Sıcakta Unutulan Plastik Şişeden Su İçilirse Ne Olur? Araştırmalar ne söylüyor?
Özellikle de ısınmış arabalarda unutulan suların tüketilmesi konusunda soru işaretleri var. Peki bu konuda araştırmalar ne söylüyor? Sıcak havada unutulan plastik su şişelerinde hangi maddeler suya karışabilir?
Görsel: Allen Chen/gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)
Sıcak hava dalgaları dünyanın dört bir yanında rekorlar kırılmasına yol açarken, yurttaşların bu tür aşırı hava olaylarında güvende kalması için de çeşitli rehberler yayınlanıyor.
Daha az konuşulan ama kamuoyunun merak ettiği bir soru ise güneş ışığı altında veya sıcak koşullarda kalmış plastik su şişelerinden su içmenin riskli olup olmadığı. Özellikle de ısınmış arabalarda unutulan suların tüketilmesi konusunda soru işaretleri var. Peki bu konuda araştırmalar ne söylüyor? Sıcak havada unutulan plastik su şişelerinde hangi maddeler suya karışabilir? İşte bazı cevaplar:
PET şişeler neyden yapılır, ısınırsa ne olur?
Tek kullanımlık su şişelerinin büyük bölümü PET (polietilen tereftalat) malzemesinden yapılıyor. Genellikle bu şişelerin altında üçgen içinde 1 işareti yer alıyor.
Polietilen tereftalat, plastik şişe ve gıda kaplarında kullanılan bir polyester türü. Normal şartlarda BPA veya ftalat gibi tehlikeli kimyasalları içermiyor. Bu yüzden de gıda ile temasa uygun olarak biliniyor. Doğada zor kaybolan PET malzemeleri, tek seferlik kullanımda ve serin yerlerde saklandığında güvenli kabul ediliyor.
Öte yandan, 2017'de yapılan bir araştırmada, PET şişeler ısındıkça ve uzun süre yüksek sıcaklıkta kaldıkça suya bazı kimyasalların ve plastik parçacıklarının geçişinin artabildiği gösterilmişti. Ancak kısa süreli veya tek seferlik tüketimin ciddi bir sağlık tehlikesi yarattığına dair kanıt bulunamamıştı.
Yıllardır araştırılıyor: Antimon bileşikleri
PET üretiminde katalizör olarak antimon bileşikleri kullanılabiliyor. Bu nedenle PET şişelerde kalan antimonun zamanla suya geçip geçmediği yaklaşık 20 yıldır araştırılan bir konu.
Antimon parlak gri renkli, kırılgan ve yarı metal (metaloid) özellikte bir kimyasal element. Doğada genellikle stibnit adı verilen sülfürlü bileşikler halinde bulunuyor. Tarih boyunca kozmetik ve ilaçlarda kullanılan bu element, günümüzde endüstriyel ve teknolojik alanlarda sıklıkla tercih ediliyor. PET ambalajların üretim sürecinde de plastik zincirlerinin oluşmasını sağlayan antimon trioksit maddesi, yaygın kullanılan bir kimyasal katalizör (hızlandırıcı).
Normal oda sıcaklığında (20-25 derece) ve standart depolama sürelerinde antimonun şişeden suya geçiş miktarının yok denecek kadar az olduğu belirtiliyor. 2008'de Water Research'te yayımlanan ve bu alanda çok atıf alan bir çalışmada, oda sıcaklığında üç ay saklanan sularda antimon konsantrasyonundaki değişimin çok küçük olduğu görülmüştü.
Fakat sıcaklık yükseldikçe geçiş ciddi biçimde hızlanıyor. Araştırmacıların modelinde, ABD'nin 0,006 mg/L sınırının aşılması için gereken süre ve sıcaklık seviyeleri şöyle sıralanmıştı:
- 60 derecede 176 gün
- 65 derecede 38 gün
- 70 derecede 12 gün
- 75 derecede 4,7 gün
- 80 derecede 2,3 gün
- 85 derecede 1,3 gün
ABD Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) antimon için içme suyunda belirlediği Maksimum Kirlenme Seviyesi 0,006 mg/L (6 µg/L diye de ifade edilir).
Ancak bu, 6 µg/L'den düşük seviyenin de kesinlikle zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Aynı zamanda tek seferde 6 µg/L'den biraz fazla antimon almanın zehirlenme yaratacağı anlamına da gelmiyor. EPA'nın sınırları kronik, yani uzun süreli içme suyu maruziyetini dikkate alan koruyucu standartlar.
Arabada sıcaklık kaç dereceye kadar çıkar?
Bu noktada akla şu soru geliyor: Sıcak günlerde araç içi ısı kaç dereceye kadar çıkabilir? Park edilmiş araçlar üzerinde yapılan ölçümlerde kabin sıcaklıklarının 41 ile 76 derece arasında değişebildiği gösteriliyor. Açık yaz günlerinde ise maksimum kabin sıcaklığının ortalama 68 derece olduğu düşünülüyor.
