Kenar Süsü Yerine Ölçeklendirme
Türkiye’de iklim teknolojileri yatırımı, sürdürülebilirlik raporlarının kenar süsü olmaktan çıkıp kendi başına bir yatırım alanı haline geliyor. Ancak regülasyon ve hibe ile farklı bir boyuta evrilmesi gerekiyor.
Görsel: Steve Rawlings / gettyimages
Sürdürülebilirlik son yıllarda hem ülkelerin hem de şirketlerin gündemini meşgul ediyor. Konu çok geniş olsa da önemli bir ana akım dikkat çekiyor: İklim teknolojileri. Enerji sistemlerinin dijitalleşmesi, batarya ve depolama, şebeke optimizasyonu, sanayinin karbonsuzlaşması, karbon yönetimi yazılımları, su teknolojileri, döngüsel malzemeler, iklime dayanıklı tarım ve adaptasyon çözümlerinin her biri bu başlıktan çıkıyor.
Sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ebru Dildar Edin, “Mevcut bakış açılarıyla iklimle ilgili sorunları gidermenin imkanı olmayacak. O yüzden yapay zeka, inovasyon ve bu alandaki girişimleri daha duyulur, daha yapılır, daha ölçeklendirilebilir hale getirmek lazım” diyor.
Dünyada iklim teknolojisi yatırımları 2020 sonrasında ayrı bir kategoriye dönüştü. Küresel araştırma platformu Dealroom verilerine göre, iklim teknolojisi girişimlerine yapılan yatırım 2020-2025 yılları arasında toplamda 313 milyar dolara ulaştı. 2026’nın ilk yarısında ise 19.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ve bu yılı 2025’te olduğu gibi 39 milyar dolar dolayında kapatması öngörülüyor. Rakamlar büyük gibi görünse de trendin aşağı yönlü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü 2021 ve 2022’de iklim teknolojileri girişimlerine yapılan yatırım her yıl için 75 milyar doların üzerinde gerçekleşti.
Türkiye’de ise tablo daha dağınık. Genel startup ekosistemi yatırım almaya devam ediyor ama iklim teknolojileri henüz kendi başına güçlü ve düzenli izlenen bir yatırım kategorisine dönüşmedi. KPMG Türkiye ve 212’nin ‘Türkiye Startup Yatırımları 2025’ raporuna göre, startup işlem sayısı 2024’te 331’den 2025’te 360’a çıktı; toplam işlem hacmi ise 2.6 milyar dolardan 1.4 milyar dolara geriledi.
2026 verileri de benzer. 2026 ikinci çeyrek raporuna göre ise 40 işlemde 559 milyon dolarlık hacim görüldü. Bu dönemde yapay zeka, yedi işlemle adet bazında öne çıkıyor. Bu rakamlar iklim teknolojisinin yokluğunu değil, sermayenin hangi alanlara daha hızlı aktığını gösteriyor. Yani iklim teknolojileri için yatırım potansiyeli var ama sermayenin ana yolu hala oyun, teslimat, lojistik, fintek ve yapay zeka gibi daha hızlı ölçeklenebilen alanlardan geçiyor. İklim teknolojileri için zorluk ölçeklenmede. Bir oyun girişimi altı ayda global sinyal verebilir. Bir batarya, atık ısı geri kazanımı, karbon yazılımı, tarımsal sensör ya da gri su teknolojisi girişiminin aynı hızda büyümesini beklemek ise mümkün görünmüyor. Bu yüzden iklim teknolojilerinde girişim sermayesi dışında hibe, kalkınma finansmanı, kurumsal müşteri, regülasyon ve sabır sermayesi gerekiyor.
Edin’in ilk ayırdığı başlık enerji sistemleri. “Bataryası, enerji depolaması, grid optimizasyonu, talep yönetimi, sanal enerji santralleri ve dağıtımların yönetimi geliyor. Bunların hepsi aslında bir başlık” diyor. Türkiye’de güneş ve rüzgarın sistem içindeki ağırlığı artıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 14 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, Temmuz 2026 itibarıyla güneşin elektrik üretimindeki payı yüzde 11.6’ya, rüzgarın payı yüzde 12.1’e çıktı. Güneş ve rüzgarın kurulu güçteki toplam payı ise 42 bin 865 MW ile yüzde 33.8’e ulaştı.
