Dünya'nın Şekli Değişiyor: Kutuplar Yükseliyor, Ekvator Çöküyor
Yeni bir araştırma, Dünya'nın şeklinin değişiminde son yıllarda dikkat çekici bir eğilime işaret ediyor: Dünya'nın katı yüzeyi çok yavaş da olsa daha az basık, yani küreye biraz daha yakın bir şekle geliyor.
Fotoğraf: Tetra Images/gettyimages
Dünya'nın şekli genellikle kutuplardan basık, ekvatordan şişkin olarak tasvir edilir. Ancak buzulların erimesi, tektonik hareketler ve Dünya'nın iç kesimlerindeki değişimler gezegenimizin şeklini sürekli değiştiriyor.
"Journal of Geophysical Research: Solid Earth" adlı bilimsel dergide yayımlanan yeni bir araştırma, bu değişiklikte son yıllarda dikkat çekici bir eğilime işaret ediyor: Dünya'nın katı yüzeyi çok yavaş da olsa daha az basık, yani küreye biraz daha yakın bir şekle geliyor.
Araştırmaya göre bunun arkasındaki başlıca nedenlerden biri kutuplardaki buz kaybı.
Dünya'nın şeklini GPS ile ölçtü
Çalışma, Yunanistan'daki Selanik Aristoteles Üniversitesi'nden bir jeodezi uzmanı tarafından gerçekleştirildi. Jeodezi, Dünya'nın geometrik şeklini, yerçekimi alanını ve uzaydaki konumunu ve yönelimini hassas biçimde ölçen bilim dalı. Bilim insanları 1970'lerden bu yana özellikle uydular ve lazer ölçümleri yardımıyla Dünya'nın şeklindeki son derece küçük değişiklikleri takip ediyor.
Yeni araştırmada ise bu değişimlerin GPS verileri kullanılarak tespit edilip edilemeyeceği incelendi. Elde edilen sonuçlar, Dünya'nın fiziksel şeklinin giderek biraz daha az basık hale geldiğine işaret etti.
1990'ların sonlarından 2015'e kadar geçen dönemde kutuplardaki yükselme hızı yaklaşık iki katına çıktı. Yılda yaklaşık 0,5 milimetre olan yükselme hızı, yılda 1 milimetreye yaklaştı. Aynı dönemde ekvator çevresindeki geniş kuşakta ise buna yakın bir hızda çökme meydana geldi.
Başka bir ifadeyle, kutuplardaki katı yerkabuğu yukarı doğru hareket ederken ekvator çevresindeki yerkabuğu aşağı doğru bastırılıyor. Bunun sonucunda Dünya'nın kutuplardan basıklığı çok küçük miktarda azalıyor.
Buzulların erimesi Dünya'nın şeklini nasıl değiştiriyor?
Bu değişimin temelinde kutup buzlarının kaybıyla birlikte Dünya üzerindeki kütlenin yeniden dağılımı var. Kuzey ve Güney Kutbu çevresindeki buz kütleleri, küresel sıcaklıkların yükselmesiyle son yıllarda büyük miktarlarda buz kaybediyor. Eriyen buzların oluşturduğu su okyanuslara dağılıyor.
Böylece kutup bölgelerinin taşıdığı yük azalıyor. Üzerindeki ağırlığın azalması, katı yerkabuğunun bu bölgelerde yukarı doğru hareket etmesine katkıda bulunuyor. Okyanuslara taşınan su ise daha düşük enlemlerdeki kütleyi artırıyor. Özellikle ekvator çevresindeki ek yük, okyanus tabanındaki kabuğu aşağı doğru bastırıyor.
Bu nedenle ilk bakışta şaşırtıcı görünen bir durum ortaya çıkıyor: Kutuplardan okyanuslara taşınan su Dünya'nın kütle dağılımını ekvator yönünde artırırken, bu ek ağırlık ekvator çevresindeki katı yüzeyi dışarı doğru şişirmek yerine aşağı doğru bastırabiliyor.
Yerçekimi ölçümleri farklı bir tablo gösteriyor
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de Dünya'nın geometrik şekli ile yerçekimi alanındaki değişimlerin birebir aynı olmaması.
Yerçekimi ölçümleri, Dünya-okyanus sistemindeki kütlenin nereye taşındığını gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında kutuplar kütle kaybederken daha düşük enlemler kütle kazanıyor. Dolayısıyla Dünya'nın yerçekimi alanındaki kütle dağılımı ekvator çevresinde daha belirgin hale geliyor.
Ekvator çevresine daha fazla su taşınması, buradaki kütleyi ve dolayısıyla yerçekimi alanına katkıyı artırıyor. Fakat aynı suyun ağırlığı okyanus tabanını aşağı doğru bastırıyor.
Araştırmacı bu nedenle katı Dünya'nın geometrik değişimiyle yerçekimi alanının kütle dağılımına verdiği tepkinin aynı şekilde gelişmediğini belirtiyor.
Dünya'nın şeklinin değişmesi zamanı bile etkileyebilir
Dünya'nın kütle dağılımındaki değişikliklerin sonuçları yalnızca gezegenin biçimiyle sınırlı değil. Kütlenin Dünya üzerinde yeniden dağıtılması, gezegenin dönüşünü de etkileyebiliyor.
Bu değişiklikler astronomik açıdan bir günün uzunluğunda son derece küçük farklılıklara yol açabiliyor. Milisaniyeler düzeyindeki bu değişiklikler günlük yaşamda fark edilemeyecek kadar küçük olsa da atom saatlerine dayanan küresel zaman sistemleri açısından önem taşıyor.
Dünya'nın dönüşü ile atom saatlerinin gösterdiği zaman arasındaki uyumu korumak için geçmişte ‘artık saniye’ uygulaması kullanıldı. Normalde bu işlem gerektiğinde bir dakikaya fazladan bir saniye eklenmesiyle gerçekleştiriliyor. Ancak Dünya'nın dönüş hızındaki değişimler nedeniyle bilim insanları ilk kez bunun tersinin gerekebileceğini de tartışıyor: ‘Negatif artık saniye’.
Böyle bir durumda belirli bir dakika 60 yerine 59 saniye sürebilir. Daha önce yapılan bazı araştırmalar, mevcut zaman standardı korunursa negatif artık saniyenin yaklaşık 2029 civarında gündeme gelebileceğine işaret etmişti.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.