Bu da özellikle birkaç gün boyunca arabada beklemiş şişe suların antimon salımı açısından riskli olabileceği anlamına geliyor.
Şişenin rengi de etkili olabilir
Hacettepe Üniversitesi Kimya Anabilim Dalı'nda yapılan bir araştırma ise plastiğin türünün ve hatta şişe renginin antimon geçişine etki edebileceğini gösteriyor.
60 derecede 72 saat bekletilen farklı şişe türlerini karşılaştıran araştırma, şeffaf pet şişede geçişin daha fazla olduğunu (1,74 µg/L) göstermişti. Örneğin mavi pet şişelerin, ışık/ısı geçirgenliğini bir miktar kırarak salımı azalttığı (0,57 µg/L) görülmüştü.
HDPE (Yüksek Yoğunluklu Polietilen) şişelerde ise antimon salımı yok denecek kadar az (0,035 µg/L) çıkmıştı.
Yeni tartışma: Mikroplastikler ve nanoplastikler
Son yıllarda sadece belirli kimyasal maddelerin değil, gözle görülmeyecek kadar küçük olabilen mikroplastiklerin de suya karışması ihtimali daha fazla gündeme geliyor.
2026'da Water Research'te yayımlanan bir çalışma, ABD'deki 8 büyük su markasının ürünlerini yüksek sıcaklık, mekanik çalkalama ve sıcaklık değişimlerine maruz bıraktı. 60 derecede suyun çalkalandığı koşullarda nanoparçacık yoğunluğunun yaklaşık 9,3 kat arttığı görüldü.
PET'in yanı sıra şişenin kapağından kaynaklanabilecek polietilen ve polipropilen parçacıkları da saptandı. Araştırmacılar bunun büyük ölçüde plastik yüzeyinin bozulmasından kaynaklandığını düşünüyor. Bu yıl yapılan başka bir araştırmada da güneş ve değişken sıcaklıklarda saklanan şişe sularda daha yüksek mikroplastik miktarları tespit edildi.
Öte yandan, mikroplastiklerin sağlığa etkisi halen tartışılan ve araştırılan bir konu. ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA) güncel değerlendirmesine göre hem musluk suyunda hem de şişelenmiş sularda mikro ve nanoplastikler tespit ediliyor. Mevcut bulgular, içme suyunda bulunan düzeylerin insan sağlığı açısından risk oluşturduğunu henüz ispatlamadı.
Bir başka madde: Asetaldehit
PET şişeden suya geçebilen maddeler arasında asetaldehit de var. Bu durum, ısı ve PET üretim süreci nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Ancak asetaldehit, sağlık açısından problem oluşturacak yoğunluktan çok daha düşük miktarlarda bile suyun tadını ve kokusunu değiştirebiliyor.
Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü'ne (BfR) göre, Avrupa Birliği mevzuatında plastikten gıdaya asetaldehit geçiş sınırı 6 mg/kg. Ancak insanlar bunun yüzde birinden bile daha düşük miktarlarını tat veya kokuyla fark edebiliyor.
Dolayısıyla tüketiciler, sıcakta kalan suyun bazen “plastik”, “tatlımsı” veya garip bir tat verdiğini hissedebilir.
"Cam kenarında kalmış şişe" ile "arabada kalmış şişe" aynı mı?
Bu noktada plastik şişenin beklediği koşullar arasında ayrım yapmak da önemli. Zira güneş ışığı bir faktör olsa da araştırmalarda sıcaklık genellikle daha önemli etken olarak karşımıza çıkıyor.
Örneğin PET araştırmalarından birinde güneş ışığının antimon geçişindeki etkisinin sıcaklıktan daha küçük olduğu bildiriliyor.
Dolayısıyla birkaç saat evde güneş alan pencere kenarında duran ılık bir şişeyle, ağustos ayında otomobilin ön camının altında günlerce kalan ve tekrar tekrar 50 ila 70 dereceye maruz kalabilen şişeyi aynı risk kategorisinde değerlendirmek mümkün olmayabilir.
Neler yapılabilir?
Sonuçta, bir PET su şişesinin birkaç saat güneşte veya sıcak arabada kalması suyu bir anda “zehirli” ya da “kanserojen” hale getirmese de riski ortadan kaldırmak için uygulanabilecek bazı adımlar var. Zira yüksek sıcaklık ve uzun süreli depolamanın PET'ten antimon gibi maddelerin geçişini ve mikro/nanoplastik salımını artırabildiğine ilişkin deneysel kanıtlar giderek güçleniyor.
Tüketiciler, PET şişelerdeki suları yaz aylarında kapalı araç içlerinde, balkonlarda veya doğrudan güneş alan yerlerde bırakmamaya özen göstererek riskten kaçınabilir. Ayrıca tek kullanımlık tasarlanan PET şişeleri boşaldıktan sonra tekrar tekrar su şişesi olarak kullanmaktan kaçınmak gerekebilir.
Uzun süreli depolama ve sıcak ortamlarda su taşımak için cam veya paslanmaz çelik mataraları tercih etmek de çözüm olabilir.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.