Simülasyonda Beklenmedik Sonuç: Bugüne Kadar Nükleer Patlamaları Yanlış Yorumlamışız
ABD'deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı (LLNL) araştırmacıları, nükleer serpintinin oluşum mekanizmasını daha iyi anlamak amacıyla kontrollü laboratuvar deneyleri gerçekleştirdi ve nükleer patlamayı laboratuvar koşullarında yeniden oluşturdu.
Fotoğraf: WIN-InitiativeNeleman/gettyimages
Bir nükleer patlama ya da ciddi bir nükleer reaktör kazasının ardından saniyenin milyonda birinden daha kısa bir süre içinde ortaya çıkan aşırı enerji, çevredeki havayı ve maddeleri binlerce derece sıcaklığa ulaştırıyor. Yakındaki her şey bu süreçte buharlaşarak sıcak gaz ve plazmadan oluşan dev bir ateş topuna dönüşüyor. Ateş topu genişleyip soğudukça ise yoğunlaşan maddeler mikroskobik katı parçacıklar oluşturarak ‘nükleer serpinti’yi meydana getiriyor.
ABD'deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı (LLNL) araştırmacıları, nükleer serpintinin oluşum mekanizmasını daha iyi anlamak amacıyla kontrollü laboratuvar deneyleri gerçekleştirdi ve nükleer patlamayı laboratuvar koşullarında yeniden oluşturdu.
Hakemli bilimsel dergi Analytical Chemistry'de yayımlanan araştırmada, uranyum, seryum ve sezyum elementlerinin yüksek sıcaklıklarda nasıl buharlaştığı, birbirleriyle nasıl etkileşime girdiği ve soğuma sırasında nasıl yoğunlaşarak parçacıklara dönüştüğü incelendi.
İlk aşamada aşırı sıcak ateş topu, nükleer bir patlamada olduğu gibi her şeyi buharlaştırdı, ancak araştırmacıların en çok ilgisini çeken şey, üç orijinal elementin nasıl yoğunlaşarak parçacıklara dönüştüğüydü.
Mevcut modeller eksik kalıyor olabilir
Nükleer serpinti oluşumunu açıklayan mevcut modeller genellikle farklı elementleri birbirinden bağımsız davranıyormuş gibi ele alıyor. Ancak yeni araştırma, bu yaklaşımın gerçekte yaşanan kimyasal süreçleri tam olarak yansıtmayabileceğini ortaya koyuyor.
Çalışmanın yazarlarından Rakia Dhaoui, "Malzemelerin yüksek sıcaklıkta ne kadar süre kaldığını değiştirmek, kimyasal reaksiyonları ve sezyum gibi uçucu elementlerin parçacıklara dahil olma biçimini etkileyebiliyor" dedi.
Araştırmacıya göre oluşan parçacıklar, meydana geldikleri koşulların adeta bir kaydını taşıyor. Bu nedenle süreçlerin laboratuvar ortamında ayrıntılı biçimde incelenmesi, varsayımların yerini doğrudan ölçümlere bırakmasını sağlayabilir.
Nükleer ateş topu laboratuvarda simüle edildi
Araştırmacılar deneylerde "plazma akış reaktörü" adı verilen özel bir sistem kullandı. Bu düzenek sayesinde belirli element karışımları çok yüksek sıcaklıklara maruz bırakılarak buharlaştırıldı. Daha sonra bu buharlaşmış maddeler kontrollü sıcaklık değişimlerinin uygulandığı bir tüp boyunca hareket ettirildi. Böylece bilim insanları, nükleer bir patlamadan sonra ateş topunun soğuması sırasında yaşanan süreçlerin küçük ölçekli bir benzerini oluşturabildi. Deneylerde iki farklı senaryo uygulandı.
Birinde sıcaklık sürekli ve kademeli olarak düşürüldü. Diğerinde ise maddeler daha uzun süre yüksek sıcaklıkta tutulduktan sonra hızlı biçimde soğutuldu. Bu yöntem sayesinde araştırmacılar, parçacıkların zaman içinde nasıl geliştiğini ve kimyasal bileşimlerinin nasıl değiştiğini takip etti.
En dikkat çekici sonuç sezyumdan geldi
Çalışmada uranyum, seryum ve sezyum farklı davranışları temsil edecek şekilde seçildi. Uranyum daha az uçucu olduğu için erken yoğunlaştı ve karşılaştırma yapmak için referans görevi gördü. Plütonyumun yerine kullanılan seryum da benzer şekilde davrandı.
Ancak en dikkat çekici sonuç sezyumda görüldü. Sezyum diğer elementlere kıyasla çok daha geç yoğunlaştı. Ayrıca yüksek sıcaklıkta daha uzun süre tutulduğunda uranyum ve seryumla çok daha fazla etkileşime girerek ortak parçacıklar oluşturdu.
Araştırmacılar, bunun serpinti oluşumunun yalnızca elementlerin ne zaman yoğunlaştığına değil, soğuma sırasında birbirleriyle nasıl kimyasal reaksiyonlara girdiğine de bağlı olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Nükleer olayların izleri daha doğru okunabilecek
Bilim insanlarına göre çalışma, nükleer patlamalar veya ciddi reaktör kazaları sonrasında oluşan radyoaktif kalıntıların daha doğru yorumlanmasına yardımcı olabilir. Serpinti parçacıklarının kimyasal yapısı incelenerek bir nükleer olayın nasıl gerçekleştiği, hangi sıcaklıklara ulaşıldığı ve süreç boyunca hangi reaksiyonların yaşandığı hakkında bilgi edinilebiliyor.
Yeni deneysel veriler sayesinde uzun yıllardır basitleştirilmiş varsayımlara dayanan modellerin geliştirilebileceği belirtiliyor. Araştırmacılar bundan sonraki aşamada daha karmaşık ve gerçekçi malzeme karışımlarıyla çalışarak, gerçek dünyadaki nükleer serpinti oluşumunu daha ayrıntılı biçimde modellemeyi hedefliyor.
Çalışma, nükleer olayların ardından ortaya çıkan radyoaktif parçacıkların oluşumunun sanılandan daha karmaşık olduğunu ve elementler arasındaki kimyasal etkileşimlerin bu süreçte kritik rol oynadığını ortaya koyuyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.