Fransa 98: Dünya Kupası’nın İnternete Taşındığı Turnuva
Fransa 98, Zidane’ın iki kafa golü, Ronaldo bilmecesi ve ‘black-blanc-beur’ Fransa anlatısıyla hatırlanıyor. Ama aynı turnuva, Dünya Kupası’nın yalnız televizyonda izlenen bir organizasyon olmaktan çıkıp internette takip edilen, stadyumda dev ekranlarla büyütülen ve veriyle okunmaya başlayan yeni çağının da başlangıcıydı.
Fotoğraf: JEAN-YVES GREGOIRE/gettyimages
1998 Dünya Kupası, 10 Haziran-12 Temmuz arasında Fransa’da oynandı. Turnuva ilk kez 32 takımla düzenlendi, 64 maçta 171 gol atıldı. Hırvatistan, Jamaika, Japonya ve Güney Afrika ilk kez sahneye çıktı. Dennis Bergkamp’ın Arjantin’e attığı şiir gibi gol, Michael Owen’ın İngiltere-Arjantin maçındaki koşusu, Davor Suker’in altın ayakkabısı, Laurent Blanc’ın Paraguay’a attığı altın golü, yarı finalde Lilian Thuram’ın kariyerindeki tek milli takım dublesi. Fransa 98, top sahadayken futbolseverlerin hafızasına kazınacak çok sayıda görüntü üreten bir turnuvaydı.
Ev sahibi Fransa için bu kupa sportif başarıdan daha geniş bir anlam taşıyordu. Zidane, Thuram, Makalele, Desailly, Djorkaeff, Vieira, Karembeu, Henry ve Lizarazu etrafında kurulan takım, 1990’ların sonunda ülkenin çokkültürlük meselesi için yeni bir hikayenin öznesiydi. Fransız bayrağına göndermeyle kurulan ‘Black-blanc-beur’ (Siyah, Beyaz, Arap) anlatısı tribünden gazetelere, meydanlardan siyaset diline yayıldı. Bu anlatının kırılganlığı sonraki yıllarda daha sert biçimde görülecekti ama 12 Temmuz gecesi Champs-Élysées’deki kalabalık, Fransa’nın kendine en coşkulu baktığı anlardan birinin içindeydi.
12 Temmuz 1998. Saint-Denis, Stade de France. Finalde rakip son şampiyon Brezilya. Maçtan önce Brezilya kadrosunda takımın en büyük yıldızı Ronaldo’nun adının önce çıkarılıp sonra yeniden yazılmasıyla medyada yer yerinden oynadı. Sponsorluk, sakatlık ve baskı ekseninde yaşayan bu sansasyon, finalin daha başlamadan bir bilmecenin içine düşmesine yetti. Sonra oyun başladı. Zidane iki kez kornerden gelen topa kafayı vurdu. Emmanuel Petit son dakikada üçüncü golü attı. Fransa Brezilya’yı 3-0 yendi ve kendi evinde tarihindeki ilk Dünya Kupası’nı kazandı.
Bu turnuva, Dünya Kupası’nın medya ve stadyum teknolojisi açısından da kabuk değiştirdiği yerlerden biriydi. Maç bilgisi artık ertesi gün gazetede beklenmiyor, FIFA’nın sitesinde güncelleniyordu. Skor, fikstür, oyuncu profili, istatistik ve maç özeti internete düşüyordu. Saint-Denis’deki Stade de France ise hareketli alt tribünleri ve dev ekranlarıyla gösteriyi büyütüyordu.
Maçlar internete düştü
1998’de internet hala gürültülü modemlerin, yavaş açılan sayfaların ve sabır isteyen bağlantıların dünyasıydı. Ama Dünya Kupası çoktan oraya girmişti. 1998 Dünya Kupası’nın resmi france98.com sitesi futbolseverlere anlık skorlar, geçmiş maç sonuçları, oyuncu istatistikleri, oyuncu biyografileri, takım tarihçeleri, stadyum bilgileri ve turnuva programı sunuyordu. Bugün sıradan görünen bu paket, o gün için devrim niteliğindeydi.
1998 FIFA Dünya Kupası resmi web sitesi, 10 Haziran-12 Temmuz tarihleri arasında 1,1 milyarı aşan hit sayısıyla Guinness Dünya Rekorları’na girerek dijital bir çılgınlığa sahne oldu. 30 Haziran'da tek günde 73 milyonun üzerinde etkileşimle 24 saatlik rekoru kırdı ve 88 günlük turnuva döneminde sunucularına ulaşan toplam 1,3 milyardan fazla taleple internet haberciliği tarihini yeniden şekillendirdi.
Bu, futbol hafızasının da değişmesi demekti. 1950’de radyo spikeri maçın görüntüsünü dinleyicinin zihninde kuruyordu. 1998’de televizyon görüntüyü eve taşıyordu ama internet, maçın etrafındaki veriyi ayrı bir canlı organizmaya dönüştürmeye başlamıştı.
Stadyumun içindeki ekranlar
Fransa 98’in diğer büyük teknolojik sahnesi Stade de France’tı. 80 bin kişilik Stade de France’ın resmi sitesine göre, 42 metre yüksekte asılı duran eliptik çatısı 18 direk tarafından taşınıyor, 45 kilometrelik tribün hattını koruyordu. Futbol ve ragbi için 80 bin, atletizm için 78 bin kişilik düzene geçebiliyor; 25 bin koltuk istenen konfigürasyona göre hareket ettirilebiliyordu.
Dev ekranlar da bu düzenin parçasıydı. Tribündeki kişi artık yalnız sahaya bakmıyor, sahadaki olayı stadyumun içindeki ekrandan yeniden görüyordu. Futbol, kendi tekrarını aynı anda üreten bir gösteriye dönüşüyordu. Maç, tribün, televizyon ve veri birbirinin içine geçmeye başlamıştı.
Fransa 98 bu yüzden iki ayrı miras bıraktı. Biri sahadaydı: Zidane’ın iki kafa golü, Ronaldo bilmecesi ve Fransa’nın ilk Dünya Kupası. Diğeri ekrandaydı: resmi turnuva sitesi, anlık skorlar, oyuncu verileri, hareketli tribünler ve dev ekranlarla büyüyen yeni futbol deneyimi. 1998’de Dünya Kupası yalnız Fransa’nın elinde yükselmedi, internet arayüzünde, stadyum ekranında ve veriye dönüşen maç bilgisiyle birlikte de yeni bir çağın içine girdi.
Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.