Akdeniz'de 'Et Yiyen Bakteri' Tartışması: Türkiye Risk Altında Mı?
Uzmanlar, "et yiyen bakteri" konusundaki gelişmelerin artan deniz suyu sıcaklıkları ve iklim krizinin etkileriyle yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekerken, et yiyen bakteri türlerinin Türkiye'nin Akdeniz kıyılarını da etkileyip etkilemeyeceği yönünde soru işaretleri gündeme geldi.
İllüstrasyon: smartboy10, stocktrek/gettyimages (WIRED Türkiye ekibi tarafından düzenlenmiştir)
Haziranın son haftası Akdeniz'de -özellikle İspanya'da- "et yiyen bakteri" nedeniyle alarma verildiği yönünde haberler basına yansıdı. İspanyol basını, ülkede bazı plajların geçici olarak kapatıldığını bildirdi.
Uzmanlar, bu gelişmelerin artan deniz suyu sıcaklıkları ve iklim krizinin etkileriyle yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekerken, et yiyen bakteri türlerinin Türkiye'nin Akdeniz kıyılarını da etkileyip etkilemeyeceği yönünde soru işaretleri gündeme geldi.
"Et yiyen bakteri" nedir?
Halk arasında “et yiyen bakteri” dendiğinde genellikle Vibrio bakterisi türleri ve özellikle de Vibrio vulnificus kastediliyor.
Vibrio vulnificus, genellikle sıcak ve hafif tuzlu kıyı sularında, özellikle de yaz aylarında görülen ve ölümcül enfeksiyonlara yol açabilen bir bakteri türü. Çiğ veya az pişmiş kabuklu deniz ürünlerinin (midye, istiridye gibi) tüketimi veya açık yaraların enfekte deniz suyuyla teması sonucu enfeksiyona sebebiyet verebiliyor.
Bu tür, açık yara yoluyla bulaştığında bölgedeki dokuları tahrip ederek bazı durumlarda uzuv kaybına yol açabildiği için "et yiyen bakteri" diye anılıyor.
Deniz ürünlerinin tüketimi yoluyla bulaştığında ise ateş, titreme, ishal, mide krampları ve kusma gibi belirtilere neden olabiliyor. Bakteri kan dolaşımına geçerse hızla yayılır ve septik şoka neden olabiliyor. Hastanın durumu 24 saat içinde hızla kötüleşebiliyor.
Erken teşhiste antibiyotikler kullanılırken, ileri vakalarda ölü dokuların cerrahi olarak temizlenmesi gerekebiliyor.
Öte yandan bu bakteri grubundaki tek tür Vibrio vulnificus değil. Diğer türler arasında çiğ/az pişmiş deniz ürünleriyle gastroenterit yapan V. parahaemolyticus; kulak, yara ve bazen sindirim enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilen V. alginolyticus ve koleraya neden olabilen Vibrio cholerae da var.
Avrupa sağlık otoriteleri bu bakterilerin yayılımını dikkatle izliyor.
Neden Akdeniz'de?
En yüksek risk aslında Akdeniz’den çok Baltık Denizi, Kuzey Denizi, Karadeniz ve nehir ağzı/brakik kıyılarda. Çünkü Vibrio düşük-orta tuzlulukta ve sıcak suda daha iyi çoğalıyor. Akdeniz’in yüksek tuzluluğu geçmişte özellikle V. vulnificus için baskılayıcı kabul ediliyordu ama ısınma ve yerel tuzluluk değişimleri bu dengeyi değiştirebilir.
Akdeniz'deki alarmda en önemli etkenlerden biri iklim krizinin bu bakteri için uygun ortamlar yaratmasından kaynaklanıyor. Vibrio türleri aslında deniz ve kıyı ekosistemlerinde doğal olarak bulunabiliyor. Fakat iklim krizi çoğalmalarını, görülme sezonunun uzamasını ve eskiden düşük riskli alanlarda görülme ihtimalini artırıyor.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu'nun çizdiği çerçeve şu şekilde: Sıcak deniz, sıcak hava dalgaları, düşük tuzluluk ve ekstrem hava olayları Vibrio riskini artırıyor.
