Hafif Uyku Yoksunluğu Bile Kilo Alımına Neden Olabilir
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, yeterince uyuyamamanın kilo alma riskini ve dolayısıyla kalp hastalığı ve tip 2 diyabet gibi rahatsızlıkların ortaya çıkma riskini artırdığını ortaya koymaktadır.
Fotoğraf: Yuliya Taba / gettyimages
Uyku yoksunluğu ile obezite arasındaki bağlantıyı inceleyen birçok çalışma, katılımcıların uykusunu gecede yaklaşık dört saate sınırlamak gibi şiddetli uyku yoksunluğuna odaklanmıştır. Bu çalışmalar, bunun iştah artışı ve aşırı yemeye yol açabileceğini ve bunun da kilo alımına katkıda bulunabileceğini göstermektedir.
Ancak, çok az kişi bu kadar şiddetli uyku kısıtlamalarına birkaç günden fazla dayanabildiğinden, bu araştırmanın pratik yararı sınırlıdır ve her gece beş ila altı saat uyumak gibi daha yaygın ve daha hafif uyku yoksunluğu türlerinin gerçekten kilo alımına yol açıp açmadığını tam olarak açıklığa kavuşturmamıştır.
Columbia Üniversitesi Vagelos Tıp Fakültesi’ndeki bir araştırma ekibi tarafından yakın zamanda yapılan bir çalışmanın arka planı budur; bu çalışma, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’unu etkilediği tahmin edilen kronik, hafif uyku yoksunluğunun kilo alımına yol açabileceğini ortaya koymuştur.
Columbia Üniversitesi’nde beslenme tıbbı alanında uzmanlaşmış bir profesör olan Marie-Pierre St-Onge, bir basın açıklamasında, “Çalışmamız, yeterli uyku almanın kilo alma riskini ve kalp hastalığı ile diyabet gibi obeziteye bağlı rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor,” dedi.
Daha az uyku, daha fazla kilo
St-Onge ve araştırma ekibi, genellikle günde en az yedi saat uyuyan ve kardiyovasküler ve metabolik risk faktörleri bulunan 95 yetişkini inceledi. Bu katılımcılardan altı hafta boyunca yatma saatlerini 90 dakika ertelemeleri istendi ve uyku süreleri ile fiziksel aktiviteleri, bileğe takılan izleme cihazları kullanılarak kaydedildi.
Katılımcılar, altı hafta daha her zamanki uyku düzenlerini sürdürdüler. Her iki dönemde de araştırmacılar, katılımcıların kilolarını, bel çevresini, vücut bileşimlerini ve iştah düzenlemesinde rol oynayan çeşitli hormonların açlık kan seviyelerini ölçtüler.
Analizler, yatma saatinin geciktirildiği ve uyku süresinin yaklaşık 80 dakika kısaldığı dönemde, katılımcıların ortalama ağırlığının normal uyudukları döneme kıyasla yaklaşık 0,45 kilogram —yaklaşık bir pound— arttığını ortaya koydu. Bu sonuçları bir yıla yayarak değerlendirildiğinde, kronik uyku yoksunluğunun önemli ölçüde kilo alımıyla ilişkilendirilebileceği görülmektedir.
Buna ek olarak, uyku kısıtlı dönemde, oturarak geçirilen ortalama süre günde 17 dakika arttı. Yalnızca erkekler ve menopoz sonrası kadınlar dikkate alındığında, hareketsiz kalınan süre günde yaklaşık 30 dakika arttı. Başka bir deyişle, uyanık kalınan sürenin daha uzun olması hesaba katıldığında bile, katılımcılar yeterli uyku aldıkları zamana kıyasla daha fazla zamanlarını oturarak geçirdiler.
Öte yandan, iştahı bastıran bir hormon olan leptin düzeyleri, uyku kısıtlaması uygulanan dönemde aslında daha yüksekti. Şiddetli uyku kısıtlamasına ilişkin araştırmalarda ortaya atılan, hormon dengesizliklerinin aşırı yemeye yol açtığı teorisi, en azından leptin söz konusu olduğunda geçerli değildir.
Bir sonraki adım
Aynı katılımcıların bir alt grubunu (38 kadın) kapsayan daha önceki bir çalışma da daha geniş kapsamlı sağlık etkilerini ortaya koymuştur. Kardiyovasküler ve metabolik hastalıklar açısından yüksek risk altındaki kadınların uyku süreleri altı haftalık bir süre boyunca her gece yaklaşık 80 dakika azaltıldığında, tip 2 diyabet için bir risk faktörü olan insülin direnci artmıştır. Bu etki, özellikle menopoz sonrası kadınlarda belirgindi.
Ayrıca, aynı katılımcıları kapsayan bir başka çalışma, kalp hastalığı riski yüksek olan erkek ve kadınlarda uyku süresindeki hafif bir azalmanın, kandaki bağışıklık hücrelerinin iltihaplı bölgelere göç etme olasılığını artırdığını ortaya koydu.
Bu çalışma, pek çok kişinin günlük olarak yaşadığı hafif uyku yoksunluğunun bile kilo, hareketsiz kalma süresi ve iştahla ilgili hormonlar üzerinde ölçülebilir etkileri olabileceğini ortaya koymaktadır. Hafif uyku eksikliklerinin birikmesinin bile sağlık riski oluşturabileceği bulgusu, uykuyu diğer faaliyetlerin gerisinde tutma eğiliminde olan modern yaşam tarzlarını sorgulamaktadır.
“Tüm bulgularımız, yetersiz uykunun tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi obeziteyle ilişkili rahatsızlıkların riskini artırdığını gösteriyor,” diyor St-Onge. “Bir sonraki adım, kronik uyku yoksunluğu yaşayan kişilerin uyku sürelerini uzatarak hangi sağlık yararlarını elde edebileceklerini anlamaktır.” Günlük uyku süresini yeniden değerlendirmek, kilo yönetimi ve yaşam tarzıyla ilişkili hastalıkların önlenmesine ne ölçüde yardımcı olabilir? Bu süreçteki mekanizmaları anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.
Bu yazı WIRED Japonya'da yayınlanmış olup Samet Kelebek tarafından Japonca'dan çevrilmiştir.
Çalışmaları WIRED gibi uluslararası yayınlarda yer alan bir bilim ve teknoloji muhabiri ve yazarıdır. Küresel bilim, çevre çalışmaları ve teknoloji trendleri üzerine haberler yazmaktadır.