Plüton Yeniden Gezegen Olabilir mi?
Plüton’un gezegenlikten çıkarılmasının üzerinden tam 20 yıl geçti. Yine de Plüton’un yeniden gezegen olup olmayacağı konusunda net değiliz.
Fotoğraf: NASA
2006’da Uluslararası Astronomi Birliği’nin (IAU) aldığı karar, Güneş Sistemi’ndeki gezegen sayısını dokuzdan sekize indirirken, yalnızca bir gök cisminin sınıfını değiştirmedi. ‘Gezegen’ dediğimiz şeyin ne olduğu konusunda hala tam olarak anlaşamadığımızı da ortaya çıkardı.
Bugün Plüton hakkında 2006’daki tartışmaya kıyasla daha fazla bilgiye sahibiz. New Horizons’ın 2015’te gerçekleştirdiği yakın geçiş, Plüton’u uzaktaki donuk bir kaya parçası olmaktan çıkarıp dağları, buzulları, atmosferi ve devasa kalp şeklindeki yüzeyi olan karmaşık bir dünyaya dönüştürdü. Üstelik Güneş Sistemi araştırıldıkça, Plüton’un tek başına bir istisna olmadığı ortaya çıkıyor. Asıl soru da burada başlıyor: Plüton gerçekten ‘cüce’ mi, yoksa gezegen tanımı mı yetersiz?
Plüton’un gezegen tartışması 2006’da bir gecede başlamadı. 1990’lardan itibaren Neptün’ün ötesinde, Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede Plüton’a benzeyen başka cisimlerin keşfedilmesi, onun gezegenlik statüsünü giderek daha tartışmalı hale getirdi. 2005’te Eris’in keşfi ise tartışmayı geri dönülmez biçimde hızlandırdı. Plüton’a yakın büyüklükteki bu yeni dünya da gezegen sayılacaksa, Güneş Sistemi’nin sınırları nereye kadar genişleyecekti? Eris gezegen değilse Plüton neden gezegendi?
IAU, 2006’da bu soruya net bir yanıt vermeye çalıştı. Bir gök cisminin gezegen sayılabilmesi için üç koşul getirdi: Güneş’in etrafında dolanması, kendi kütleçekimi sayesinde yaklaşık küresel bir şekle ulaşması ve yörüngesinin çevresindeki bölgeye kütleçekimsel olarak hakim olması. Plüton ilk iki koşulu karşılıyordu. Sorun üçüncü maddede başladı. Çünkü Plüton, Neptün’ün ötesindeki Kuiper Kuşağı’nda başka cisimlerle aynı kozmik mahalleyi paylaşıyordu. Böylece gezegenlikten çıkarılıp ‘cüce gezegen’ sınıfına alındı.
Bu karar bilim dünyasında da aslında kabul edilmedi. Özellikle New Horizons misyonunun başındaki Alan Stern, Plüton’un yeniden sınıflandırılmasına itiraz eden isimlerden biri. Stern’e göre Plüton’un ‘gezegen değil’ olarak etiketlenmesi, onun fiziksel özelliklerinden çok bulunduğu bölgeye bakıyor. Plüton’un 2015’te ortaya çıkan gerçekliği de bu tartışmayı daha ilginç hale getirdi: Plüton, yalnızca küçük bir gök cismi değil, jeolojik açıdan aktif, karmaşık ve kendi dünyası olan bir gezegenimsi cisim.
Washington Üniversitesi'nde gezegen astronomu olan Paul Byrne kesinlikle öyle düşünüyor. Space.com’a verdiği demeçte "Evet, Plüton bir gezegen," diyor ve ekliyor: “Ve sadece Plüton değil, diğer cüce gezegenler de: Ceres , Eris, Makemake ve Haumea, ayrıca Sedna ve Quaoar gibi sadece isim olarak cüce gezegen olmayan gezegenler de.”
"Sonuç olarak bence hepsi gezegen ve Plüton'u gezegen olarak dahil etmemenin hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum," diyor, Byrne.
Bu bakış açısı gezegen kavramını biçimlendirebiliyor. Kendi kütleçekimiyle küreselleşebilecek kadar büyüyen bir cisim, aynı zamanda iç yapısında farklılaşma yaşayabiliyor ve atmosfer, volkanizma, yüzey hareketleri ya da başka jeolojik süreçler geliştirebiliyor. Plüton’un buzullarından yüzeyindeki karmaşık yapılara kadar gördüğümüz şey de tam olarak böyle bir dünyanın izlerini taşıyor.
Ancak bu sorunların büyümesine sebep olabilir çünkü Plüton’un yeniden gezegen olması Ceres, Eris, Makemake ve Haumea’nın da değerlendirilmesi anlamına geliyor. Daha uzakta Sedna ve Quaoar gibi cisimler var. Güneş Sistemi’nin dış bölgeleri daha ayrıntılı incelendikçe, bugün henüz keşfedilmemiş çok sayıda benzer dünyanın ortaya çıkması da mümkün. Gezegenlerin sayısı bir anda sekizden 20’ye, 50’ye hatta yüzlere ulaşabilir.
Üstelik IAU’nun tanımı başka soruları akıllara getiriyor. Örneğin Dünya, yörüngesinin yakınında asteroidler bulunmasına rağmen gezegen. Neptün’ün yörüngesini Plüton’la paylaşması onun gezegenlik statüsünü etkilemiyor. Daha da önemlisi, yıldızlararası uzayda dolaşan başıboş gezegenler bu tanımın içine tam olarak oturmuyor. Bir yıldızın etrafında oluşup daha sonra sisteminden fırlatılmış bir dünya gezegen olabilirken, yıldızsız bir gaz bulutunun çökmesiyle oluşmuş benzer büyüklükteki başka bir cisim tanımın dışında kalabiliyor.
‘Gezegen’ kelimesi, gökyüzünde hareket eden cisimleri tanımlamak için kullanıldığı çok daha eski dönemlerden miras geliyor. Bugün ise yalnızca Güneş Sistemi’ni değil, binlerce ötegezegeni, yıldız sistemlerinden kopmuş başıboş dünyaları ve Neptün’ün çok ötesindeki buzlu cisimleri aynı çerçevede düşünmeye çalışıyoruz.
Plüton’un 2006’da kaybettiği gezegenlik unvanını geri alıp almaması, Plüton’un fiziksel gerçekliğini değiştirmeyecek. Yirmi yıl sonra tartışma hala sürüyorsa, bunun nedeni Plüton’un değişmesinden ziyade bilimin uzaya karşı bakış açısının yeniden şekillenmesi. Belki gelecekte Plüton yeniden gezegen olacak. Belki de gezegen kelimesinin kendisini birkaç farklı sınıfa ayıracağız. Hatta belki bir gün Güneş Sistemi’nde yüzlerce gezegen olduğunu söylemek sıradan hale gelecek.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.