EFSA, yaz sezonu boyunca Vibrio bakterilerine bağlı enfeksiyon riskinin arttığı konusunda uyarıyor. Kuruma göre risk, özellikle bu haziran ayında Avrupa'nın bazı bölgelerinde etkili olması beklenen sıcak hava dalgaları sırasında ve sığ kıyı sularında daha da yükseliyor.
Uzmanlar, su sıcaklığındaki artışın kirlilik ve kıyı bölgelerdeki daha düşük tuzlulukla birleşerek patojenlerin çoğalması için ideal bir ortam yarattığını vurguluyor. Özellikle düşük tuzlulukta ya da haliçlerde, Vibrio'nun deniz ürünlerinde görülme sıklığının hem dünya genelinde hem de Avrupa'da artacağı öngörülüyor.
Sağlık Bakanlığı'ndan açıklama: Türkiye'de durum ne?
Türkiye kıyılarında Vibrio türlerinin varlığı bilimsel çalışmalarla gösterilmiş durumda, ancak Türkiye’de doğrulanmış güncel bir V. vulnificus salgını ya da yaygın “et yiyen bakteri” vakası olduğuna dair resmî veri yok.
WIRED Türkiye'ye açıklama yapan Sağlık Bakanlığı sözcüsü, "Ülkemizde böyle bir durum olduğuna dair bize herhangi bir bildirim gelmedi" ifadelerini kullandı.
Türkiye’de Marmara, Ege, Karadeniz ve deniz ürünlerinde Vibrio parahaemolyticus, V. alginolyticus gibi türler çalışmalarla gösterilmişti. Örneğin, 2012'de Marmara ve Ege’de 958 çift kabuklu örneği inceleyen çalışmada 35 Vibrio izolatının çoğunluğu V. parahaemolyticus ve V. alginolyticus çıkmıştı. Araştırmada, "Marmara ve Ege sahil şeridinde bu bakterilerin yoğun olduğu belirlendi" ifadeleri yer almıştı.
En tehlikeli tür olan Vibrio vulnificus konusunda ise Türkiye bağlantılı literatürde 1998’de yayımlanan bir vaka mevcut. Almanya’da tanı konan "nekrotizan fasiit" (doku tahribatı) vakasının, enfeksiyonu Türkiye’de edindiği bildirilmişti. Vakanın durumu, “Türkiye’de edinilen ilk yayımlanmış enfeksiyon” başlıklı makalede detaylandırılmıştı.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü 2025'te güncel verilerle ilgili yaptığı bir açıklamada, Türkiye’de Vibrio kaynaklı doğrulanmış hastalık vakası tespit edilmediğini dile getirmişti.
Nasıl korunurum?
Vibrio vulnificus enfeksiyonundan korunmanın iki ana yolu var: Çiğ/az pişmiş deniz ürünü yememek ve açık yarayı deniz suyuna temas ettirmemek. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre Vibrio enfeksiyonlarının çoğu çiğ ya da az pişmiş kabuklu deniz ürünlerinden, özellikle istiridyeden; bir kısmı da kesik, sıyrık, yeni dövme/piercing veya yaranın deniz suyuyla temas etmesiyle ortaya çıkıyor.
ECDC de özellikle yazın açık yarayla denize girilmemesini veya yaranın su geçirmez biçimde kapatılmasını öneriyor.
Cleveland Clinic'e göre de, en riskli gruplar karaciğer hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler, diyabetliler, yaşlılar ve ciddi kronik hastalığı olanlardan oluşuyor. Bu kişiler çiğ istiridye/midye gibi ürünlerden özellikle kaçınmalı. Deniz teması veya çiğ deniz ürünü sonrası hızla artan yara ağrısı, kızarıklık, şişlik, ateş, titreme, su toplamış kabarcıklar ya da morarma olursa acile başvurup durumu bildirmek önemli. Zira Vibrio vulnificus ağır vakalarda çok hızlı ilerleyebiliyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.