Kanser Aşısından Gen Düzenlemeye: Bu Yıl Gerçekleşen 4 Büyük Atılım
2026, sağlık araştırmaları ve tıbbi atılımlar konusunda önemli bir yıl oluyor.
İllüstrasyon: Westend61/gettyimages
Henüz yıl sonuna 4 ay kala, genetik, nöroloji ve kanser araştırmaları konusunda 4 büyük atılım gerçekleşti. Bu atılımlar arasında mRNA kanser aşıları ve CRISPR gen düzenleme teknolojileri alanındaki çalışmalar da var.
Öte yandan bu çalışmaların arkasında da yıllar süren araştırma ve gelişme süreçlerinin yarattığı birikim mevcut.
İşte 4 başlıkta o gelişmeler:
Parkinson’da kaybedilen nöronların yerine yenileri konabilir mi?
Temmuz ayında aralarında Cambridge Üniversitesi'nin de yer aldığı bir dizi kurumdan araştırmacı, dopamin üretiminden sorumlu olan ama Parkinson hastalarının beyninde kaybolan sinir hücrelerinin yerine kök hücrelerden geliştirilen yeni hücrelerin nakledilmesini amaçlayan deneysel STEM-PD tedavisinden umut verici sonuçlar elde etti.
Parkinson hastalığında beyindeki dopamin üreten sinir hücrelerinin giderek kaybedilmesi; titreme, kaslarda sertlik ve yürüme güçlüğü gibi ilerleyici sorunlara yol açıyor. STEM-PD tedavisi ise yalnızca bu belirtileri ilaçlarla kontrol altına almak yerine, laboratuvarda kök hücrelerden geliştirilen yeni sinir hücrelerini doğrudan hastaların beynine nakletmeyi hedefliyor.
Araştırmacılar bu yöntemle beynin yeniden kendi dopaminini üretmesini sağlamayı ve hastaların günlük Parkinson ilaçlarına olan ihtiyacını azaltmayı amaçlıyor.
Çalışmada tedavinin etkinliğine ilişkin temel bulgulardan biri nakilden ancak 36 ay sonra yapılacak. Ancak ilk veriler umut verici sinyaller ortaya koydu. Takibi tamamlanan yedi hastanın altısında dopamin ilaçlarına duyulan ihtiyacın azaldığına ilişkin bulgular elde edildi.
Çalışmanın geçmişi ise 17 yıl öncesine dayanıyor.
Kolesterolde tek seferlik CRISPR tedavisi
Kalp-damar hastalıkları dünya genelinde en fazla ölüme yol açan sağlık sorunlarının başında geliyor. Öte yandan, bilim insanları yüksek kolesterolü tek seferlik gen düzenleme tedavisiyle uzun süre kontrol altında tutabilecek deneysel bir yöntemde umut verici sonuçlar elde etti.
New England Journal of Medicine'da (NEJM) adlı bilimsel dergide yayımlanan bulgulara göre, CRISPR teknolojisine dayanan deneysel tedavi, ağır kolesterol ve trigliserit yüksekliği bulunan hastalarda bu yağların kandaki seviyelerini yaklaşık yüzde 50'ye varan oranlarda düşürdü. Üstelik bu etki tek uygulamadan sonra en az bir yıl boyunca devam etti.
CRISPR Therapeutics tarafından geliştirilen tedavi, kolesterol metabolizmasında rol oynayan ANGPTL3 adlı geni doğrudan vücudun içinde düzenlemeyi hedefliyor.
ANGPTL3 geni, LDL olarak bilinen "kötü" kolesterol ve trigliseritlerin parçalanmasını engelleyen bir proteinin üretilmesini sağlıyor.
Bilim insanları daha önce, İtalya'da uzun ömürlü bireylerin yaşadığı bir toplulukta, bazı insanların ANGPTL3 genini işlevsiz hale getiren doğal bir mutasyonla doğduğunu keşfetmişti. Bu kişilerde LDL ve trigliserit seviyelerinin düşük olduğu ve kalp hastalıklarının oldukça seyrek görüldüğü belirlenmişti.
