Çağla Üren
İklim
2 Eylül 2026 16:22

Nepal'de Yağmur Yağmadığına Göre Sel Suları Nereden Geldi?

Nepalli araştırmacıların 31 Ağustos'ta yayımladığı ön rapor felaketin arkasındaki olaylar zincirine dair tabloyu biraz daha netleştirdi.

Nepal'de Yağmur Yağmadığına Göre Sel Suları Nereden Geldi?

Fotoğraf: Ritesh Shukla, Stringer/gettyimages

Dünyanın dört bir yanından yüzlerce bilim insanı; yaklaşık 950 kişinin ölümüne, 4 binden fazla kişinin kaybolmasına ve Nepal-Tibet sınırındaki çok sayıda kasaba ve hidroelektrik santralinin yıkılmasına yol açan büyük sel felaketinin sebebini ortaya çıkarmak için çalışıyor.

 

Nepal'de tek bir damla yağmur yağmaksızın meydana gelen yıkıcı sele dair ilk açıklamalardan biri ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'ndan gelmişti. İlk açıklamalar, olayın 4.4 büyüklüğündeki bir deprem sonucu heyelan oluşmasından kaynaklandığını düşündürüyordu. Olası bir baraj yıkılması da ihtimal dahilindeydi.

 

Ancak daha sonra ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), felaketin bir "buzul çökmesi"nden kaynaklandığını açıkladı. Bu da bir buzulun veya buzulun bir bölümünün parçalanması anlamına geliyor. Nepalli araştırmacıların 31 Ağustos'ta yayımladığı ön rapor felaketin arkasındaki olaylar zincirine dair tabloyu biraz daha netleştirdi.

 

Buzulun çökmesiyle başlayan felaket zinciri

Uydu görüntüleri, sismik kayıtlar ve bilim insanlarının analizleri, olayın Langtang Lirung masifinin kuzey yamacındaki dev bir kaya-buz kütlesinin kopmasıyla başlayan zincirleme bir afet olduğunu gösteriyor. Üstelik ilk haberlerde sözü edilen “deprem” de büyük ihtimalle felaketin nedeni değil, dağın çökmesinin yarattığı sismik sinyaldi.

 

USGS verilerine göre, çöken buzulun vadi tabanına çarpmasının etkisi o kadar güçlüydü ki, 5.2 büyüklüğünde bir depreme de neden oldu. Şimdilik en güçlü açıklama, Langtang Lirung'un kuzey yamacında hem ana kayanın hem de üzerindeki buzulun birlikte kopmasıyla oluşan dev bir kaya-buz çığı.

 

Ayrıca bunun bir buzul gölü taşkını olmadığına dair kanıtlar da güçlendi. Langtang Lirung, Nepal'in Rasuwa bölgesinde, Langtang Milli Parkı içinde yer alan yaklaşık 7 bin 234 metre yüksekliğinde bir Himalaya zirvesi.

 

Avrupa Yerbilimleri Birliği'nin (EGU) Hidrolojik Bilimler bölümü, kaynağı Langtang Lirung ile Tsangbu Ri arasındaki/kuzey yamacındaki buzul ve kaya yüzeyi diye tarif ediyor.

 

Yeni bulgu: Aslında sadece buzul çökmemiş

İlk saatlerde bulutlar ve olayın yarattığı toz nedeniyle uydu görüntüleri yeterince açık değildi. Bu yüzden bilim insanları yaklaşık 0,2 kilometrekarelik bir buzul parçasının koptuğunu düşünüyordu. Sonraki yüksek çözünürlüklü görüntüler tabloyu değiştirdi.

 

Grenoble Alpes Üniversitesi ve Calgary Üniversitesi'nden araştırmacılar, yeni görüntülerde buzulun altındaki ana kayanın da büyük ölçekte çöktüğünü belirledi. Değerlendirmeye göre, esas olay ana kaya/dağ yamacı çökmesiydi ve bu çökme üzerindeki buzulu da beraberinde götürdü.

