E. Can Özer
İklim
4 Eylül 2026 16:34

Arktik’te Kış Geç Kalıyor: Deniz Buzunun Takvimi Yedi Buçuk Gün Kaydı

Arktik’te deniz buzunun erime dönemi 1979’dan bu yana ortalama 7,5 gün uzadı. Sonbaharda geç oluşan buzun kalınlaşmak için daha az zamanı kalıyor ve örtü bir sonraki yaza daha kırılgan giriyor.

Arktik’te Kış Geç Kalıyor: Deniz Buzunun Takvimi Yedi Buçuk Gün Kaydı

Fotoğraf: Anton Petrus / gettyimages

Her eylül, Arktik deniz buzu yılın en küçük yayılım alanına iner. Güneş kuzeyden çekilip hava soğudukça uydu haritalarındaki beyaz örtü geri dönmeye başlar. Kış boyunca genişleyen buz, mart ayında yıllık en yüksek seviyesine ulaşır.


Ancak bu dönüş giderek gecikiyor. Nature Reviews Earth & Environment dergisinde 2 Eylül’de yayımlanan çalışma, Arktik deniz buzunun erime döneminin uydu kayıtlarının başladığı 1979’dan bu yana yaklaşık 7,5 gün uzadığını gösteriyor. Değişimin büyük bölümünü sonbaharda buzun daha geç oluşması açıklıyor. Buradaki ‘geç gelen kış’, meteorolojik mevsimin bütün Arktik’te aynı tarihte kaydığı anlamına gelmiyor; ölçülen, yazın açılan deniz yüzeyinin yeniden donması için geçen süre.


Washington Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Melinda Webster’ın liderliğindeki ekip, kutup deniz buzuna ilişkin yaklaşık 50 yıllık araştırmayı taradı ve eğilimlere 15–20 yıllık yeni veri ekledi. Buzun kapladığı alanın yanı sıra oluşma ve erime zamanını, kalınlığını, yaşını, üzerindeki karı ve yüzey yapısını değerlendirdi. Çalışma bu yönüyle 2026’daki tek bir mevsimi değil, buz örtüsünün geçirdiği uzun dönemli fiziksel dönüşümü inceliyor.


Peki bir haftalık fark neden önemli? Webster’ın verdiği değerlere göre deniz buzu, üzerine düşen ışığın yüzde 60 ila 90’ını uzaya geri yansıtabiliyor. Koyu renkli okyanus suyunda bu oran yaklaşık yüzde 7. Buz çekildiğinde deniz yaz boyunca daha fazla enerji emiyor ve sonbaharda donmadan önce bu ısıyı kaybetmesi gerekiyor.


Okyanus sıcak kaldıkça donma gecikiyor. Buzun kış boyunca kalınlaşabileceği dönem kısalıyor, genç ve ince örtü de ilkbaharda daha kolay eriyor. Webster bu döngü nedeniyle buz örtüsünü iklim değişikliğinin ‘hem göstergesi hem de büyüteci’ olarak tanımlıyor. NOAA’nın Arktik değerlendirmesi ise deniz buzunun okyanus ile atmosfer arasındaki ısı ve nem alışverişini düzenlediğini belirtiyor. Açık suyun daha uzun süre kalması bu alışverişi de uzatıyor.


Uydu haritaları dönüşümün bir bölümünü gösteriyor. Bilim insanlarının ‘deniz buzu yayılımı’ dediği ölçü, buz yoğunluğunun en az yüzde 15 olduğu okyanus bölgelerinin toplamından oluşuyor. 1979’dan beri karşılaştırılabilir bir seri sağlayan bu yöntem, buzun kalınlığını veya yaşını doğrudan göstermiyor. Yeni oluşmuş ince bir tabakayla birkaç yazı atlatmış çok yıllık buz, yayılım hesabına aynı biçimde dahil edilebiliyor.


Oysa çok yıllık buz, birbirini izleyen kışlarda kalınlaştığı için yaz erimesine daha dayanıklı. NOAA’nın verilerine göre Eylül 2025’te dört yaşından büyük buzun alanı 95 bin kilometrekareye kadar geriledi. 1985–2004 ortalaması 1,72 milyon kilometrekareydi. Arktik’teki en yaşlı buz stoku, bu dönemin ortalamasının yaklaşık yüzde 5’ine indi. Çok yıllık buzun toplam alanı da 2005’e kıyasla yüzde 47 azaldı.


2026 ölçümleri aynı eğilimin güncel bir görüntüsünü sunuyor. Arktik deniz buzu 15 Mart’ta 14,29 milyon kilometrekareyle yıllık en yüksek yayılımına ulaştı. NASA ve ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’ne göre 2025 ve 2026, uydu kayıtlarındaki en düşük kış maksimumu bakımından istatistiksel olarak aynı düzeyde.


