Dünya Kupası’nın İlk Sök-Tak Stadyumu
Uğruna yeni stadyumların, hotellerin, yolların, metro sistemlerinin yapılarak bir şehrin ve ülkenin çehresinin değiştiği bir turnuvanın en inovatif tarafı modüler bir stadyumdu.
Fotoğraf: SOPA Images / gettyimages
Stadyum 974, 2022 Dünya Kupası’nın ev sahibi Katar’ın başkenti Doha'nın güneydoğusunda 974 nakliye konteyneriyle kuruldu. Adı hem Katar’ın uluslararası telefon koduna hem de bu konteyner sayısına gönderme yapıyordu.
Turnuva bittikten sonra ise modüler yani sökülüp yeniden yapılabilir yapısından dolayı stadyumun akıbeti merak konusu oldu: Bir stadyum gerçekten sökülüp başka bir hayata taşınabilir mi?
Bugün stadyum denince akla artık yalnız tribün, saha ve skor tabelası gelmiyor. Yeni nesil statlar, inşaat teknolojisi, enerji yönetimi, veri altyapısı, katmanlı zemin sistemi, çok açılı yayın operasyonları ve etkinlik ekonomisinin aynı çatı altında toplandığı devasa makinelere dönüşmüş durumda. 1930’da Montevideo’daki Estadio Centenario beton kurumadan açılmıştı, Katar 2022’deki Stadyum 974 ise tam tersi bir iddia ile geliyordu: Betonun kalıcılığı yerine sökülüp takılabilir parçalar.
Basra Körfezi’nin kıyısındaki stadyum, Katar’ın resmi Dünya Kupası sayfasına göre 30 Kasım 2021’de FIFA Arab Cup’ta Birleşik Arap Emirlikleri-Suriye maçıyla açıldı. Turnuva kapasitesi 40 bindi ve 2022 Dünya Kupası’nda grup aşamasından son 16 turuna kadar yedi maça ev sahipliği yaptı.
Projenin tasarımını yapan Fenwick Iribarren Architects için ana fikir, stadyumu klasik anlamda ‘inşa etmek’ yerine, büyük ölçüde önceden hazırlanmış parçaları zeminde bir araya getirmek. Konteynerler; tuvaletler, güvenlik odaları, ilk yardım alanları, satış noktaları, mutfaklar ve ibadet alanları gibi işlevleri taşıyordu. Renkler de dekorasyon kararı olmaktan çıkıp yön bulma sistemine dönüşüyordu. Sarı renk tuvaletleri, mavi renk yemek servislerini, yeşil renk güvenlik ve sağlık alanlarını, gümüş renk ise VIP hizmetleri temsil ediyordu.
Bu yapı biraz lego, biraz liman vinci, biraz da turne yapan sirke benziyordu. Nitekim Egis’in proje anlatımında mimari fikir ‘gezici sirk’ metaforuyla tarif ediliyor: gösteri gelir, çadır kurulur, oyun oynanır, sonra parçalar toplanır ve başka bir yere gider. Stadyum 974’te bu mantık çelik kolonlara, civatalı birleşimlere, standart konteyner ölçülerine ve kodlanmış parçalara çevrildi. Çatı panelleri, tribün elemanları ve konteynerler istiflenebilir; yapı, liman komşuluğu sayesinde yeniden taşınmaya uygun bir mantıkla kurgulanmıştı.
Bu stat fikrinin temel aldığı modülerlik fikri otomatik olarak sürdürülebilirlik anlamına gelmiyor. Sökülebilir bir stadyumun çevresel vaadi, gerçekten sökülüp yeniden kullanıldığında güçleniyor. Nitekim Stadyum 974, Dünya Kupası’ndan hemen sonra ortadan kaybolmadı; FIFA, 2024 Intercontinental Cup’ın final aşaması için Stadyum 974 ve Lusail Stadyumu’nun kullanılacağını duyurdu. Yani yapı, adı üstünde ‘geçici’ olsa da şimdilik futbol takviminde ikinci bir hayat buldu. Belki de en ilginç tarafı bu: Geleceğin stadyumu bazen sökülüp gitmek yerine, sökülebilir olduğunu hatırlatarak yerinde kalıyor.
Stadyum 974, modern stadyum teknolojilerinin yalnız bir yüzünü gösteriyor. Bir başka hat Madrid’de, Santiago Bernabéu’nun dönüşümünde izlenebilir. Real Madrid’in evi artık klasik bir futbol mabedinden çok, multifonksiyonel bir etkinlik sahnesi olarak iş görüyor. Sbp’nin Bernabéu projesi yeni paslanmaz çelik cepheyi, açılır-kapanır çatı sistemini ve futbol sezonu dışında da yıl boyu kullanılabilirlik fikrini öne çıkarıyor.
Real Madrid’in anlattığı hypogeum sistemi ise daha da fütüristik: çim saha maç dışında yer altındaki büyük bir seraya alınabiliyor. Böylece stadyum konser, gösteri ve farklı etkinlikler için sahasını feda etmeden dönüşebiliyor.
Barcelona’da Camp Nou’nun yenilenmesi de aynı dönüşümün başka bir versiyonu. Türk inşaat şirketi Limak’ın öncülüğünde yürütülen Espai Barça projesi 1,5 milyar euroya kadar yatırım, yeni gelir alanları, teknoloji ve sürdürülebilirlik hedefleriyle ilerliyor. FC Barcelona’nın ruhsat açıklamasında yeni çatıda 18 bin metrekare fotovoltaik panel, maç günü aydınlatmasını karşılayacak enerji üretimi, 5G bağlantı, geliştirilmiş güvenlik ve araç erişim kontrolü, yağmur suyu kullanımı ve enerji tüketimini azaltmaya dönük sistemler yer alıyor.
Bu yüzden modern stadyum inşaatı giderek daha az ‘beton dökme’ hikayesi, daha çok sistem tasarımı haline geliyor. FIFA’nın stadyum rehberleri BIM’in dünyada stadyum tasarımı ve teslim süreçlerinde yaygın biçimde kullanıldığını belirtiyor. BIM, dijital ikizler, prefabrik çelik parçalar, çakışma analizi, sensörler, seyirci akışı simülasyonları ve enerji yönetimi artık tribünlerin görünmeyen mimarisi. Taraftar maçı izliyor; stadyum ise aynı anda kalabalığı, havayı, ışığı, suyu, bağlantıyı ve hatta maddi akışını yönetiyor.
Stadyum 974’ün eğlenceli tarafı, bütün bu karmaşık teknolojik dönüşümü çok basit bir görüntüyle anlatmasıydı: üst üste dizilmiş konteynerler. Dünya Kupası sahnesinde bir stadyum ilk kez bu kadar açıkça ‘ben parçalardan oluşuyorum’ dedi. Centenario’nun hikayesinde beton kurumadan futbol başlamıştı. Stadyum 974’te ise futbol bittiğinde asıl merak edilen şey çimin değil, parçaların nereye gideceğiydi.
Belki geleceğin stadyumları daha büyük, daha parlak ve daha pahalı olacak. Ama 974’ün bıraktığı fikir başka: iyi bir stadyum, açılış gecesi kadar kapanıştan sonrasını da tasarlayabilmeli.
Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.