E. Can Özer
Çevre
10 Eylül 2026 18:12

Doğal Karbon Salınımları Yüzyıl Sonu Isınmasını Artırabilir

Permafrost yani donmuş topraklar, orman yangınları, sulak alanlar ve tatlı su ekosistemlerinden salınan metan ile karbondioksit, yüzyıl sonunda küresel ısınmayı yüzde 20–30 artırabilir. Yeni çalışma, Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde Türkiye’nin orman yutağını nasıl hesapladığını yeniden gündeme getiriyor.

Doğal Karbon Salınımları Yüzyıl Sonu Isınmasını Artırabilir

Görsel: Jethuynh / gettyimages

Bir ülkenin 'karbon bütçesi' hazırlanırken hesap genellikle bacalardan, egzozlardan ve enerji santrallerinden çıkan gazlarla başlıyor. Ancak dünya ısındıkça toprağın, ormanın ve suyun davranışı da değişiyor.


Donmuş topraklar çözülüyor. Kuruyan ormanlarda yangınlar daha sık ve daha şiddetli hale geliyor. Sulak alanlar ile göller ısınıyor. Bu süreçler, bitkilerde ve toprakta depolanmış karbonun atmosfere dönmesine yol açıyor.


Environmental Research Letters’ta yayımlanan çalışma, bu dört kaynaktan çıkacak karbondioksit ve metanın yüzyıl sonundaki ısınmayı mevcut projeksiyonlara göre yüzde 20–30 büyütebileceğini hesaplıyor. Çalışmayı 10 Eylül’de Guardian haberleştirdi.


Araştırmacılara göre bu, emisyonların hızlı azaltıldığı senaryoda yaklaşık 0,2°C, yüksek emisyonların sürdüğü senaryoda ise 0,4°C ek ısınma anlamına gelebilir.


Bu rakamlar yeni bir sıcaklık ölçümü değil. Çalışma, farklı emisyon senaryolarını ve doğal sistemlerdeki değişimleri bir araya getiren model temelli bir tahmin sunuyor. Araştırmacılar, permafrost, sulak alanlar, tatlı su kaynakları ve yangınların mevcut iklim projeksiyonlarında yeterince temsil edilmediğini savunuyor. Bu, bütün modellerin söz konusu süreçleri tamamen dışarıda bıraktığı anlamına gelmiyor.


Karbon bütçesi neden küçülüyor?

İklim politikalarında karbon bütçesi, belirli bir sıcaklık sınırı aşılmadan atmosfere salınabilecek toplam insan kaynaklı karbon miktarını ifade ediyor. Bu hesap yapılırken enerji, ulaşım, sanayi ve tarım gibi sektörlerin emisyonları öne çıkıyor.

Doğal sistemler ısındıkça yeni bir kalem ortaya çıkıyor. Permafrost çözüldüğünde, binlerce yıldır donmuş toprakta bulunan organik maddeler mikroorganizmalar tarafından parçalanıyor ve atmosfere karbondioksit ile metan salınıyor. Yangınlar ağaçlarda ve toprakta tutulan karbonu doğrudan açığa çıkarıyor. Aynı alanın yeniden ormanlaşması ise bu kaybı hemen telafi etmiyor.


Sulak alanlar ve göller de ısınmanın etkisiyle daha fazla sera gazı salabiliyor. Böylece insan faaliyetleriyle başlayan ısınma, doğal sistemlerde yeni emisyonlar üretiyor; bu emisyonlar da ısınmayı hızlandırıyor.

Bu zincir hesaba düşük yazılırsa, aynı sıcaklık hedefinde kalmak için fosil yakıt kullanımının daha hızlı azaltılması gerekebilir. Çalışma herhangi bir ülkenin karbon bütçesini yeniden hesaplamıyor. Ancak iklim hedeflerinin yalnızca enerji sektöründeki kesintilere bakılarak hazırlanamayacağını savunuyor.


Türkiye’nin orman yutağı

Orman yutağı, orman ekosistemlerinin ağaçlar, bitki örtüsü ve toprak aracılığıyla atmosferdeki karbondioksiti emip bünyesinde depolayarak küresel ısınmayı yavaşlatma kapasitesini ifade eden bir terim.


Türkiye’nin resmi emisyon hesabı arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık sektörünü, yani LULUCF’yi bütünüyle dışarıda bırakmıyor. Nisan 2025’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne sunulan ulusal envantere göre bu sektör, 2023’te 69,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri net yutak olarak kaydedildi.


