Tülin Açıkbaş
Sağlık
1 Mayıs 2026 10:39

‘Kanserojen’ olarak sınıflandırılmamış tarım ilaçları ve kanser arasında güçlü bir ilişki tespit edildi

Yeni bir çalışma, pestisit maruziyetinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan insanların belirli kanser türlerine yakalanma olasılığının belirgin şekilde arttığını gösterdi.

‘Kanserojen’ olarak sınıflandırılmamış tarım ilaçları ve kanser arasında güçlü bir ilişki tespit edildi

Fotoğraf: Vithuin Khamsong/gettyimages

Pasteur Enstitüsü ve Toulouse Üniversitesi dahil olmak üzere uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, Peru'dan gelen çevresel veriler, ulusal kanser kayıtları ve biyolojik analizleri bir araya getirerek bu alandaki en kapsamlı değerlendirmelerden birini sunuyor. Pestisitler gıda, su kaynakları ve çevrede yaygın bulunuyor. Çoğu zaman birden fazla kimyasalın karışımı şeklinde insanlara ulaşıyor. Ancak bugüne kadar yapılan araştırmalar genellikle tek tek maddelere odaklandığı için gerçek hayattaki maruziyet koşullarını tam olarak yansıtmakta yetersiz kalıyordu. Bu çalışmada ise farklı kimyasalların birlikte etkisini ve çevresel koşulları dikkate alan bütüncül bir yaklaşım benimsendi.


Peru neden seçildi?

Araştırma için seçilen Peru, yoğun tarım yapılan bölgeleri, farklı iklim ve ekosistemleri ve belirgin sosyal eşitsizlikleriyle dikkat çekiyor. Ülkede kanser giderek önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelirken, pestisit maruziyeti de endişe verici düzeylere ulaşıyor. Veriler, özellikle yerli halklar ve kırsal toplulukların daha yüksek düzeyde pestisite maruz kaldığını gösteriyor. Bu grupların ortalama olarak aynı anda yüksek yoğunlukta 12 farklı pestisite maruz kaldığı tespit edildi.

Araştırmacılar, 2014-2019 yılları arasında pestisitlerin çevrede nasıl yayıldığını modelleyerek ülke genelinde yüksek çözünürlüklü bir risk haritası oluşturdu. Bu modelleme, tarımda kullanılan ve en azından şimdilik Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kanserojen’ olarak sınıflandırılmamış 31 kimyasalı kapsıyor.


Elde edilen harita, 2007-2020 yılları arasında kanser teşhisi konan 150 binden fazla hastanın coğrafi verileriyle karşılaştırıldı. Sonuçlar, pestisit maruziyetinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan insanların belirli kanser türlerine yakalanma olasılığının belirgin şekilde arttığını gösterdi. Bu bölgelerde kanser riskinin ortalama yüzde 150 daha yüksek olduğu hesaplandı.


Kanser öncesi ‘sessiz’ biyolojik etkiler

Araştırma, pestisitlerin hastalık ortaya çıkmadan önce hücresel düzeyde değişimlere yol açabileceğini de ortaya koydu. Özellikle karaciğerin, kimyasalların metabolize edildiği ana organ olması nedeniyle çevresel maruziyetin erken uyarı noktası olduğu belirtildi. Moleküler analizler, pestisitlerin hücrelerin işlevini ve kimliğini koruyan biyolojik süreçleri bozduğunu gösterdi. Bu değişimlerin kanser gelişmeden önce ortaya çıktığı ve zaman içinde birikerek dokuları enfeksiyon, iltihaplanma ve diğer çevresel stres faktörlerine karşı daha savunmasız hale getirdiği ifade edildi.


Küresel sağlık politikaları için uyarı

Çalışmanın sonuçları, geleneksel toksikoloji yaklaşımlarını da sorguluyor. Mevcut sistemler genellikle tek bir kimyasalın güvenli dozunu belirlemeye odaklanırken, bu araştırma gerçek hayatta insanların birden fazla kimyasala aynı anda maruz kaldığını ve bu durumun riskleri artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar ayrıca El Niño gibi aşırı hava olaylarının da pestisit kullanımını ve çevreye yayılımını değiştirerek maruziyeti artırabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle risk değerlendirme ve halk sağlığı politikalarının yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

kanser peru pestisit

25 yıldır sağlık, wellness, güzellik ve lifestyle üzerine yazılar yazıyor. Kariyerine televizyon muhabirliği ile başladı. Gazete muhabirliği, editörlüğü ve köşe yazarlığının ardından kendi mecrasında dijital yayıncılık yaptı. Bitmeyen merakı, her gün bir şeyler öğrenme hevesi ve yazma tutkusuyla şimdilerde WIRED Türkiye Yazı İşleri Müdürü olarak keşfetmeye devam ediyor.

Tülin Açıkbaş

DAHA FAZLASI

Menopozun Yeni Organı: Bağırsak

Menopoz üzerine yapılan araştırmalar, uzun süre östrojenin düşüşüne ve bunun yol açtığı sonuçlara odaklandı. Şimdi araştırmacılar başka bir yere bakıyor: Bağırsak mikrobiyotası.
Tülin Açıkbaş

Sıçan Beyinlerinden Geliştirilen Yapay Zeka Modelleri Gerçeğe Bir Adım Daha Yaklaştı

The Biological Computing Company, yapay zeka araçlarını Amazon Web Services’e taşıyarak doğayı kodla buluşturmayı hedefleyen, bir zamanlar marjinal sayılan alana önemli bir destek sağlıyor.
Lauren Goode

Çikolata Koklamak Antrenman Performansını Artırıyor

Yeni bir klinik çalışma, koku duyusunun erkeklerin spor performansı üzerindeki şaşırtıcı etkisini gözler önüne serdi.
Çağla Üren

Solucanların Yaşam Süresini Yüzde 43 Oranında Uzatmayı Başardılar. Peki Ama Neden?

Yeni bir araştırma, manyetik alanlara tepki verebilen bir bakteri türünün, yaşlanmayla bağlantılı bir hücre ölümü mekanizmasını baskıladığını ortaya koydu.
Çağla Üren