşmak da geçmişten beri pahalı ve yalnızca gelişmiş ülkelerin çıkabileceği bir faaliyet olarak anımsanıyordu. Bugün ise kurallar yeniden biçimleniyor.


Büyük mühendislik gerektiren uzay ulaşımı, yeniden kullanılabilir roketler sayesinde ilk güne göre onlarca kat daha düşük maliyetle karşılanabiliyor. Oxford Academic’nin PNAS Nexus dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma uzaya erişimin son 65 yılda geçirdiği dönüşümü rakamlarla açıklıyor.


Yapılan araştırmalara göre 1960’ten bu yana Dünya yörüngesine 1 kilogram yük göndermenin maliyeti yüzde 96 düştü. Araştırmacılara göre mevcut eğilim devam ederse bu maliyet, önümüzdeki 15 yıl içinde bugünkünden daha aza düşebilir.


İtalya’daki Politecnico di Torino’dan siyasal iktisat profesörü Francesco Nicoli ile Cambridge Üniversitesi’nden kamu politikası akademisyeni Alessio Terzi’nin de aralarında bulunduğu ekip, kapsamlı fırlatma veri setlerinden birini oluşturdu. Bu çalışma 1960 ile 2025 yılları arasında gerçekleştirilen 4 bin 405 roket fırlatması ve 330’dan fazla farklı roket tasarımı analizini barındırıyor.


Önceki çalışmalara kıyasla bu araştırmada yalnızca roketlerin fiyatlarına bakılmıyor. Her roketin hizmet ömrü süresince uzaya taşıdığı toplam yük de hesaba katılıyor. Böylece uzaya erişim maliyeti hesaplanabiliyor. Sonuçlara göre 1960 yılında yörüngeye 1 kilogram yük göndermenin ortalama maliyeti 87 bin 23 dolardı. Enflasyon da hesaba katılara güncellenen bu rakam, 2025 itibarıyla 3 bin 868 dolara kadar gerilemiş durumda. Yani uzaya ulaşmak artık 22 kat daha ucuz.


Sektörün öğrenme eğrisine de dikkat çeken araştırmacılar, toplam taşınan yük miktarının her iki katına çıkmasıyla, ortalama fırlatma maliyetinin yüzde 21,2 azaldığını da belirtiyor. Terzi’ye göre bunun arkasında iki büyük kırılma var.


İlki, Soğuk Savaş’ın sona ermesi. O dönemde ülkeler maliyet ne olursa olsun kendi ulusal roketlerini kullanıyordu. Ticari uzay sektörünün doğuşuyla birlikte ise rekabet ve verimlilik öne çıkıyor.


İkinci kırılma ise SpaceX’in Falcon 9 programı. “Verilerimiz, Falcon 9’un hizmete girmesi ve yeniden kullanılabilirliğin büyük ölçekte uygulanmasıyla birlikte uzay sektörünün öğrenme hızının belirgin biçimde arttığını gösteriyor,” diyor Terzi.


Araştırmacılara göre mevcut öğrenme eğrisiyle ortalama fırlatma maliyeti 2030’da kilogram başına bin 600 dolara, 2040’ta ise 300 dolara gerileyebilir. Terzi, Space.com’a verdiği demeçte “Önümüzde hala maliyetlerin önemli ölçüde düşebileceği ciddi bir alan var” diyor.


Bu denklemde yalnızca daha fazla uydu fırlatılmasından ziyade uzay tabanlı internet ağlarından Dünya gözlem sistemlerine, mikro yerçekiminde üretim yapan fabrikalardan uzay istasyonlarına kadar bugün ekonomik açıdan sınırda görülen birçok iş modeli de yeniden hesaplanacak. Yine de geçmiş performansın geleceğin garantisi olmadığını araştırmacılar vurguluyor.


Araştırmalara göre bunun önünde üç büyük engel var. Bunlardan ilki, Dünya yörüngesinin giderek kalabalıklaşması. Dünya yörüngesi, on binlerce aktif ve pasif cisme ev sahipliği yapıyor. NASA araştırmacısı Donald Kessler’in 1978’de öngördüğü ve bugün ‘Kessler Sendromu’ olarak bilinen çarpışma zincirleme reaksiyonu durumu, gelecekte yeni fırlatmaları hem daha riskli hem de daha pahalı hale getirebilir.


İkincisi rekabet eksikliği. Bugün yörüngeye gönderilen toplam yükün yaklaşık yüzde 75’inin SpaceX tarafından taşındığı belirtiliyor. Bu ölçekte devam edilirse fiyatlar, teknolojik ilerlemelere rağmen düşmeyebilir. Bu da tekelleşmenin sebebi olabilir.


Üçüncüsü ise ülkelerin yarışı. ABD ile Çin arasındaki teknoloji yarışı ve Avrupa’nın yeni uzay programlarına yatırımları ülkeleri kendi roketlerini geliştirmesine yönlendiriyor. Bu yaklaşım her ne kadar güvenlik açısından avantajlı olsa da maliyet tarafında verimli olmayabilir.


Bir baktığınızda bu rekabetin yapay zekaya benzerliğini görebilirsiniz. Teknolojinin hızla gelişimi, yatırımların artması ve maliyetlerin şekillenmesi uzay endüstrisinde de etkili olacak gibi duruyor. Yine de bugün uzaya gitmek geçmişe kıyasla daha uygun. 

uzay

Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.

Samet Kelebek

DAHA FAZLASI

Güneş'in Doğup Batmadığı Gezegenlerde Yaşam Olabilir

Yeni bir araştırma, 'gelgit kilitlenmeli' gezegenlerin iç yapısındaki düzenli ısı dolaşımının, bazı bölgelerde yaşamı destekleyebilecek ılıman koşullar oluşturabileceğini ortaya koydu.
Çağla Üren

Tarihi Keşif: Samanyolu'nun Merkezindeki Kara Deliğin Yakınında Şeker Bulundu, Yaşamın Kökenine Dair Gizem Daha da Derinleşiyor

Astronomi tarihinde ilk kez, yıldızlararası ortamda, binlerce ışık yılı uzaklıkta bir monosakkarit olan eritrülozun izleri tespit edildi.
Jorge Garay

SpaceX’in İlk Ticari Nükleer Uydusu Yörüngede

Transporter-17 göreviyle uzaya gönderilen BOHR adlı CubeSat, ticari uzay programlarında nükleer mikro güç kaynaklarının nasıl kullanılabileceğine dair işaretleri arıyor.
E. Can Özer

Uzay Yarışı Rekabetle Yeniden Şekilleniyor

ABD ve Rusya arasındaki uzay rekabeti, Çin’in katılmasıyla yeniden başlıyor ve uzay tarihi tekrardan Ay’a uzanıyor.
Samet Kelebek