Düşük Testosteron Kanser Riskiyle İlişkili Çıktı
Yeni araştırmaya göre, testosteron düzeyi en düşük yüzde 20'lik grupta bulunan erkeklerin, en yüksek yüzde 20'lik gruba kıyasla, ilerleyen yıllarda kanser nedeniyle hayatını kaybetme riski yüzde 18 daha yüksekti.
İllüstrasyon: WLADIMIR BULGARSCIENCE PHOTO LIBRARY/gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)
Yeni bir araştırma, testosteron seviyesi çok düşük olan erkeklerin ilerleyen yıllarda hem kansere yakalanma hem de kanser nedeniyle yaşamını yitirme riskinin daha yüksek olabileceğini ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, aynı ilişkinin prostat kanseri için geçerli olmadığını vurguluyor.
The Lancet Healthy Longevity adlı hakemli tıp dergisinde yayımlanan çalışmada, testosteronun yanı sıra diğer cinsiyet hormonlarının farklı kanser türleriyle ilişkisi de incelendi.
26 binden fazla erkek yıllarca takip edildi
Araştırmacılar Avustralya, ABD ve Avrupa'da yürütülen 11 farklı kohort çalışmasına katılan 26 binden fazla erkeğin uzun dönem sağlık verilerini analiz etti.
Katılımcıların yıllar önce alınan kan örneklerinde testosteron, dihidrotestosteron (DHT), cinsiyet hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) ve hipofiz bezinden salgılanarak testisleri testosteron üretmesi için uyaran luteinize edici hormon (LH) seviyeleri ölçüldü.
Daha sonra bu hormon düzeyleri ile takip eden yıllarda gelişen kanser tanıları ve ölüm kayıtları karşılaştırıldı.
Testosteronu düşük olanlarda kanserden ölüm riski daha yüksek
Araştırmanın sonuçlarına göre testosteron düzeyi en düşük yüzde 20'lik grupta bulunan erkeklerin, en yüksek yüzde 20'lik gruba kıyasla, ilerleyen yıllarda kanser nedeniyle hayatını kaybetme riski yüzde 18 daha yüksekti. Araştırmacılar ayrıca testosteron düzeyi litre başına 8,6 nanomolün (nmol/L) altına düştüğünde kanser riskinin artmaya başladığını tespit etti.
Batı Avustralya Üniversitesi'nden Prof. Bu Yeap, genç ve sağlıklı erkeklerde testosteronun normal aralığının genellikle 10 ila 30 nmol/L arasında olduğunu, yaş ilerledikçe seviyelerin doğal olarak azalabildiğini belirtiyor. Araştırmacıya göre testosteron düzeyi yalnızca yaşa bağlı olarak değil, vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite düzeyi ve diyabet gibi hastalıklardan da etkilenebiliyor.
Yeap, "Testosteron düzeyi düşük olan erkeklerde ilerleyen yıllarda kanserden ölüm riskinin daha yüksek olduğunu gördük. Bu da düşük testosteronun önemli bir biyobelirteç olabileceğini düşündürüyor. Gelecekte testosteron ölçümü, kansere yakalanmaları durumunda daha kötü seyir gösterebilecek erkekleri belirlemeye yardımcı olabilir" dedi.
Prostat kanserinde farklı hormonlar öne çıktı
Araştırma aynı zamanda doğal testosteron seviyeleri ile prostat kanseri arasında ilişki olup olmadığını da değerlendirdi. Sonuçlara göre kandaki doğal testosteron miktarı ile prostat kanseri riski arasında anlamlı bir bağlantı bulunmadı.
Buna karşılık, SHBG ve LH düzeyleri düşük olan erkeklerde prostat kanseri riskinin daha yüksek olduğu görüldü. Araştırmacılar, testosteron baskılayıcı tedavilerin prostat kanserinde uzun süredir kullanılması nedeniyle doğal testosteron düzeyinin hastalık riskini etkileyip etkilemediğinin yıllardır tartışıldığını, ancak bu çalışmanın böyle bir ilişkiye dair kanıt sunmadığını belirtiyor.
"Testosteron takviyesi başlanması gerektiği anlamına gelmiyor"
Araştırmacılar, elde edilen bulguların düşük testosteronu olan erkeklerin kanserden korunmak amacıyla testosteron tedavisine başlaması gerektiği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Prof. Yeap, "Düşük testosteron seviyelerinin artmış riskle ilişkili olduğunu gösterdik ancak erkeklere testosteron verilmesinin bu riski azaltacağını gösteren herhangi bir kanıtımız yok" dedi.
Araştırmacıya göre testosteron düzeyinin düşük olduğunun saptanması, erkeklerin kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçmesi için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Araştırmacı, "Bu durum testis hastalığına işaret etmeyebilir ancak ele alınması gereken başka sağlık sorunlarını veya risk faktörlerini ortaya çıkarabilir. Aynı zamanda daha sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek ve düzenli, kapsamlı sağlık kontrollerini ihmal etmemek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.