Tülin Açıkbaş
Sağlık
13 Temmuz 2026 16:33

Kanser Artık ‘Bir Eşitsizlik Hikayesi’

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2026 Kanser Durum Raporu, kanserin sadece biyolojik değil, ekonomik eşitsizlik sorunu olduğunu da ortaya koyuyor.

Kanser Artık ‘Bir Eşitsizlik Hikayesi’

Görsel: NurPhoto/gettyimages

2026 Küresel Kanser Durum Raporu; başta Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı olmak üzere Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve saygın üniversitelerden bilim insanlarının katılımıyla hazırlanan, çok taraflı ve küresel bir çalışma.


Araştırmada; dünya çapında hızla artan kanser yükü, bu yükün getirdiği derin eşitsizlikler ve kağıt üzerindeki planlar ile uygulamalar arasındaki büyük uçuruma dikkat çekiliyor. Rapora göre; dünyanın her bölgesinde ve tüm gelir düzeylerindeki ülkelerde kanser yükü; sağlık sistemleri, ekonomiler, bireyler ve aileler üzerinde derinleşerek büyümeye devam ediyor.


Meme kanseri ve çocukluk çağı kanserlerine ilişkin güncel sağkalım verileri bu eşitsizliği açık biçimde ortaya koyuyor. Yüksek gelirli ülkelerde beş yıllık net sağkalım oranı yüzde 85'in üzerine çıkarken, düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 45'in altına düşüyor. Sahra altı Afrika gibi düşük gelirli bölgelerde meme kanseri hayatta kalma oranı yüzde 39’ken, çoğu yüksek gelirli ülkede bu oran dört kat daha fazla. Kanser teşhisi alanların ve ailelerinin yüzde 45-60’ı ‘katastrofik’ sağlık harcaması ile karşı karşıya kalıyor. Bu durum; haneleri yoksulluğa, gıda güvensizliğine ve çocuklarının eğitiminin aksamasına sürükleyen ekonomik yük olarak kendini gösteriyor.


Temel kanser ilaçlarının hastanelerde bulunabilirliği yüksek gelirli ülkelerde yüzde 68-94 arasındayken, düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 9-54 gibi düşük seviyelerde. Düşük ve orta gelirli ülkelerde hastaların yüzde 90'a yakını ekonomik yük nedeniyle tedaviyi tamamlayamıyor. Radyoterapiye erişim yüksek gelirli ülkelerde yüzde 93’ken düşük gelirli ülkelerde sadece yüzde 17. Hatta birçok düşük gelirli ülkede radyoterapi cihazı bile yok. Yani kişinin hayatta kalma şansı artık hastalığın biyolojisinden ziyade yaşadığı yere ve ekonomik koşullarına bağlı.


Yüksek gelirli ülkelerde kanser sağkalımını artıran en temel unsur, birinci basamak sağlık hizmetleri üzerinden yürütülen erken tanı programları. Düşük ve orta gelirli ülkelerin büyük bölümünde bu programlar; yetersiz altyapı, uzman personel eksikliği ve sürdürülebilir finansman yetersizliği nedeniyle yaygın biçimde uygulanamıyor.


Ülkelerin yalnızca yüzde 28'i evrensel sağlık güvencesi kapsamındaki hizmet paketlerine kanser tedavilerini dahil ediyor. Bu durum, dünya nüfusunun önemli bir bölümünün temel kanser hizmetlerine erişemediği anlamına geliyor.

DSÖ'nün Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında belirlediği hedef, 2030 yılına kadar kanser kaynaklı erken ölümleri üçte bir oranında azaltmak. Ancak bu hedefe ulaşmak zor görünüyor çünkü yalnızca 12 ülke bu hedefe ulaşma yolunda ilerliyor. 48 ülkede ise artan kanser yüküne bağlı olarak erken ölüm oranları yükselmeye devam ediyor.

 

2026 Kanser Durum Raporu, kanser nedeniyle her gün 26 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini ortaya koyuyor. Yılda 20.6 milyon yeni vaka ve yaklaşık 10 milyon ölüm kaydediliyor. Acil önlem alınmaması halinde yıllık vaka sayısının 2050’de 35 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Kanserin 2020-2050 yılları arasındaki kümülatif küresel ekonomik maliyetinin 33.2 trilyon ABD dolarını aşacağı tahmin ediliyor.


Raporu değerlendiren Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er de kanserin neredeyse hemen herkesin hayatına dokunduğunu söylüyor. Bir insanın kendisi veya birinci derece yakınlarında kanser çıkma riskinin yüzde 92 gibi yüksek bir oran olduğunu belirtiyor.  “2050’de 34.4 milyon yeni vaka bekleniyor. En büyük artış az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yaşanacak” diyor.