Üretim arttıkça sorun üretmekten çok yönetmeye dönüyor. Yenilenebilir enerji süreksiz. Şebeke eski alışkanlıklarla çalışıyor. Talep tarafı hala yeterince akıllı değil. Edin’in verdiği örnek önemli: “Yapay zeka gelecek, tüketiciye ‘Salı günleri şu saatte daha düşük elektrik fiyatları oluşuyor, çamaşırını o zaman çalıştırırsan tüketim maliyetin düşer’ diyecek.”
Dünya Bankası’nın Türkiye’deki dağıtık enerji programı da bu yüzden önemli. 2024’te imzalanan 1 milyar dolarlık ‘Dağıtık Enerji için Piyasa Dönüşümünün Hızlandırılması’ programı, 2026’da 400 milyon euroluk ek finansmanla genişledi. İlk fazda dağıtık güneş ve batarya depolama pilotlarına odaklanan programın yeni aşaması, dağıtık rüzgar projelerini ve ticari ölçekli batarya enerji depolama sistemlerini kapsıyor. Dünya Bankası’na göre, genişletilmiş programın bin 579 MW yenilenebilir enerji kapasitesi, 392 MWh batarya depolama ve 405 milyon dolara kadar özel sermaye mobilizasyonu sağlaması bekleniyor. TSKB de Eylül 2026’da aynı program kapsamında 200 milyon euro’luk ek kredi anlaşması imzaladı. Bankanın program ile temin ettiği toplam tutar yaklaşık 515 milyon euro’ya çıktı.
İkinci büyük alan sanayi. Çimento, demir çelik, kimya, seramik ve cam gibi enerji yoğun sektörlerde karbonsuzlaşma bir tercih sebebi değil, maliyetin kendisi. Türkiye ihracatının yüzde 43’ü AB’ye gidiyor. Dünya Bankası verileri, Türkiye’nin bazı üretim kollarında AB’den daha karbon yoğun olduğunu gösteriyor. Sanayinin karbonsuzlaştırılması dünyada bu teknolojilerin kullanılması açısından çok önemli bir başlık. Atık ısının geri kazanılması, iklimin, nemin, rüzgarın dikkate alınarak doğru malzemenin ve yakıtın kullanılması gerekiyor.
Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı 2021’de yayınlandı ve AB Yeşil Mutabakatı’na uyum için karbon fiyatlandırması dahil birçok teknik çalışmayı başlattı. İklim Kanunu 2025’te yürürlüğe girdi. Emisyon ticaret sistemi, gönüllü karbon piyasaları ve denkleştirme mekanizmaları da kanunda yer alıyor. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ise 2026’da yayınlandı. İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’nin çıktıları da aynı yere bağlanıyor. COP31’e ev sahipliği yapan Türkiye için konu oldukça sıcak.
Türkiye’de iklim teknolojisi girişimlerine son beş yılda ne kadar para aktığı konusunda maalesef net bir veri yok ama yatırım alanlar arasında şunlar var: Zeytin atığından biyoplastik granül üreten Biolive, 2020’de Vestel Ventures liderliğindeki turda 30 milyon dolar değerlemeyle yatırım aldı. Gıda israfını azaltmaya odaklanan Fazla, 2021’de 26 milyon TL Seri A yatırımı aldı. Karbon kredileri ve yenilenebilir enerji sertifikaları için pazar yeri kuran Erguvan, 2023’te 7.33 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Güneş enerjisi projeleri için dijital çözümler sunan solarVis, 2023’te 3.3 milyon dolar değerlemeyle yatırım aldı. Batarya depolama ve enerji yönetimi yazılımı geliştiren Ratio Energy aynı yıl 300 bin euro tohum öncesi yatırımı aldı. Henüz tek bir güçlü yatırım akışı görünmüyor. İklim teknolojileri diyebileceğimiz bu alan farklı dikeylerde büyüyor. Büyük şirketler kendi yatırımlarını yapıyor ancak küçüklerin finansmana ihtiyacı var. Bu noktada Avrupa Yatırım Bankası’nın, AB’nin, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD), Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) programları var. Edin, “Bizim genel olarak hibe tarafını daha fazla gündeme getirmemiz gerekiyor” diyor.
