Uzay Yarışı Rekabetle Yeniden Şekilleniyor
ABD ve Rusya arasındaki uzay rekabeti, Çin’in katılmasıyla yeniden başlıyor ve uzay tarihi tekrardan Ay’a uzanıyor.
Fotoğraf: History in HD / Unsplash (yapay zeka ile düzenlenmiştir.)
İnsanlık, tarihi boyunca gökyüzüne genellikle yalnızca uzaktan bakıp teleskoplarla araştırmalar sürdürdü. Bugün ise Ay’ın güney kutbunda kalıcı üs kurmaktan ve Mars’a ulaşmaktan bahsediliyor.
21 Mayıs 1783 tarihi, Montgolfier kardeşlerin sıcak hava balonunu geliştirmesiyle yerden yükseğe çıkmanın ilk adımını attırdı. İki insanın yaklaşık 25 dakika boyunca Paris semalarında taşınması yeni bir endüstriye geçişti.
Aradan 120 yıl geçtiğinde 17 Aralık 1903 tarihinde Wright Kardeşler motorlu bir araçla tarihin ilk kontrollü uçuşunu gerçekleştirdi. Bu gelişme ise dünyadaki ulaşım, savaş, ticaret ve iletişim anlayışını kökten değiştirdi.
İlk uçak sonrası hızla gelişen uçuş sektörü, 58 yıl sonra yani 12 Nisan 1961’de Yuri Gagarin’in Dünya yörüngesine çıkan ilk insan olmasıyla daha farklı yönlere ilerledi. Gagarin’den 8 yıl sonra 20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay yüzeyine ayak basan isimler oldu. Yani bir açıdan ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş, yeni teknolojilere vesile oldu.
Günümüze gelindiğinde artık amaç Ay’a gitmekten ziyade, orada yerleşim kurmak. NASA’nın Artemis Programı, yeniden Ay yüzeyine insanlığın taşınmasını ve Ay’ın güney kutbunda kalıcı bir araştırma altyapısı oluşturmayı hedefliyor.
Bilim insanları bu bölgedeki sürekli gölgede kalan kraterlerde büyük miktarda su buzu bulunduğunu düşünüyor. Bu buz yalnızca astronotların yaşamını desteklemek için değil; oksijen, içme suyu ve roket yakıtı üretimi açısından da kritik önem taşıyor.
NASA bugüne kadar Artemis I ve Artemis II görevlerini başarıyla tamamladı. Önümüzdeki yıllarda Artemis III ve Artemis IV ile Ay yüzeyine yeniden astronot indirilmesi hedefleniyor. Bu görevlerde SpaceX'in Starship aracı ve Blue Origin'in Blue Moon iniş sistemi de önemli rol oynayacak.
Ayrıca uzay yarışında yeni bir dönem başlıyor gibi. Çin, 2030’a kadar Ay’a insan göndermeyi planlıyor hem de kısa süreli inişler için değil. Rusya ve farklı ortaklıklarla Ay’ın güney kutbunda Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu kurmayı planlıyor.
Yapay zeka, yeniden kullanılabilir roketler, özel uzay şirketleri ve yeni sistemlerle yarış, Apollo döneminden farklı ilerliyor. Önceden yalnızca devlet müdahalesi varken artık SpaceX, Blue Origin gibi şirketler de bu sektöre yön veriyor.
Türkiye’nin uzay serüveni de son kırk yılda önemli gelişmeler gösterdi. İlk kurumsal uzay çalışmaları 1985 yılında kurulan TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Grubu ile başlarken 2001 yılında TÜBİTAK UZAY’a dönüşen yapı uydu teknolojilerinin gelişmesini sağladı.
1994 yılında TÜRKSAT 1B’nin yörüngeye yerleşmesiyle Türkiye, kendi haberleşme altyapısını uzaya taşıdı. 2003’te BİLSAT ile başlayan yer gözlem uyduları süreci, RASAT ve ardından GÖKTÜRK-2 ile devam etti. 2021 yılında kurulan Türkiye Uzay Ajansı ile de uzay vizyonunun ilerletilmesi hedefleniyor. Aynı yıl açıklanan Milli Uzay Programı ile Ay görevi, yerli uydu üretimi, uzay limanı çalışmaları ve uzay sanayinin geliştirilmesi planlanıyor.
2024’te Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gerçekleştirdiği görev, Türkiye’nin ilk kez bir astronomu uzaya gönderip deneyler yapılmasını sağladı.
Dönüp geriye bakıldığında insanlık için yerden yukarıda geçirilen vakit aslında henüz çok kısa. Büyük dönüşümlerin gelecekte yaşanabileceği ve teknolojinin gelişeceği bu taraf, bilim kurgu filmlerini aratmayacak gibi duruyor. Ayrıca bu sektörde ülkeler bir yarış içinde ilerleyerek, hakimiyeti rekabetle kurmaya çalışıyor ve Çin, son yıllardaki hızlı gelişen endüstrisiyle belki de diğer ülkeleri geçebilir.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.