Er, rapordan çıkan 3 stratejik dönüşüm önerisini şöyle yorumluyor:

  • Daha İyi Kapasite: Kanser kontrolünün ulusal Genel Sağlık Sigortası (UHC) sistemlerine entegre edilmesi ve sağlık personeline yatırım yapılması.
  • Daha İyi Koruma: Kanseri deneyimlemiş kişilerin karar mekanizmalarının merkezine alınması ve hastalar için sosyal koruma ağlarının güçlendirilmesi.
  • Daha İyi Değer: Araştırma ve inovasyonların halk sağlığı ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesi, pahalı teknolojiler yerine temel tarama, teşhis ve tedavi ilaçlarına (özellikle düşük-orta gelirli ülkelerde) adil erişim sağlanması.

  

2024 yılı dünya genelinde toplam kanser vakası 19 milyon 498 bin 127 oldu:

  • Asya: 10 milyon 347 bin 487 (Yüzde 53.1)
  • Avrupa: 4 milyon 84 bin 307 (Yüzde 20.9)
  • Kuzey Amerika: 2 milyon 171 bin 764 (Yüzde 11)
  • Latin Amerika ve Karayipler: 1 milyon 497 bin 228 (Yüzde 7.7)
  • Afrika: 1 milyon 187 bin 697 (Yüzde 6.1)
  • Okyanusya: 209 bin 644 (Yüzde 1.1)

 

Ölüm oranları da aynı sırayla seyretti. Erkeklerde sırasıyla en çok akciğer, kolorektal kanser ve karaciğer kanserleri görülüyor. Kadınlarda ise meme, akciğer ve kolorektal kanserler listenin başında yer alıyor. Türkiye, erkeklerde akciğer kanserine bağlı ölümlerde en yüksek rakama sahip. Akciğer kanserinin dünyadaki en büyük nedeni olan tütün kullanımı konusunda Türkiye, dünya ortalamasının üzerinde.

 

DSÖ'ye göre dünya temel bir tercih yapmak zorunda. Rapora göre; acil, bütüncül ve sürdürülebilir adımlar atılmadığı takdirde kanser vakaları artmaya devam edecek. Önlenebilir ölümler çoğalacak ve ve uzun yıllar boyunca yapılan yatırımlarla elde edilen kazanımlar tehlikeye girecek.


Raporun ilk sayfalarında yer alan temel tespit, aynı zamanda vardığı sonucu da özetliyor: Kanser neredeyse herkese dokunan bir hastalık. Ancak insanların bu hastalıkla nasıl karşılaştığı ve ondan nasıl etkilendiği büyük ölçüde yaşadıkları ülkeye, sağlık sistemine ve hizmetlere erişimlerine bağlı.


Bu nedenle DSÖ, 2026 Küresel Kanser Durum Raporu'nda kanseri yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak değil, sağlık sistemlerinin dayanıklılığını, toplumların eşitlik anlayışını ve ülkelerin gelecek vizyonunu sınayan küresel bir mesele olarak tanımlıyor. 

25 yıldır sağlık, wellness, güzellik ve lifestyle üzerine yazılar yazıyor. Kariyerine televizyon muhabirliği ile başladı. Gazete muhabirliği, editörlüğü ve köşe yazarlığının ardından kendi mecrasında dijital yayıncılık yaptı. Bitmeyen merakı, her gün bir şeyler öğrenme hevesi ve yazma tutkusuyla şimdilerde WIRED Türkiye Yazı İşleri Müdürü olarak keşfetmeye devam ediyor.

Tülin Açıkbaş

DAHA FAZLASI

Bilim, TikTok’ta Viral Olan “Barbie İlacı” Melanotan Hakkında Ne Diyor?

Bu peptit, güneşe daha az maruz kalarak hızlı bir bronzlaşma vaat ediyor, ancak hiçbir zaman ilaç olarak onaylanmadı ve uzun vadeli güvenliği hâlâ belirsizliğini koruyor.
Jorge Garay

Bir Futbol Finali İzlemek Vücudunuza İşte Böyle Bir Etki Yapıyor

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, yüzlerce futbol taraftarı, favori takımları bir turnuvanın finaline yükselene kadar izlendi: Stres seviyeleri aniden yükseldi ve kalp atışları garip bir şekilde değişti.
Jorge Garay

100 Yaşını Gören İnsanlardaki Ortak Kişilik Özelliği Belirlendi

İtalya'nın, dünyada insanların en uzun yaşadığı bölgeler arasında gösterilen Sardinya Adası'nda yapılan araştırmaya göre, kişilik yapısı insanların yaşlanma sürecinde karşılaştıkları zorluklarla nasıl başa çıktığını ve aktif bir yaşam sürdürme olasılıklarını etkileyebiliyor.
Çağla Üren

Akdeniz'de 'Et Yiyen Bakteri' Tartışması: Türkiye Risk Altında Mı?

Uzmanlar, "et yiyen bakteri" konusundaki gelişmelerin artan deniz suyu sıcaklıkları ve iklim krizinin etkileriyle yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekerken, et yiyen bakteri türlerinin Türkiye'nin Akdeniz kıyılarını da etkileyip etkilemeyeceği yönünde soru işaretleri gündeme geldi.
Çağla Üren