81 Derece Kuzeyde Türk Bilim Heyeti
6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ekibi, Kuzey Kutup Noktası’na yaklaşık bin kilometre uzaklıktaki deniz buzu hattına ulaştı. 12 kişilik heyet, Arktik Okyanusu boyunca 80’den fazla noktada sıcaklık, tuzluluk, mikroplastik, atmosfer ve uydu ölçümleri gerçekleştiriyor.
Fotoğraf: Picture Alliance
Arktik Okyanusu, iklim değişikliğinin en hızlı izlenebildiği bölgelerden biri. Kuzeydeki buz örtüsü okyanusun sıcaklığını, atmosfer hareketlerini, canlıların göç yollarını ve yeni deniz rotalarını doğrudan etkiliyor. Uydu kayıtları, Arktik’teki yaz sonu deniz buzunun 1979’dan bu yana her on yılda yüzde 12,2 küçüldüğünü gösteriyor.
Arktik, Antarktika gibi büyük bir kara parçasından oluşmuyor. Kuzey Kutbu’nu merkezine alan ve çevresi kıtalarla kuşatılmış bir okyanustan söz ediyoruz. Bu coğrafyanın büyük bölümü kış aylarında deniz buzuyla kaplanıyor, yaz boyunca eriyen buz eylül ayında yıllık en düşük seviyesine iniyor.
Buz örtüsündeki değişim okyanusun ısıyı ne kadar tuttuğunu, atmosfer hareketlerini, canlıların göç yollarını ve kuzeydeki deniz ulaşımını etkiliyor. Bu nedenle Arktik, iklim araştırmalarının yanında ekonomi, enerji ve uluslararası siyaset açısından da yakından takip ediliyor.
2026 yılı düşük buz seviyeleriyle başladı. Arktik deniz buzu 15 Mart’ta 14,29 milyon kilometrekareyle yıllık en geniş alanına ulaştı. Bu değer, 2025 ile birlikte 48 yıllık uydu kaydının en düşük kış maksimumu oldu. Haziran ortalaması ise 10,9 milyon kilometrekarede kaldı. Copernicus verilerine göre buz örtüsünün en fazla gerilediği bölgeler arasında Svalbard çevresi ve kuzey Barents Denizi bulunuyor.
Türkiye’nin 6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi de bu koşullar altında Norveç’in Tromsø kentinden başladı.

Türk Heyeti Sola araştırma gemisinde. Fotoğraf: Anadolu Ajansı Youtube
81 derece kuzey
Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumluluğunda ve TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü yürütücülüğünde düzenlenen seferin (TASE-VI) koordinatörlüğünü Prof. Dr. Burcu Özsoy, liderliğini Kaptan Doğaç Baybars Işıler üstleniyor.
Dokuz Türk ve üç yabancı araştırmacıdan oluşan ekipte Arjantin, Bulgaristan ve Uruguay’dan bilim insanları da yer alıyor. Heyet, Tromsø’dan 44 metre uzunluğundaki Vanuatu bayraklı Sola ile ayrıldı. Norveç Balıkçılık Müdürlüğünün kayıtlarında Tromsø–Svalbard bölgesi-Tromsø olarak tanımlanan rota üzerindeki gemi, AIS verilerine göre Svalbard’ın başlıca limanı Longyearbyen’e uğradı.
Sola, 8 Temmuz’da buradan ayrılarak Svalbard’ın kuzeyine yöneldi ve 81 derece kuzey enlemindeki deniz buzu hattına ulaştı. Tromsø’dan yaklaşık 1.200 deniz mili uzaklıktaki bu nokta, seferin en kuzey aşamasını oluşturdu. Farklı araştırma ve örnekleme istasyonları arasında ilerleyen geminin açıkladığı toplam seyir mesafesi yaklaşık 3 bin deniz miline ulaştı.
Kuzey Kutbu’na bin kilometre
Kuzey Kutup Noktası 90 derece kuzey enleminde bulunuyor. Sola’nın ulaştığı nokta ile kutup arasında yaklaşık bin kilometre var. Buradaki deniz buzu hattı ise sabit bir coğrafi sınır değil. Buz parçaları rüzgar, akıntı ve sıcaklığa bağlı olarak yer değiştiriyor. Açık denizden yoğun buz örtüsüne geçiş, birbirinden kopuk buz kütlelerinin giderek sıklaşmasıyla gerçekleşiyor.
Nitekim beşinci seferin ekibi 2025’te deniz buzuna 82 derece kuzey enleminde ulaşmıştı. Bu yıl hattın 81 derecede görülmesi, tek başına buzun arttığını veya azaldığını göstermiyor. Rotanın, rüzgarın, sıcaklığın ve okyanus akıntılarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Aynı bölgelerde tekrarlanan ölçümler bu nedenle önem kazanıyor.
