İstanbul Üniversitesi’nden Dikkat Çeken Araştırma: Evrenin Gizli Boyutları Olabilir mi?
İnsanlar evreni üç uzaysal boyut ve zamandan oluşan dört boyutlu bir yapı olarak deneyimliyor. Ancak yeni bir çalışma, bu sayının sabit olmayabileceğini öne sürüyor.
İllüstrasyon: VICTOR HABBICK VISIONS/gettyimages
İstanbul Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği yeni matematik modeli, aşırı yoğunluk ve yüksek enerji altında uzay-zamanın “ek boyutlar” gösterebileceğini savunuyor.
Çalışma, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan Big Bang’in ilk anlarını anlamaya yönelik yeni bir yaklaşım sunuyor. Araştırmacılara göre erken evrende ya da nötron yıldızları ve kara delikler gibi aşırı yoğun ortamlarda uzay-zaman, bildiğimiz dört boyutlu yapının ötesine geçiyor olabilir.
Aşırı koşullarda “etkin boyutlar” ortaya çıkabilir
European Physical Journal C dergisinde yayımlanan çalışmayı yürüten Lina Yıldız, Deha Kaykı ve Ertan Güdekli, evrenin bazı bölgelerinde uzay-zamanın etkili olarak dört boyuttan daha fazlasına sahipmiş gibi davranabileceğini öne sürüyor.
Araştırmacılara göre bunun nedeni, bu bölgelerdeki aşırı eğrilik ve yüksek enerji koşulları. Özellikle kara delikler, nötron yıldızları ve erken evren gibi ortamlar, klasik fiziğin sınırlarının zorlandığı alanlar olarak görülüyor.
Bilim insanları uzun süredir çok kısa mesafelerde veya çok yüksek enerjilerde uzay-zamanın alışılmış dört boyutlu davranışını kaybedebileceğini tartışıyordu. Yeni çalışma ise bu fikri matematiksel olarak modellemeye çalışıyor.
Fraktal geometri ve uzay-zaman eğriliği kullanıldı
Araştırmacılar teoriyi oluştururken fraktal geometri ve uzay-zaman eğriliğini ölçen “Ricci skaları” adlı matematiksel kavramdan yararlandı.
Bu modelde “etkin boyut” sayısı, bulunduğu bölgedeki uzay-zaman eğriliğine göre dinamik şekilde değişiyor. Yani uzay-zaman ne kadar aşırı biçimde bükülüyorsa, ortaya çıkan etkin boyut sayısı da o kadar farklı hale geliyor.
Araştırmacılara göre modelin önemli avantajlarından biri, düşük eğrilikli yani günlük hayatta karşılaşılan normal koşullarda etkisinin sıfıra yaklaşması. Böylece model, mevcut fizik teorileriyle çelişmeden çalışabiliyor.
Kara delikler ve erken evren için yeni araç olabilir
Çalışma, erken evren ve kompakt yıldızlar gibi yüksek eğrilikli ortamların, ek fiziksel “madde dereceleri” eklenmeden de Genel Görelilik çerçevesinde açıklanabileceğini öne sürüyor.
Araştırmacılar ayrıca modelin “skaler-tensör teorisi” olarak bilinen modern kütleçekim modelleriyle de uyumlu olduğunu belirtiyor.
Şimdilik model yalnızca belirli matematiksel koşullarda uygulanabiliyor. Ancak bilim insanları, yeni terimlerin ve yöntemlerin tanımlanmasının gelecekteki çalışmalar için önemli bir başlangıç noktası oluşturduğunu düşünüyor.
“Gizli boyutlar” gerçekten var mı?
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise şu: Evren gerçekten gizli boyutlara sahip olabilir, ancak bunlar yalnızca uzay-zamanın aşırı biçimde eğrildiği koşullarda ortaya çıkıyor olabilir.
Günlük yaşamın “düz” uzay-zamanında hâlâ yalnızca dört boyut deneyimleniyor. Ancak Büyük Patlama’nın ilk anları veya kara deliklerin merkezleri gibi aşırı ortamlarda evren, fazladan boyutlar açığa çıkarıyormuş gibi davranabilir.
Araştırmacılar, gizemin henüz tamamen çözülmediğini ancak yeni matematiksel modelin bu soruları araştırmak için daha temiz ve tutarlı bir araç sunduğunu belirtiyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.
Çağla Üren
DAHA FAZLASI
Karanlık Maddeyi Yıllar Önce Tespit Etmiş Olabiliriz
Javier Carbajal
Uzay: İnsanlığın Yeni Laboratuvarı
Tuva Cihangir Atasever
Türkiye’nin Uzay SAHA’sı
Samet Kelebek
Astronotlar, Artemis II'de Sıcaklıktan Nasıl Sağ Çıktı?
Çağla Üren