Elektrikli Otomobillerde ‘Piller’ Sanıldığından Daha Dayanıklı
Yeni nesil piller, elektrikli otomobillerde duyulan ‘batarya değiştirme’ çekingenliğinin geçmesini sağlayabilir. En azından veriler öyle gösteriyor.
Fotoğraf: CHUTTERSNAP / Unsplash (yapay zeka ile düzenlenmiştir.)
‘Ya aracın bataryası erkenden tükenirse?’ sorusu özellikle ilk elektrikli otomobillerin piyasaya sunulmasıyla insanların akıllarına geliyordu. Yüksek değişim maliyetleri ve menzil kaybı yaşanacağı düşüncesi, tüketicilerin elektrikli otomobillerden uzak durmasının nedenleri arasındaydı.
Wall Street Journal’ın yayınladığı habere göre yüz binlerce kilometre yapan elektrikli otomobillerin bataryaları beklenenden daha yavaş tükeniyor. Yeni nesil piller, gelişmiş soğutma sistemleri ve yapay zeka destekli batarya yönetim yazılımları, elektrikli araçların menzil ve pil tükenme sorunu çözüyor.
Elektrikli araçların yaygınlaşmaya başladığı dönemde uzmanlar, pillerin otomobilin ömrünü tamamlamadan önce değişeceğini öngörüyordu ancak veriler, tersi bir sonuç gösteriyor. Batarya analiz şirketi Recurrent’ın verileri, beş yıllık bir elektrikli aracın ortalama olarak ilk günkü menzilinin yüzde 95’ini koruduğunu belirtiyor. Bu da günlük kullanımda hissedilir bir performans kaybının olmadığı anlamına geliyor.
İngiltere’de ikinci el elektrikli otomobil satıcısı Richard Symons, beş yaşındaki Tesla Model 3 ile bugüne kadar yaklaşık 400 bin kilometre yol yaptı. Buna rağmen aracın hala uzun mesafeleri rahatlıkla menzil problemi yaşatmadan gidebildiğini belirtiyor. Araç satış sitelerine baktığımda ise 2021 model bir SUV aracın 223 bin kilometrede yüzde 93 batarya sağlığına sahip olduğunu gördüm. Bir de 2017 model 285 bin kilometrede bir elektrikli aracın şimdiden bataryasının değiştirildiği yazıyor.
Yani her araç için sonuçlar aynı değil. İçten yanmalı motorlarda olduğu gibi elektriklilerde de bakım önemli. Yeni nesil araçların daha uzun ömürlü olmasının sebepleri arasında ise daha dayanıklı batarya kimyaları, gelişmiş soğutma sistemleri ve hücreleri aşırı şarjdan koruyan akıllı batarya yönetim sistemleri yer alıyor.
Özellikle batarya yönetim sistemleri, kullanıcıların alışkanlıklarına göre bataryayı entegre ediyor ve tükenmesini önlüyor. Verilere göre 2011-2016 yılları arasında üretilen elektrikli araçların yaklaşık 12’de biri ömrü boyunca batarya değişimine ihtiyaç duydu. 2022 ve sonrası modellerde ise bu oran yüzde 0,3.
Dediğim gibi tabii ki her şey araçta bitmiyor, kullanım şekli de önemli. Özellikle sürekli yüksek güçlü DC hızlı şarj kullanmak, bataryayı her seferinde yüzde 100’e kadar doldurmak, aracı uzun süre tamamen boş batarya ile bekletmek, çok sıcak veya çok soğuk ortamlarda uzun süre kalmak pil ömrünü kısaltan etkenlerden.
Filo yönetim platformu Geotab’in analizine göre genellikle DC hızlı şarj kullanan araçların pilleri yıllar içinde ortalama yüzde 89,7’de kalırken, daha dengeli şarj alışkanlarına sahip araçlarda bu oran yüzde 94,9.
Her ne kadar günden güne elektrikli otomobiller yaygınlaşsa da hala insanların akıllarındaki menzil sorunları hızlıca geçecek gibi görünmüyor. Kendi adıma da pek sorun yaşayan insan görmesem de özellikle uzun yollarda içten yanmalı motorların sunduğu rahatlığı vereceğini düşünmüyorum.
Edmunds Araştırma Direktörü Jessica Caldwell da bu durumu şöyle özetliyor: “Tüketiciler, güvenilirlik verileri giderek iyileşmesine rağmen elektrikli araç bataryalarına hala önemli ölçüde temkinli yaklaşıyor.”
Yine de gelişen teknolojiyle yüz binlerce kilometreyi aşan araçlar, düşük batarya değişim oranları ve yıllar boyunca büyük ölçüde korunan menzil değerleri, elektrikli otomobillerin sanılandan çok daha uzun ömürlü olabileceğini gösteriyor.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.