Nolan'ın The Odyssey filmi ve Homeros'un destanı arasındaki 5 büyük fark
Ünlü Yunan destanından uyarlanan The Odyssey filminin en tartışmalı yanlarından biri de Homeros'un orijinal anlatısıyla arasındaki farklar.
Fotoğraf: The Washington Post/gettyimages
Christopher Nolan'ın gişe rekorları kıran filmi The Odyssey, çekim teknikleri, oyuncuları, müzikleri ve daha pek çok özelliğiyle günlerdir medyayı domine ediyor.
Ünlü Yunan destanından uyarlanan filmin en tartışmalı yanlarından biri de Homeros'un orijinal destansı şiiriyle arasındaki farklar. Nolan'ın hikayede farklı işlemeyi veya doğrudan değiştirmeyi tercih ettiği noktalar hem izleyiciler hem de film eleştirmenlerinden karışık tepkiler aldı.
Kimisi filmin orijinal anlatıdan fazla uzaklaştığını savunurken, kimisi de bu değişikliklerin modern dünyaya yönelik yerinde mesajlar taşıdığını düşünüyor.
İşte ünlü yönetmenin yaptığı en büyük 5 değişiklik:
**Bundan sonrası spoiler içerebilir**
1. Kurnaz bir kahramandan pişman bir askere: Odysseus
İzleyici ve eleştirmenlerin filmde dikkatini çeken ilk nokta ana kahraman Odysseus'un karakter inşası oldu.
Yunan mitolojisinde kurnazlığı ve zekayı simgeleyen İthaka Kralı Odysseus, Truva Savaşı'nın kaderini değiştiren Truva Atı fikrinin yaratıcısıdır.
Truva Atı hikayesi, 10 yıl süren Truva Savaşı'nı bitiren kurnaz bir savaş hilesidir. Efsaneye göre, savaş sırasında Akhalar (Yunanlar) dev bir tahta at yapıp şehri terk etmiş gibi görünür, atın içine saklanan askerler ise gece kapıları açarak şehri düşürür.
Bu planın fikir babası Odysseus ise sürekli hile yapar, plan kurar, rakiplerini kandırır. Aynı zamanda gururlu, kendine güvenen ve kibirli biridir.
Nolan'ın filminde ise Odysseus (Matt Damon) savaş sonrası travma yaşayan ve suçluluk duyan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Film boyunca Truva'da yaptıkları nedeniyle vicdan azabı çekrken, hikaye "eve dönme" (nostos) temasından çok "pişmanlık" temasına dönüşüyor.
2. Tepegöz Polyphemos sahnesi tamamen değiştirilmiş
Destanda Odysseus'un savaş sonrası eve bir türlü dönememesinin kilit nedeni, Tepegöz (Kiklop) Polyphemos'la karşılaştığı bölümde yatar.
Polyphemos, Odysseus ve adamlarını mağaraya hapseder ve onlarla konuşur. Odysseus bu sırada ona güçlü bir şarap içirerek sarhoş eder ve Tepegöz, kahramanımızın adını sorduğunda "Outis", yani "Hiç Kimse" cevabını verir. Bunun ardından Polyphemos'a saldırarak onun gözünü kör ettiğinde Tepegöz yardım alamaz hale gelir. Gözü kör edilen ve yardım çağıran Polyphemos'a diğer Tepegözler "Sana kim saldırıyor?" diye sorar. Polyphemos ise, "Hiç kimse" yanıtını verir. Bunun üzerine diğer Tepegözler, gerçekten kimsenin saldırmadığını sanıp yardım etmeden oradan ayrılır.
Destanda bu bölüm Odysseus'un kurnazlığını pekiştirirken, kibrini de gözler önüne serer. Zira bu kurnazlık sayesinde mağaradan çıkmayı başaran Odysseus, sonunda dayanamaz ve gerçek adını haykırır. Ancak Polyphemos, deniz tanrısı Poseidon'un oğludur ve kör edilmesi Poseidon'u sinirlendirir. Odysseus'un gerçek kimliğinin öğrenilmesi üzerine Poseidon, onun gemisiyle İthaka'ya dönmesine izin vermez.
Filmde ise bu anlatı tamamen çıkarılmış durumda. Nolan daha sonra verdiği röportajda bunun nedenini şöyle açıkladı: "Bu bir kelime oyunu. Kelime oyunlarını çeviride aktarmak çok zor. Denedim ama çalışmadı."
Zira Yunancadaki "Outis" hem özel isim gibi duyulur hem de "hiç kimse" anlamına gelir. Bu oyun İngilizceye ve diğer dillere doğal biçimde aktarılamadığı için Nolan sahneyi kullanmamayı tercih ettiğini söylüyor.
Filmde Polyphemos, neredeyse baştan beri vahşi bir yaratık gibi davranıyor ve pek konuşmuyor. Hatta konuşabildiği anlaşılınca Odysseus ve adamları şaşırıyor. Böylece sahne daha çok "canavar mücadelesi" havasına bürünüyor.