Ekip, başlangıçta belirlenen 50 ila 70 istasyonluk hedefi aşarak 80’den fazla noktada örnekleme yaptı. Sefer kapsamında oşinografi, biyoloji, kimya, meteoroloji, atmosfer çalışmaları, jeodezi ve uydu sistemleri alanlarında 12 proje yürütülüyor.
Araştırmacılar CTD adı verilen cihazlarla suyun farklı derinliklerdeki sıcaklığını, tuzluluğunu ve basıncını ölçüyor. Deniz suyu ve deniz tabanı çökeli örneklerinde mikroplastik varlığı araştırılıyor. Atmosfer hareketleri, meteorolojik değişkenler ve GNSS verileri rota boyunca kaydediliyor. Kutup ayısı, mors, balina ve fok gözlemleri de bölgedeki canlı dağılımının takibinde kullanılıyor.
Sıcaklık ve tuzluluk profilleri, Atlantik’ten gelen daha sıcak ve tuzlu suların Arktik Okyanusu’na ne kadar ilerlediğinin anlaşılmasına yardımcı oluyor. NOAA’nın son Arktik Rapor Kartı, ‘Atlantikleşme’ olarak adlandırılan bu sürecin merkezi Arktik Okyanusu’na kadar ulaştığını belirtiyor. Isı taşıyan suların kuzeye ilerlemesi okyanustaki tabakalaşmayı zayıflatabiliyor ve deniz buzunun alttan erimesini hızlandırabiliyor.
Arktik’te sınanan öğrenci teknolojileri
Bilim heyetinde TÜBİTAK 2204-D Lise Öğrencileri İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Yarışması’nda derece alan üç öğrenci de bulunuyor. İzmir Fen Lisesinden Barkın Özsoy ile Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinden Muhammed Emin Bozkurt ve Kadir Asrın Sarı, geliştirdikleri cihaz ve malzemeleri doğrudan kutup koşullarında test ediyor.
Barkın Özsoy’un taşınabilir hava kalitesi cihazları karbondioksit, karbonmonoksit, amonyak, yüzey seviyesi ozon ve partikül madde dahil 12 farklı değişkeni ölçüyor. Cihazlardan biri günlük kullanım, diğeri hastaneler ve sanayi tesisleri gibi alanlar için medikal kit biçiminde tasarlandı. Özsoy, sistemleri geminin kapalı bölümlerinde ve Arktik atmosferinde çalıştırarak düşük sıcaklık altında güvenilir veri üretip üretmediklerini inceliyor.
Muhammed Emin Bozkurt ve Kadir Asrın Sarı ise nanofiber tabanlı kompozit malzemeler üzerinde çalışıyor. Geliştirdikleri malzemelerin bir bölümü elektromanyetik dalgaları soğurmayı, diğer bölümü sudaki ağır metalleri tutmayı amaçlıyor. Öğrenciler mikrodalga soğurma ve ağır metal adsorpsiyon performansının soğuk, nem ve tuzlu su altında nasıl değiştiğini ölçüyor. Böylece laboratuvar ortamında geliştirilen malzemeler, gerçek saha koşullarıyla karşılaştırılabiliyor. Projelerin ayrıntıları sefer sırasında yapılan öğrenci testlerine ilişkin açıklamada yer alıyor.
Veri seti genişliyor
Türkiye ilk ulusal Arktik bilim seferini 2019 yılında gerçekleştirdi. Düzenli hale gelen araştırmalar, aynı rotalar ve örnekleme istasyonlarından farklı yıllarda veri toplanmasını sağlıyor. Her yeni ölçüm sıcaklık, tuzluluk, kirlilik ve atmosfer verilerinden oluşan seriyi biraz daha genişletiyor.
WIRED Türkiye’de daha önce yayınlanan Beyaz Kıtada Türk Varlığı başlıklı yazıda Türkiye’nin Antarktika seferlerini, Güney Kutup Dairesi’ndeki Horseshoe Adası’nda kurulması planlanan araştırma üssünü ve ülkenin güney kutup programını ele almıştık. Arktik araştırmaları ise gemi temelli seferler ve tekrarlanan okyanus ölçümleri üzerinden ilerliyor.
24 Temmuz’da tamamlanması planlanan altıncı seferde toplanan su ve çökel örnekleri Türkiye’ye getirildikten sonra laboratuvarlarda incelenecek. Ortaya çıkacak sonuçlar önceki seferlerin ölçümleri ve uydu kayıtlarıyla karşılaştırıldığında, Arktik Okyanusu’ndaki değişimin Türkiye’nin topladığı veriler üzerinden de izlenmesini sağlayacak.
Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.