Özel desteklere gelindiğinde ise 2020-2025 döneminde rakamdan çok adet bazı daha çok öne çıkıyor. Sabancı Climate Ventures cephesinde 2024 sonunda 14 olan fon ve şirket yatırımı sayısı, 2025 sonu itibarıyla 18’e çıktı. Founder One resmi yatırım platformlarında 39 etki girişimine yer verdi ancak bunların tamamı iklim teknolojisi değil. TÜBİTAK BiGG ve GCIP tarafında ise 2024 çağrılarında toplam 6 cleantech girişimi ve en az 3 milyon TL özel cleantech ek yatırımı var. Rakam olarak en güçlü veri Sabancı’dan geliyor. Sabancı Holding, 2022’de kurduğu Sabancı İklim Teknolojileri’ne Mayıs 2025 itibarıyla toplam 238.9 milyon dolar sermaye ödediğini KAP’a bildirdi. Aynı açıklamada 2027 sonuna kadar 154.4 milyon dolara kadar ek sermaye katkısı kararı da yer aldı. Bu, Türkiye bağlantılı iklim sermayesinin artık yüz milyonlarca dolarlık ölçekte konuşulduğunun bir göstergesi. Ancak bu paranın tamamı startup yatırımı değil; bir kısmı ABD’deki yenilenebilir enerji projelerine, bir kısmı da Sabancı Climate Ventures üzerinden girişim ve fon yatırımlarına gidiyor.
2022 sonunda faaliyete geçen Tüpraş Ventures, 2026’daki açıklamasına göre, doğrudan 7 startup’a, fonlar üzerinden ise 51 startup’a yatırım yaparak toplam 58 girişime erişti. Doğrudan yatırımlar arasında yeşil hidrojen elektrolizörü geliştiren Verdagy, hidrojen ve yakıt hücresi uygulamalarına yönelik membran ve polimer çözümleri sunan Ionomr, Ankara merkezli AISField ve termal enerji depolama çözümleri geliştiren Electrified Thermal Solutions var. Son portföy eklemeleri ise sürdürülebilir havacılık yakıtı, karbon yakalama ve rafineri süreçlerinde enerji verimliliği sağlayan ayırma teknolojilerine. Ancak bu şirketlerin yatırım verileri kamuya tam olarak açıklanmadı. Açıklanmış gerçek işlem tutarında ise en net örnek İş Portföy Yenilenebilir Enerji Teknolojileri GSYF. Fonun toplam değeri Eylül 2026 itibarıyla 1.9 milyar TL seviyesinde. Türkiye Green Fund, 2024’te oluşturuldu. OECD’nin 2026 değerlendirmesine göre, Mart 2026 itibarıyla 2.2 milyar TL, yaklaşık 43.7 milyon euro büyüklüğe ulaştı.
İklim teknolojilerine odaklanan Boğaziçi Ventures’ın GreenWise Impact Investment fonu, yatırım seçme yöntemine yapay zekayı ve etki ölçümünü yerleştirmesiyle dikkat çekiyor. Portföyün yüzde 70’i Türkiye, yüzde 30’u bölgesel girişimler olarak tasarlanıyor. Fon; erken ve ileri aşama ölçeklenebilir iklim teknolojilerine, yapay zeka tabanlı risk/etki analizine, teknik due diligence’a ve CO2 azaltımı, su/enerji verimliliği gibi göstergelerde gerçek zamanlı ölçüme odaklanıyor. Founder One’ın ise 20 milyon dolarlık fon gücü, erken aşama odağı, 100 bin dolarlık ortalama ilk yatırım tutarı ve 100’den fazla hedef yatırım sayısı var.
Türkiye Yatırım Ofisi verilerine göre, Türkiye startup ekosistemi 2021’den 2025’in üçüncü çeyreğine kadar 5.6 milyar dolar yatırım aldı. VC fonlarının topladığı sermaye 2.3 milyar dolara ulaştı. İklim teknolojileri bu toplamın bugün hala küçük ve düzensiz ölçülen bir parçası. Ancak farklı yatırım grup ve fonlarının içinde yer almasıyla gerçek bir kategoriye dönüştüğü görülüyor.
Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında yazıyor. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.