Ayrıca filmdeki anlatıda Odysseus mağaradan uzaklaşırken, zaten kör edilmiş olan Polyphemos'un gözüne bir ok daha saplıyor. Nolan, Poseidon'un öfkesine bu şekilde gerekçe sağlamaya çalışıyor.
3. Tanrıların rolü çok küçük
Homeros'un destanında tanrılar olayların merkezinde yer alır. Zeus birçok sahnede Athena ve diğer tanrılarla konuşurken görünür. Poseidon, özellikle oğlu Polyphemus'u kör ettikten sonra, Odysseus'un filosunun yıkımında aktif rol oynar. Hermes, Kalypso'ya Odysseus'u serbest bırakmasını emreder. Helios, Odysseus'un adamlarının sığırlarını yemesine öfkelenir ve Zeus bu yüzden gemilerine yıldırım düşürür. Yeraltı dünyasının ruhlarıyla karşılaştıklarında ise Persephone oradadır.
Athena, Kirke ve Kalypso (Charlize Theron) filmde yer alıyor ama diğer tanrılar görünmüyor. Filmde Zendaya'nın canlandırdığı Tanrıça Athena'nın rolü de net değil. Zira sadece Odysseus ile konuşurken görünüyor. Ayrıca Truva'da öldürülmüş bir kadının şeklinde zuhur etmesi, onun aslında tanrıçanın kendisi mi, yoksa Odysseus'un vicdanını sembolize eden bir hayal mi olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Nolan, Empire dergisine verdiği bir röportajda bunu, "Çözmem gereken şeylerden biri, mitolojik unsurlara bir nevi gerçek dünya yaklaşımıyla nasıl bakabileceğimdi" diye açıklıyor:
"Tanrılar hakkında düşünürken yaratıcı anlamda en büyük atılım, bilimin şu anda açıkladığı her şeyin bir zamanlar doğaüstü görülmesiydi. Şimşek, gök gürültüsü, depremler, volkanlar... İnsanlar kelimenin tam anlamıyla her yerde tanrıları görüyorlardı; tanrıların kanıtlarını bile değil, tanrıların eylemlerini görüyorlardı."
4. Calypso daha karanlık bir karakter
Homeros'un anlatısında, Kikones adasını yağmaladıktan sonra Odysseus ve adamları önce Lotus Yiyenler adasına uğrar. Lotus bitkisi yendiğinde insanların vatanlarını unutmalarına ve geri dönme isteklerini kaybetmelerine neden olur. Odysseus'un adamlarından bazıları bu tatlı bitkiyi yemiş ve bir daha asla ayrılmak istememişlerdir. Hatta Odysseus, bu bitkiyi yiyen birkaç adamı gemiye geri sürüklemek zorunda kalmıştır.
Nolan'ın filminde ise Lotus Yiyenler adası tamamen çıkarılıyor. Bunun yerine Kalypso daha karanlık bir karakter olarak resmediliyor ve lotus bitkisiyle Odysseus'un hafızasını etkilediği ima ediliyor. Odysseus'un 7 yıl adada kalmasının nedeni de biraz buna bağlanıyor. Böylece baş karakter, daha sadık bir eş olarak da resmedilmiş oluyor.
5. Final tamamen değiştirilmiş
Homeros'un destanı, Odysseus ve karısı Penelope'nin (Anne Hathaway) yeniden bir araya gelmesini de farklı bir şekilde anlatır. Destanda, Penelope karşısında gördüğü adamın gerçekten kocası olup olmadığını anlamak için bir hizmetçiden evlilik yataklarını taşımasını ister; Odysseus ise buna itiraz eder, çünkü yatak zeytin ağacının gövdesinden oyulmuştur ve taşınması mümkün değildir. Bu gerçeği de sadece Odysseus bilmektedir. Penelope böylece karşısındaki adamın gerçekten Odysseus olduğunu anlar. Filmde ise yatak yerine Athena'ya ait olduğu iddia edilen altın bir broş konuyor.
Bunun yanı sıra, destanda Penelope'nin hizmetinde olan ama taliplere çalışan 12 köle kadının asılması emredilmiştir. Nolan, bu unsuru da filmden çıkarıyor.
Destanın son bölümünde ise Odysseus, talipleri öldürdükten sonra, onların akrabalarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Ancak Zeus, çatışmanın sona ermesi gerektiğini işaret edince Athena bir kez daha ortaya çıkarak Odysseus'a ve diğerlerine silah bırakmalarını, aksi takdirde Zeus'un intikamıyla karşılaşacaklarını emreder. Böylece barış sağlanır.
Ancak filmde çok daha farklı bir final sahnesi var: Odysseus taliplerin öldürüldüğü çatışmada ağır yaralanıyor. Başını Penelope'nin kucağına koyarak, gün batımına doğru yelken açma hayalini yeniden görüyor. Ancak bu kez batıya doğru yol alıyor, böylece kaybettiği adamların anısını onurlandırabiliyor. Odysseus ve Penelope, İthaka'dan uzaklaşırken, oğlu Telemakhos (Tom Holland) kral ilan ediliyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.