Dünya Kupası’nın İlk Stadı Beton Kurumadan Açılmıştı
İlk Dünya Kupası’nın simge stadyumu açılışa geç kaldı, zemini son gece mangallarla kurutuldu, finali ise tarihe kazındı. Estadio Centenario’nun hikayesi, futbolun nasıl birkaç ayda dökülen betonun üzerinden küresel bir gösteriye dönüştüğünü anlatıyor.
Fotoğraf: Ernesto Ryan / gettyimages
Bugün Dünya Kupası stadyumu denince akla yıllara yayılan master planlar, ihale takvimleri, sponsorluk paketleri, dev ekranlar ve karbon ayak izi raporları geliyor. Futbolun ilk küresel turnuvasında ise işler daha farklı yürümüştü: yağmur, acele dökülmüş beton, üç vardiya çalışan işçiler ve açılıştan bir gün önce zemini kurutmak için kullanılan mangallar.
Hikayenin geçtiği mekanın adı Estadio Centenario. Montevideo’daki bu stat, 1930’da Uruguay’da düzenlenen ilk Dünya Kupası için yapıldı. Şimdi yeniden gündemde, çünkü 2030 Dünya Kupası turnuvanın yüzüncü yılına denk gelecek ve FIFA’nın planına göre Arjantin, Paraguay ve Uruguay’da üç ‘yüzüncü yıl kutlama maçı’ oynanacak. Montevideo’daki sahne ise Centenario’da kurulacak. Yani futbol tarihi, yüz yıl sonra aynı zemine geri dönmeye hazırlanıyor; tabii beton artık aynı beton değil.
Uruguay’ın 1930’da ev sahibi seçilmesi sportif bir ödül kadar diplomatik bir hamleydi. Ülke, 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda futbolda altın madalya kazanmıştı. Aynı yıl Uruguay Anayasası’nın kabulünün, yani ülkenin kuruluşunun yüzüncü yılıydı. Bu cumhuriyet için Dünya Kupası süreci, uluslararası tanıtım kampanyası, ulusal gurur gösterisi ve mimari hız testi olarak aynı anda işledi. FIFA’nın anlatımına göre, Uruguay’ın takımların seyahat masraflarını karşılama teklifi de ev sahipliği kararında etkiliydi. Atlantik’i gemiyle aşmak pahalı, uzun ve personel için can sıkıcıydı. Üstelik turnuva, küresel ekonominin sert bir kırılmaya girdiği ana denk geldi. 1929’da başlayan finansal çöküş dünya ekonomisini sarsarken, Avrupa takımları için Güney Amerika’ya haftalar süren yolculuk kararında sportif kaygıların yanı sıra, ekonomik endişeler de etkili oldu. Uruguay’ın turnuvaya katılacak ülkelerin seyahat ve konaklama giderlerini karşılama teklifi bu yüzden ilk Dünya Kupası’nı gerçekleşebilir kılan pratik bir hamleydi ve FIFA’nın turnuvayı düzenlemeyi Uruguay’a vermesinde rol oynadı. Buna rağmen Avrupa’dan yalnızca dört takım geldi: Fransa, Belçika, Romanya ve Yugoslavya.

Fotoğraf: DE AGOSTINI PICTURE LIBRARY / gettyimages
O yolculuğun kendisi bile ayrı bir Dünya Kupası filmi gibiydi. İtalyan buharlı gemisi Conte Verde, Romanya, Fransa, Belçika ve Brezilya kafilelerini, üç hakemi, FIFA Başkanı Jules Rimet’yi ve yeni kupayı taşıyarak iki haftadan uzun sürede Montevideo’ya ulaştı. Futbolun bugünkü özel uçaklı, charter seferli, VIP terminalli evreninden bakınca ilk Dünya Kupası biraz okul gezisi, biraz deniz aşırı macera, biraz da ‘gelirseniz masrafları bizden’ kampanyası gibi görünüyor.
Centenario’nun inşası da aynı acele duygusunu taşıyordu. FIFA’ya göre ilk taş 21 Temmuz 1929’da kondu. Betonarme yapıdaki çalışmalar 1 Şubat 1930’da başladı. Turnuvanın başlamasına beş ay kalmıştı. 1100 işçi, üç vardiya halinde çalıştı. Mimar Juan Antonio Scasso’nun tasarımı dönemi için yenilikçiydi: İngiliz sahalarının dikdörtgen düzeninden uzak, çanak biçimli, dört tribünlü bir futbol yapısı. Zaman ve para kazanmak için sahanın kotu sokak seviyesinin altına indirildi; tribünlerden biri doğal eğime yaslandı. Böylece arazi, inşaatın bir parçası gibi çalıştı.