 

Reading Üniversitesi'nden iklim bilimci Maria Shahgedanova'nın son tahminine göre kopan bölümün genişliği yaklaşık 1 ila 1,3 kilometre. Nepal Çevre Birliği'nin ön raporunda ise bulgular şöyle sıralandı:

 

- Kopma yaklaşık 08.37'de başladı;

- Başlangıç noktası yaklaşık 5 bin 200 metre yükseklikteydi;

- Kaya, buz ve enkaz yaklaşık 2 bin 930 metreye kadar indi;

- Yaklaşık 0,56 kilometrekarelik buzul alanı koptu;

- Kaya-buz kütlesi yaklaşık 22 kilometreyi yedi dakikadan biraz uzun sürede geçti, hızı ise saatte 167 kilometreydi.


Yağmur yağmadığı netleşti

Bilim insanları üst havzadaki meteorolojik verileri de inceledi ve felaketi açıklayabilecek olağanüstü bir yağış veya bulut patlaması bulamadı.


Nature'ın görüştüğü Columbia Üniversitesi'nden jeofizikçi Göran Ekström de olaydan önce aşırı yağış kaydedilmediğine dikkat çekiyor.

 

Bu kadar büyük su kütlesi nereden geldi?

 Nepalli araştırmacılar, olayın kaynağının buzul gölü taşkını olmadığı sonucuna da vardı. Olayın hâlâ olayın tam olarak çözülmemiş kısmı da yağış veya taşkın olmamasına rağmen bu denli büyük bir su kütlesinin nereden geldiği.

 

En güçlü hipotez ise birkaç mekanizmanın birlikte işlemiş olması. EGU'nun haritalarına göre, dev kütle kuzey yamaçtan aşağı indikten sonra Lhende Khola vadisine girdi. Buradaki küçük nehir daha sonra Bhote Koshi'ye, Bhote Koshi de Trishuli nehir sistemine bağlanıyor.

 

HiRisk araştırmacılarına göre, kaya-buz çığı vadinin tabanına ulaştığında burada büyük miktarda kaya kütlesiyle karşılaşmış ve nehri geçici olarak tıkamış olabilir. Su arkada biriktiğinde geçici bir doğal baraj oluşmuş ve bu baraj daha sonra çökmüş olabilir.

 

Baraj çöktüğünde suyla birlikte kaya, buz, çamur ve sediment aşağıya boşalmış, bu da sel felaketine neden olmuş olabilir. Nature da Nepal hükümetinin Çin'den aldığı uydu görüntülerinin, Lhende Khola'nın geçici olarak tıkandığını ve arkasında oluşan su kütlesinin daha sonra boşaldığını gösterdiğini aktarıyor.

 

Ayrıca, Nepal Çevre Birliği, Rasuwagadhi'de nehir seviyesinin sabah 05.00 ile 08.00 arasında düştüğünü, Syafrubesi'de ise debinin yaklaşık 07.00'den itibaren azalmaya başladığını tespit etti. Bu da tıkanıklık senaryosuyla uyumlu. Uluslararası Entegre Dağ Geliştirme Merkezi (ICIMOD) ölçümlerine göre sel dalgası Trishuli Nehri'nde yalnızca yaklaşık 30 dakika içinde 9 metrelik su seviyesi artışına yol açtı.

 

Dağ yamacı neden çöktü?

Bu noktada akla şu soru geliyor: Felaket zincirine yol açan çöküşün sebebi neydi? Bu noktada henüz kesin bir kanıt yok. Ancak uzmanlar, sebebin buzul çekilmesi ve permafrost çözülmesini içeren uzun vadeli bir süreç olduğunu düşünüyor.

 

Zira buzullar, dağ yamaçlarına mekanik destek sağlıyor. Buzul incelip geri çekildikçe daha önce buz tarafından desteklenen dik kaya yüzeyleri açığa çıkabiliyor.

 

Himalayalar'ın yüksek kesimlerindeki kaya çatlaklarında da buz, bir anlamda kayaları birbirine bağlayan bir “çimento” işlevi görebiliyor. Ancak buzun geri çekilmesiyle donmuş toprak (permafrost) çözülüyor ve su çatlaklara giriyor. Donma-çözülme döngüleri kayayı parçalayabiliyor ve kaya kütlesini dengesizleştirebiliyor.