Aynı kalem 2021’de 48 milyon, 2022’de 56,3 milyon tondu. Envanter, yıllar arasındaki değişimde orman yangınları ve kuraklığın etkili olduğunu; artışlarda ise orman yönetimi, ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmalarının rol oynadığını belirtiyor.


Rakamlar, ormanların emisyon hesabında sabit bir indirim kalemi gibi kullanılamayacağını gösteriyor. Bir yıl daha fazla karbon tutan orman, yangın, kuraklık veya hastalık sonrasında daha az karbon çekebilir. Hatta bazı koşullarda yutak olmaktan çıkıp emisyon kaynağına dönüşebilir.


Bu nedenle yeniden ağaçlandırma ile karbon hesabı aynı şey değil. Yanan bir alanın tekrar ağaçlandırılması, kaybedilen karbonun hemen geri kazanıldığı anlamına gelmiyor. Yeni ağaçların büyümesi zaman alıyor; dikilen alanın gelecekteki yangınlara, su kıtlığına ve sıcaklık artışına dayanıp dayanamayacağı da sonucu belirliyor.


TEPAV’ın COP31 öncesi değerlendirmesi de Türkiye’nin iklim hedeflerinde orman yutağının yangın, kuraklık ve ekosistem bozulması karşısında nasıl değişeceğinin açık biçimde gösterilmesi gerektiğini savunuyor.


Antalya’da hangi hesap yapılacak?

COP31, 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Konferansın resmi takviminde Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı müzakerelerin odağında yeni iklim hedefleri, emisyon azaltımı ve uyum politikaları bulunuyor.


Yeni çalışma COP31’in resmi gündem belgesi değil. Ancak konferans öncesinde kullanılabilecek somut bir kontrol listesi sunuyor: Ülkelerin hedefleri hazırlanırken ormanların gelecekte ne kadar karbon tutacağı hesaplanıyor mu? Yangın ve kuraklık sonrası toparlanma süresi senaryolara ekleniyor mu? Sulak alanlar ile tatlı su kaynaklarındaki değişim izleniyor mu?


Türkiye açısından permafrost uzak bir risk. Orman yangınları, kuraklık, sulak alanlar ve göller ise ulusal iklim hesabıyla doğrudan ilişkili. Antalya’da açıklanacak hedefler, emisyonların ne kadar azaltılacağını söylerken doğal yutakların hangi koşullarda zayıflayabileceğini de göstermek zorunda.


Karbon bütçesi sabit bir tablo değil. Dünya ısındıkça bu tablodaki orman, toprak ve su kalemleri de değişiyor. Fosil yakıt emisyonlarını hızla azaltmak, doğal geri beslemelerin büyümesini sınırlamanın en doğrudan yolu. Türkiye’nin iklim planlarında ise ormanların ne kadar karbon tutacağı kadar, hangi koşullarda bu kapasiteyi kaybedebileceği de yazılmalı.

Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Dünya Haritası Değişti mi ve Neden Şimdi?

BM neden yeni bir dünya haritasını teşvik etme kararı aldı ve uzun yıllar kullanılan Mercator haritasının sorunu tam olarak neydi?
Çağla Üren

Arktik’te Kış Geç Kalıyor: Deniz Buzunun Takvimi Yedi Buçuk Gün Kaydı

Arktik’te deniz buzunun erime dönemi 1979’dan bu yana ortalama 7,5 gün uzadı. Sonbaharda geç oluşan buzun kalınlaşmak için daha az zamanı kalıyor ve örtü bir sonraki yaza daha kırılgan giriyor.
E. Can Özer

Google Maps Aynı Göle Üç Ayrı İsim Veriyor

ABD yönetiminin Lake Ontario’yu ‘Lake America’ olarak yeniden adlandırmasının ardından Google, gölün adını kullanıcının bulunduğu ülkeye göre değiştirdi. Apple eski adı korurken kararı uygulamayacağını açıklayan MapQuest, indirme listelerinde birinci sıraya çıktı.
E. Can Özer

Hava Durumu Haberlerine Bahis Eklendi

Bahis platformu Kalshi, hava durumu yayıncısı The Weather Company ile ortaklık kurdu. Haberlerden Kalshi’ye yönlendirilen okurların hesap açması veya işlem yapması, yayıncıya da gelir sağlayabilecek.
E. Can Özer