NASA Goddard Kriyosfer Bilimleri Laboratuvarı Başkanı Nathan Kurtz, ICESat-2 uydusunun 2026’da Arktik buzunun geniş bir bölümünü daha ince ölçtüğünü söylüyor. İncelmenin belirgin olduğu yerlerden biri Grönland’ın kuzeydoğusundaki Barents Denizi. NSIDC deniz buzu bilimcisi Walt Meier ise bir ya da iki düşük yılın kendi başına uzun dönemli sonuç çıkarmaya yetmeyeceğini hatırlatıyor. Bu ölçümler, 1979’dan beri devam eden değişim içinde değerlendirildiğinde anlam kazanıyor.


Arktik deniz buzunu Grönland’daki kara buzuyla karıştırmamak gerekiyor. Deniz buzu zaten suyun üzerinde yüzdüğü için erimesi küresel deniz seviyesini belirgin ölçüde yükseltmiyor. NSIDC’ye göre tatlı buz ile tuzlu su arasındaki yoğunluk farkından kaynaklanan küçük bir etki bulunuyor. Deniz seviyesindeki büyük artışı karadaki buz kaybı ve ısınan deniz suyunun genleşmesi oluşturuyor. Deniz buzunun iklimdeki ağırlığı ise güneş ışığını yansıtması ve okyanus-atmosfer ilişkisini düzenlemesinden geliyor.


Arktik besin ağı

Değişen buz takvimi Arktik besin ağını da etkiliyor. Daha ince buz ve kar suya daha fazla ışık ulaştırırken, açık deniz dönemi bazı bölgelerde alg üretimini artırabiliyor. NOAA’nın Arktik Okyanusu birincil üretim değerlendirmesi, deniz alglerinin yıllık net üretiminin 2003–2025 arasında Arktik genelinde yaklaşık yüzde 30,5 yükseldiğini hesaplıyor.


Daha fazla alg her canlı için daha fazla besin anlamına gelmiyor. NOAA araştırmacıları, alg patlamalarının zamanı ve tür bileşimi değiştiğinde onları tüketen canlılarla zamansal uyumsuzluk oluşabildiğini aktarıyor. Bazı bölgelerde toksin üreten zararlı algler daha sık görülürken Arktik morinası, Pasifik morsu ve bazı fok türleri gibi buza bağımlı hayvanlar yaşam alanı kaybediyor.


Derleme, buzun üzerindeki kar örtüsünün inceldiğini ve yüzeyin düzleştiğini de bildiriyor. Kutup ayıları ile foklar, kalın ve hareketlerle yığılmış buzun üzerinde biriken derin karı yavrulama inleri için kullanıyor. Haritada beyaz görünen alan değişmese bile daha düz buz ve daha ince kar aynı yaşam ortamını sunmuyor.


Araştırma Antarktika’yı da kapsıyor fakat iki kutuptaki sonuçlar birbirine yansıtmak mantıklı değil. Arktik karalarla çevrili bir okyanus, Antarktika ise okyanusla çevrili bir kıta. Webster’a göre güneydeki deniz buzunun hareketleri daha karmaşık, ölçüm yapmak daha zor ve uzun dönemli eğilim Arktik kadar açık değil. Dolayısıyla iki kutup aynı takvime sahip değil.


Arktik’teki değişim ise artık yalnız eylül sonunda görünen beyaz alanla okunmuyor. Yazdan geriye kalan buz kadar, denizin sonbaharda ne zaman yeniden donduğu da belirleyici hale geliyor. Kış geç başladığında buzun kalınlaşmak için zamanı azalıyor; bir sonraki yaz, daha zayıf bir örtüyle karşılanıyor.

Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Nepal'de Yağmur Yağmadığına Göre Sel Suları Nereden Geldi?

Nepalli araştırmacıların 31 Ağustos'ta yayımladığı ön rapor felaketin arkasındaki olaylar zincirine dair tabloyu biraz daha netleştirdi.
Çağla Üren

Meteorolojide 60 Saate Kadar Erken Uyarı Veren Sistem

İklim krizinin sebep olduğu ani hava olayları, başta tarım olmak üzere hayatın her alanı için tatsız sürprizlere yol açabiliyor. Günümüz teknolojisi ve gelişen zeka ile veri analitiği ise insanlığın elini güçlendiriyor. Bunun en önemli örneklerinden birisi de Prof. Dr. Hasan Tatlı’nın 60 saate kadar meteorolojik erken uyarı veren EWSI sistemi.
Arda Aşık

Dünya Kupası maçlarının 4'te 1'i Tehlikeli Sıcaklıklarda Oynanabilir

Yeni bir raporda, Miami, Kansas City, Philadelphia, Dallas ve Houston’ın 2026 Dünya Kupası sırasında maçların oynanacağı yerler arasında özellikle sıcak olabileceği uyarısında bulunuluyor.
Fernanda González

Dünya'daki Karmaşık Yaşamın Sonu Hesaplandı

Yeni bir çalışmaya göre, Dünya'daki karmaşık bitkisel yaşamın sonu daha önce düşünüldüğü kadar yakın olmayabilir.
Çağla Üren