Hollywood Haklı Çıktı: Dinozorları Yok Eden Asteroit, Yeraltında Gizli Bir Vaha Yaratmış
Glasgow Üniversitesi öncülüğündeki yeni araştırma, asteroidin dinozorları yok ederken, aynı zamanda yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına uygun bir yeraltı ortamı oluşturduğunu ortaya koydu.
İllüstrasyon: All About Space/gettyimages
İskoçya'daki Glasgow Üniversitesi'nden bilim insanlarının da aralarında yer aldığı uluslararası araştırma ekibi, bir kuyruklu yıldızın Dünya'ya düşüp yaşamı tehdit ettiği kıyamet sonrası film serisi "Greenland"in senaryosunu haklı çıkarabilecek bir araştırmaya imza attı.
Serinin Prime Video'da yayımlanan ikinci filmi ‘Greenland 2: Migration’da yıllar süren sığınak ve izolasyon hayatından sonra karakterler, kuyruklu yıldızın düştüğü kraterde, sıvı suyun yer aldığı yeni bir yaşama elverişli alan bulmak üzere yola çıkıyor. Sonunda gerçekten de kraterde yaşanabilir ve ekip biçilebilir devasa bir alan keşfediyorlar.
Filmde sıklıkla 60 milyon yıl önce dinozorların yeryüzünden silinmesine yol açan göktaşının yaratmış olabileceği yeni yaşam koşullarına referans veriliyor. Glasgow Üniversitesi öncülüğündeki yeni araştırma da bu asteroidin dinozorları yok ederken, aynı zamanda yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasına uygun bir yeraltı ortamı oluşturduğunu ortaya koydu.
Hakemli bilimsel dergi Communications Earth & Environment'ta yayımlanan araştırmaya göre bu yaşam dostu hidrotermal sistem, düşünüldüğünden çok daha uzun süre varlığını sürdürdü. Ekip, söz konusu göktaşının düştüğü, Meksika'daki Chicxulub kraterinden alınan kaya örneklerini gelişmiş analiz yöntemleriyle inceledi ve çarpışmanın jeolojik etkilerini bilgisayar modelleriyle yeniden oluşturdu.
Çalışma, yalnızca Dünya'da yaşamın nasıl ortaya çıkmış olabileceğine değil, başka gezegenlerde yaşam arayışına da yeni ipuçları sunuyor.
Yok oluşa neden oldu, yaşam için de ortam hazırladı
Yaklaşık 66 milyon yıl önce, çapı yaklaşık 10 kilometre olan asteroit Meksika'nın Yucatán Yarımadası'na çarptı. Bu olay, Dünya'daki bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 75'inin yok olmasına yol açtı. Kuş olmayan tüm dinozorlar da bu felakette ortadan kayboldu.
Çarpışma sonucunda yaklaşık 200 kilometre çapında dev bir krater oluştu ve etkileri yer kabuğunun derinliklerine kadar ulaştı. Ancak araştırmacılara göre bu yıkıcı olayın ardından yer altında yaşam için elverişli koşullar ortaya çıktı. Çarpmanın erittiği kayaçlar, Meksika Körfezi'nden gelen deniz suyuyla etkileşime girerek sıcak su dolaşımına sahip bir hidrotermal sistem oluşturdu.
Bu süreçte meydana gelen gözenekli ve çatlaklı kayaçlar, sıcak suyla dolu sayısız mikroskobik boşluk yarattı. Bilim insanlarına göre bu tür ortamlar mikrobiyal yaşam için son derece uygun koşullar sağlıyor.
Sistem sekiz milyon yıl boyunca aktif kalmış
Daha önce yapılan çalışmalar, Chicxulub çarpmasının oluşturduğu hidrotermal sistemin yaklaşık iki milyon yıl sürdüğünü öne sürüyordu. Ancak yeni araştırma bu tahminin önemli ölçüde düşük olduğunu gösterdi.
2016'da gerçekleştirilen bilimsel sondaj çalışmaları kapsamında araştırmacılar kraterin merkezindeki "tepe halkası" bölgesinden kaya örnekleri topladı. Bu örnekler arasında, çarpma sonrasında sıcak sıvıların dolaşımıyla oluşan potasyum bakımından zengin feldispat mineralleri de bulunuyordu.
İskoçya'daki SUERC İzotop Bilimleri Merkezi'nde çalışan Annemarie Pickersgill ve ekibi, argon-argon tarihlendirme yöntemi kullanarak bu minerallerin yaşlarını belirledi. Analizler, hidrotermal aktivitenin çarpmanın gerçekleştiği 66 milyon yıl öncesinden yaklaşık 58 milyon yıl öncesine kadar devam ettiğini gösterdi. Bu da sistemin en az sekiz milyon yıl boyunca aktif kaldığı anlamına geliyor.
Araştırmacılar böylece Chicxulub'un, bugüne kadar belgelenmiş en uzun ömürlü çarpma kaynaklı hidrotermal sistem olduğunu belirledi.
Yaşamın kökenine dair yeni ipuçları
Bilim insanları, Dünya üzerinde sıcak su bulunan her yerde yaşamın da bulunduğunu vurguluyor. Araştırmanın yazarlarından Pickersgill, "Asteroit çarpmalarının hidrotermal sistemler oluşturduğunu uzun zamandır biliyoruz. Ancak bu sistemin beklediğimizden dört kat daha uzun süre aktif kaldığını görmek bizi şaşırttı" dedi.
Araştırmacılar yeni bulgulara dayanarak güncellenmiş bilgisayar simülasyonları oluşturdu. Modeller, kayaçların yüksek geçirgenliği, çarpışmadan kalan ısının uzun süre korunması ve bölgenin doğal jeotermal özelliklerinin birlikte çalışarak sistemin milyonlarca yıl boyunca devam etmesini sağladığını ortaya koydu.
Mars'ta yaşam arayışına katkı sağlayabilir
Çalışmanın sonuçları yalnızca Dünya'nın geçmişi açısından değil, başka gezegenlerde yaşam arayışı açısından da önem taşıyor. Araştırmacılara göre Mars gibi kalın bir atmosfere sahip olmayan gezegenler tarihleri boyunca çok daha fazla asteroid çarpmasına maruz kaldı. Üstelik bu çarpmaların bir kısmı, gezegende sıvı suyun daha yaygın olduğu dönemlerde meydana gelmiş olabilir.
Bu durum, Chicxulub benzeri uzun ömürlü hidrotermal sistemlerin Mars'ta da oluşmuş olabileceği anlamına geliyor. Araştırmacılar, çarpma sonucu oluşan çatlaklı ve gözenekli kayaçların mikroorganizmalar için radyasyondan ve aşırı sıcaklıklardan korunaklı sığınaklar oluşturabileceğini belirtiyor.
Gelecekteki uzay görevlerine rehber olabilir
Çalışmanın ortak yazarlarından Evangelos Christou, gelişmiş bilgisayar simülasyonlarının ilk kez ısı, kayaç yapısı ve su akışı arasındaki karmaşık ilişkileri bu kadar ayrıntılı biçimde modellemeyi mümkün kıldığını söyledi.
Bilim insanlarına göre elde edilen sonuçlar, gelecekte Mars ve diğer gezegenlere gönderilecek keşif araçlarının hangi kraterleri incelemesi gerektiğine dair önemli bilgiler sağlayabilir.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.