İçe atılan dertler yaşlılarda hafıza kaybına neden olabilir
Yeni araştırmanın en dikkat çekici sonucu, içselleştirilen stresin hafıza üzerindeki etkisi oldu. Umutsuzluk hissi ve stresli deneyimleri ifade etmek yerine bastırma eğilimiyle tanımlanan bu stres türünün, zaman içinde hafıza performansında belirgin bir kötüleşmeyle güçlü biçimde ilişkili olduğu tespit edildi.
Mohamed Hassan, John Hain/Pixabay, Edited: MK
ABD’de Rutgers Health bünyesinde yapılan yeni bir araştırma, insanların dışa vurmak yerine içlerine attıkları stres faktörlerinin, yaşlılar arasında hafıza kaybı riskini artırabileceğini ortaya koydu. The Journal of Prevention of Alzheimer's Disease'te yayımlanan çalışmada, 60 yaş üzerindeki Çinli yetişkinlerde bilişsel gerileme riskini etkileyen faktörler incelendi. Araştırmacılara göre, yaşlanan Asya kökenli Amerikan nüfusunun hızla artmasına rağmen, bu toplulukta beyin sağlığına dair önemli bilgi boşlukları bulunuyor.
Kültürel baskılar ve görünmeyen duygusal yük
Araştırma, kültürel beklentilerin ruh sağlığı üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Özellikle “azınlık” stereotipi, Asya kökenli Amerikalıları sürekli başarılı, eğitimli ve sağlıklı bireyler olarak gösterirken, bu algının duygusal sorunların görünmez kalmasına yol açabileceği belirtiliyor. Buna ek olarak, birçok yaşlı göçmenin dil bariyerleri ve kültürel uyum sorunlarıyla karşı karşıya olduğu, bunun da kronik strese katkıda bulunduğu ifade ediliyor. Araştırmacılar, bu tür stres ve umutsuzluk duygularının çoğu zaman fark edilmediğini ancak beyin yaşlanması üzerinde kritik bir etkisi olabileceğini vurguluyor.
Binlerce kişinin verisi analiz edildi
Araştırma kapsamında, geniş ölçekli bir veri seti incelendi. Chicago bölgesinde yaşayan bin 500’den fazla katılımcıyla 2011-2017 yılları arasında yapılan görüşmelerden elde edilen veriler kullanıldı. Bilim insanları üç temel sosyo-davranışsal faktöre odaklandı: Stresin içselleştirilmesi, mahalle ve topluluk bağları ile dışsal stres azaltma mekanizmaları.
Kritik bulgu: İçselleştirilen stres
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, içselleştirilen stresin hafıza üzerindeki etkisi oldu. Umutsuzluk hissi ve stresli deneyimleri ifade etmek yerine bastırma eğilimiyle tanımlanan bu stres türünün, zaman içinde hafıza performansında belirgin bir kötüleşmeyle güçlü biçimde ilişkili olduğu tespit edildi.
Buna karşılık, topluluk dayanışması veya dışsal stres azaltma gibi diğer faktörlerin hafıza değişimleriyle anlamlı bir bağlantı göstermediği görüldü. Araştırmacılara göre, içselleştirilen stres değiştirilebilir bir faktör olduğu için bu bulgu önemli bir müdahale alanına işaret ediyor. Özellikle kültürel hassasiyetleri gözeten, yaşlı bireylerin duygusal yüklerini ifade edebilmelerini destekleyen programların geliştirilmesi, hem ruh sağlığını hem de bilişsel sağlığı korumada etkili olabilir.
25 yıldır sağlık, wellness, güzellik ve lifestyle üzerine yazılar yazıyor. Kariyerine televizyon muhabirliği ile başladı. Gazete muhabirliği, editörlüğü ve köşe yazarlığının ardından kendi mecrasında dijital yayıncılık yaptı. Bitmeyen merakı, her gün bir şeyler öğrenme hevesi ve yazma tutkusuyla şimdilerde WIRED Türkiye Yazı İşleri Müdürü olarak keşfetmeye devam ediyor.