 

Buz kaybının hızı 2000'den sonra yaklaşık iki katına çıktı

Nepal, dünyanın en yüksek sıradağları olan Himalayalar'ın merkezinde. Ülke, gezegenin en yüksek 14 dağından 8'ine ev sahipliği yapıyor ve her yıl binlerce dağcıyı ülkeye çekiyor. Hatta bunlardan biri de Himalayalar'ın en yükseği olan Everest.

 

Bu dağlardaki erime, iklim krizi ve turizm gibi faktörlerin etkisiyle hızlandıkça felaket riski de artıyor. ICIMOD'un Mart 2026'da yayımladığı buzul raporuna göre, Himalayalar'da buz kaybı 2000 yılı sonrasında iki kattan fazla hızlandı. 1990-2020 arasında Hindu Kush-Himalaya (HKH) buzulları yüzölçümlerinin yaklaşık yüzde 12'sini, tahmini buz rezervlerinin ise yüzde 9'unu kaybetti.

 

Rapor, Himalayalar'da 38 buzul üzerinde yapılan yaklaşık 50 yıllık saha ölçümlerini bir araya getiriyor.

 

İnsan idrarı bile erimeyi hızlandırıyor

Uzmanlara göre, felaketi iklim değişikliği veya turizme kesin olarak bağlamak şu noktada mümkün değil.

 

Ancak felaketle hemen hemen aynı zamana denk gelen bir Everest araştırması, insan faaliyetlerinin bölgedeki etkisini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre Everest Ana Kampı'ndaki turizm faaliyetleri nedeniyle her ilkbaharda yaklaşık 3 milyon kilogram buzul buzu ve kar eriyor.

 

International Journal of Sustainable Development & World Ecology'de yayımlanan araştırma, Everest'teki Khumbu Buzulu üzerinde kurulan ana kampın yerel ölçekte erimeyi hızlandırdığını gösteriyor.

 

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise Everest'teki insan atıklarının etkisi. Bilim insanlarının hesaplamasına göre insan idrarının taşıdığı ısı bile tek başına Khumbu Buzulu'nda yaklaşık 154 ton buz ve karın erimesinden sorumlu.

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

Meteorolojide 60 Saate Kadar Erken Uyarı Veren Sistem

İklim krizinin sebep olduğu ani hava olayları, başta tarım olmak üzere hayatın her alanı için tatsız sürprizlere yol açabiliyor. Günümüz teknolojisi ve gelişen zeka ile veri analitiği ise insanlığın elini güçlendiriyor. Bunun en önemli örneklerinden birisi de Prof. Dr. Hasan Tatlı’nın 60 saate kadar meteorolojik erken uyarı veren EWSI sistemi.
Arda Aşık

Dünya Kupası maçlarının 4'te 1'i Tehlikeli Sıcaklıklarda Oynanabilir

Yeni bir raporda, Miami, Kansas City, Philadelphia, Dallas ve Houston’ın 2026 Dünya Kupası sırasında maçların oynanacağı yerler arasında özellikle sıcak olabileceği uyarısında bulunuluyor.
Fernanda González

Dünya'daki Karmaşık Yaşamın Sonu Hesaplandı

Yeni bir çalışmaya göre, Dünya'daki karmaşık bitkisel yaşamın sonu daha önce düşünüldüğü kadar yakın olmayabilir.
Çağla Üren

9 Soruda El Nino Alarmı: Okyanuslarda depolanan ısı atmosfere aktarılacak

Türkiye ve dünyayı ne bekliyor? Uzmanlar, El Niño'nun yalnızca Pasifik Okyanusu'nu ilgilendiren bir deniz olayı olmadığını, dünyanın dört bir yanındaki sıcaklıkları, yağış düzenlerini, tarımı, enerji sistemlerini, su kaynaklarını ve ekonomileri etkileyen en güçlü doğal iklim döngülerinden biri olduğunu vurguluyor.
Çağla Üren