Rakamlar bugün bile baş döndürücü. Stadyumun resmi tarihçesine göre 160 bin metreküp toprak çıkarıldı, 14 bin metreküp betonarme kullanıldı, sahaya 200 bin parça çim döşendi. Plan, bütün Dünya Kupası maçlarının bu yeni stadyumda oynanmasıydı. Montevideo’nun yağmurlu kışı planı bozdu. Centenario turnuvanın ilk gününe yetişmedi; 18 maçın altısı Pocitos ve Gran Parque Central gibi daha küçük sahalara taşındı. Dünya Kupası tarihinin ilk golü bile bu büyük stadyumda değil, Pocitos’ta geldi.
Sonunda 18 Temmuz 1930’da, Uruguay Anayasası’nın yüzüncü yılında, Centenario açıldı. Tribünlerde 57 bin 735 kişi vardı. Uruguay, Peru’yu 1-0 yendi; golü Héctor ‘Manco’ Castro attı. Stat tarihçesindeki en güzel ayrıntı şu: Açılıştan bir gün önce zemin mangallar ve elektrikli sobalarla kurutulmuştu; maç günü çimento hala tazeydi. Dünya Kupası’nın mabedi, kelimenin gerçek anlamıyla kurumadan kutsandı.
Bu kadar hızlı yapılan başka stadyumlar var mı? Var. Londra’daki eski Wembley Stadyumu, 1923’te British Empire Exhibition için 300 günde inşa edilmişti. Fakat Centenario’nun farkı, doğrudan Dünya Kupası için yapılan ilk büyük futbol stadyumu olmasıydı. Jules Rimet’nin ‘yalnız futbol için yapılmış’ bir dünya ilki olarak gördüğü bu yapı, turnuvanın kendisiyle birlikte doğdu. Önce yetişemedi, sonra finali aldı.
Finalde Uruguay, Arjantin’i 4-2 yenerek ilk dünya şampiyonu oldu. Dört yıl sonra hikaye tersine döndü. 1934 Dünya Kupası İtalya’da düzenlendiğinde Uruguay turnuvaya katılmadı. Gerekçelerden biri, 1930’da pek çok Avrupa ülkesinin Güney Amerika’ya gelmeyi reddetmesiydi. FIFA’nın şampiyonlar tarihçesi, son şampiyon Uruguay’ın 1934’te yokluğunu özellikle bu kırgınlıkla ilişkilendiriyor. Dünya Kupası daha ikinci turnuvasında, futbolun sahadaki oyun kadar takvim, rota, para ve prestij üzerinden de oynandığını göstermişti.
Peki Centenario bugün hala 1930’daki haliyle mi duruyor? Hayır ama iskeletini koruyor. Ana çanak formu, tribün isimleri, meşhur Anıtlar Kulesi ve futbol müzesiyle tarihsel kimliği sürüyor. Stadyum, 1983 yılında FIFA tarafından ‘Dünya Futbolu Tarihi Anıtı’ ilan edildi ve bu unvanı alan tek yapı olmayı sürdürüyor. 2021’de Libertadores ve Sudamericana finalleri için kapsamlı işler yapıldı. ESPN’in aktardığına göre saha zemini ve çim yenilendi, ışık sistemi değişti, deplasman soyunma odası, basın alanı ve resmi tribün elden geçirildi. Güney Amerika Futbol Konfederasyonu yani CONMEBOL da o dönem LED aydınlatma, tribünler, basın bölümleri ve kabinlerdeki yenilemeleri duyurdu.
2030 için hazırlık daha büyük. Montevideo Belediyesi, 2024’te stadyumun yeniden tasarımı için danışmanlık çağrısına çıktı; çağrıda mevcut durumun değerlendirilmesi, teşhis edilmesi ve 2030’a dönük ön proje hazırlanması istendi. Uruguay Futbol Federasyonu ise mevcut kapasitenin yaklaşık 60 bin olduğunu ve 2030 kutlama maçı için yenileme projesi yürütüldüğünü açıkladı.

Fotoğraf: Buda Mendes / gettyimages
Centenario’nun hikayesi bu yüzden bugün yeniden anlatılmayı hak ediyor. Çünkü modern Dünya Kupası, yüz yıl önceki doğum sahnesine geri dönerken eski bir soruyu da yanında getiriyor: Bir stadyum neyi temsil eder? Betonarme bir yapı mı, ulusal vitrinin dekoru mu, spor teknolojisinin erken bir deneyi mi, yoksa bütün aksaklıklarına rağmen tutmuş bir gelecek provası mı?
Centenario ilk düdüğü kaçırdı. Beton tam kurumadı. Yağmur programı bozdu. Avrupa’nın çoğu gelmedi. Yine de final orada oynandı, ilk şampiyon orada çıktı ve Dünya Kupası’nın hafızası büyük ölçüde orada başladı. Bu stadyum, eksikleri, gecikmeleri ve 100 yıla yaklaşan hafızasıyla birlikte futbolun küresel bir sahneye nasıl dönüştüğü ilk mabet olarak futbolseverleri ağırlamaya devam ediyor.
Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.