Çağla Üren
Bilim
2 Nisan 2026 11:00

Bilim İnsanları Bitkilerin 'Sayı Sayabildiğini'Tespit Etti

Yeni bir araştırma, 'küstüm otu' olarak bilinen 'Mimosa pudica' bitkisinin, maruz kaldığı ışık olaylarının sayısını takip edebildiğini ve bu sayıya göre hareketlerini düzenlediğini ortaya koydu.

Bilim İnsanları Bitkilerin 'Sayı Sayabildiğini'Tespit Etti

Fotoğraf: Arterra/gettyimages

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

Bilim dünyası uzun süredir bilişsel yeteneklerin, hafızanın ve öğrenmenin sadece sinir sistemine sahip canlılara özgü olduğunu varsayıyordu. Ancak yeni bir araştırma, "küstüm otu" olarak bilinen "Mimosa pudica" bitkisinin, maruz kaldığı ışık olaylarının sayısını takip edebildiğini ve bu sayıya göre hareketlerini düzenlediğini ortaya koydu.


Genellikle dokunulduğunda yapraklarını kapatmasıyla tanınan Mimosa pudica, laboratuvarda yapılan sıra dışı deneyde sadece ışığa tepki vermediğini, aynı zamanda geçmişteki ışık olaylarını "sayarak" gelecekteki karanlık dönemleri tahmin edebildiğini gösterdi.


Deney nasıl yapıldı?

Araştırma üç ana aşamadan oluştu. İlk olarak, bitkiler iki gün boyunca 12 saat ışık aldı ve 12 saat karanlıkta bırakıldı. Üçüncü gün ise ışıklar hiç açılmadı. Yaklaşık 15 gün sonra bitkiler bu düzene uyum sağladı. Işığın açılacağı günlerde, henüz ışık açılmadan hemen önce hareketliliğin arttığı, ışığın açılmayacağı üçüncü günde ise bu hareketliliğin azaldığı gözlemlendi.


Daha sonra, bitkilerin sadece zamana mı güvendiğini yoksa olayları mı saydığını anlamak için gün süresi 20 saate düşürüldü. Bitkiler bu yeni tempoya hemen uyum sağlayarak "2 gün ışık ve 1 gün karanlık" kuralını uygulamaya devam etti.


En şaşırtıcı sonuç ise rastgele zamanlama aşamasında geldi. Gün uzunlukları 10 ile 32 saat arasında rastgele değiştirilse de, bitkiler 12-24 saat aralığındaki döngülerde "olay sayısını" takip etmeyi sürdürdü.


"Nöronsuz biliş" mümkün mü?

Bitkilerin beyni veya sinir hücresi yok. Bu noktada bu "sayma" işlemini nasıl yaptıkları merak konusu. Bilim insanları, bitkilerin kalsiyum salımı, hormonal düzenlemeler ve gen ifadelerini düzenleyen biyokimyasal ve metabolik ağlarının bir tür "biyolojik bilgisayar" gibi çalıştığını düşünüyor.


Araştırmanın sonuçlarına göre, bitkilerin ilk düzeni öğrenmesi yaklaşık 15 gün sürdü ve bu süreç hayvanlardaki öğrenme grafikleriyle benzerlik gösterdi. Bitkilerin bu "sayma" yeteneğinin bir alt ve üst sınırı olduğu da görüldü. 6 saatten kısa ışık olaylarını algılayamadıkları, 72 saatten uzun süren bilgileri ise hafızalarında tutmakta zorlandıkları saptandı.


Neden önemli?

Çalışma, bilişsel yeteneklerin sinir sisteminden bağımsız olarak, karmaşık biyokimyasal sistemlerde de gelişebileceğini kanıtlıyor. Eğer bir bitki olayları sayabiliyor ve buna göre "karar verebiliyorsa", zekayı sadece beyinle sınırlı görmek hata olabilir.

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

Sorun Kutup Ayılarından İbaret Olmamalı

Sıfır Atık Başkanı Samed Ağırbaş, sürdürülebilirlik konusunda sahadaki gündem ile uluslararası söylem arasında büyük bir fark olduğunu düşünüyor. Atılan bombaların çevreye etkisinin kutup ayılarının geleceği kadar konuşulmadığına dikkat çekiyor.

Geleceğin Tüketicisini Yetiştirmek

Sürdürülebilirlik eğitimi, çocuklara sadece daha az ile yetinmeyi değil neyi, neden ve nasıl tükettiklerini, bunun gezegene maliyetini anlatmanın bir yolu.

Denizlerde Dijital Dönüşüm

Sürdürülebilir bir dünya hedefinin kilit alanları denizler, yapay zeka destekli simülasyonlar sayesinde artık sadece izlenen değil, dijital ikizleriyle geleceği test eden sistemlere dönüşüyor.

Kenar Süsü Yerine Ölçeklendirme

Türkiye’de iklim teknolojileri yatırımı, sürdürülebilirlik raporlarının kenar süsü olmaktan çıkıp kendi başına bir yatırım alanı haline geliyor. Ancak regülasyon ve hibe ile farklı bir boyuta evrilmesi gerekiyor.