Deneysel CRISPR tedavisi de bu doğal mutasyonu taklit ediyor. Hastalara verilen gen düzenleme sistemi karaciğer hücrelerine ulaşıyor ve ANGPTL3 geninde kalıcı olması amaçlanan bir değişiklik meydana getiriyor. Böylece ANGPTL3 proteininin üretimi azaltılarak LDL kolesterol ve trigliserit seviyelerinin düşürülmesi hedefleniyor.
Tedavinin en dikkat çekici yönlerinden biri, tek seferlik bir uygulamanın vücudun içinde gen düzenlemesi yaparak, yıllarca kullanılan kolesterol ilaçlarının yerini alma ihtimali.
Statinler gibi mevcut tedaviler LDL kolesterolü etkili biçimde düşürebiliyor ancak hastaların ilaçlarını her gün ve uzun yıllar boyunca düzenli olarak kullanması gerekiyor. Tedaviye uyumun düşük olması ise ilaçların gerçek hayattaki etkinliğini azaltabiliyor.
mRNA kanser aşı testlerinde umut veren sonuç
Melanom tedavisinde kişiye özel olarak hazırlanan mRNA temelli bir kanser aşısının, halihazırda kullanılan standart immünoterapiyle birlikte uygulandığında hastalığın tekrarlama ve başka organlara yayılma riskini azalttığı açıklandı.
Merck ve Moderna firmaları, 19 Ağustos'ta yaptıkları açıklamada kişiselleştirilmiş mRNA tedavisi intismeran ile Merck'ün Keytruda (pembrolizumab) adlı immünoterapi ilacını birlikte değerlendiren Faz 3 klinik çalışmasında olumlu sonuçlara ulaşıldığını duyurdu.
1.137 hastanın yer aldığı deneyler, kişiye özel "neoantijen" aşılarının kanser tedavisindeki etkisini sınayan ilk randomize Faz 3 araştırması. Kişiye özel aşı, her hastadaki tümörden alınan örneklerle hazırlanıyor.
Araştırmaya, melanom tümörleri ameliyatla alınmış hastalar dahil edildi. Dolayısıyla uygulanan tedavi mevcut bir tümörü küçültmeyi değil, ameliyat sonrasında vücutta kalmış olabilecek kanser hücrelerinin ileride yeniden hastalığa yol açmasını engellemeyi hedefledi.
Şirketlerin açıkladığı ilk sonuçlara göre intismeran-Keytruda kombinasyonu iki önemli ölçütte iyileşme sağladı: Nükssüz sağkalım (hastalığın yeniden ortaya çıkmasına kadar geçen süre) ve uzak metastazsız sağkalım (kanserin başlangıç bölgesinden uzaktaki organlara yayılmadan geçirilen süre). Kombinasyon tedavisinin her iki süreyi de uzattığı belirtildi.
Merck ve Moderna elde edilen sonuçları "klinik açıdan anlamlı" diye nitelendirdi. Ancak şirketler henüz çalışmanın ayrıntılı verilerini paylaşmadı. Sonuçların kapsamlı biçimde değerlendirilmesi için verilerin ilerleyen dönemde bir tıp kongresinde bilim dünyasına sunulması bekleniyor.
Çalışmanın ayrıntılı sonuçları, kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş mRNA teknolojilerinin kullanımına yönelik önemli bir dönüm noktası olabilir.
Pankreas kanserinde yaşam süresini iki katına çıkaran ilaç onay aldı
27 Ağustos'ta ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), deneylerde hastaların hayatta kalma süresini neredeyse iki katına çıkardığı görülen pankreas kanseri tedavisini onayladı.
İlaç firması Revolution Medicines tarafından geliştirilen "daraxonrasib" adlı ilaç, ileri aşama klinik deneylerde 500 hasta üzerinde denenmişti. Hap şeklindeki ilacı alanların ortalama hayatta kalma süresinin 13,2 ay olduğu, kemoterapi alanlarda ise bu sürenin 6,6 ay olduğu saptanmıştı.
Pankreas kanseri en ölümcül kanser türlerinden biri. FDA, yeni ilacı "tedavisi son derece zor bir kanser türüyle karşı karşıya kalan hastalar için kritik bir yeni seçenek" diye tanımlıyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.