Bilim İnsanları ‘Uzun Ömür Diyeti’ Tasarladı: Farelerde Yaşlanmayı Yavaşlattılar
Yeni araştırma, uzun yaşamla ilişkilendirilen Akdeniz diyetinin yalnızca protein miktarıyla değil, proteinlerin içerdiği belirli amino asitlerin dengesiyle de ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Fotoğraf: BLOOMimage/gettyimages
Bitki ağırlıklı, balık tüketimine izin veren ve protein miktarı düşük tutulan Akdeniz tipi bir beslenme düzeninden oluşturulan "uzun ömür diyeti", farelerde sağlıklı yaşam süresini uzatırken yaşlılığa bağlı kırılganlığı ve vücut yağını azalttı.
ABD'deki Güney Kaliforniya Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırmada, 200 binden fazla kişinin beslenme verilerinin analizi de göz önüne alındı ve benzer sonuçlar ortaya çıktı. Çalışmaya göre bitki ağırlıklı beslenen kişilerde obezite ve tip 2 diyabet görülme oranı daha düşük.
Bilimsel dergi Cell Metabolism'de yayımlanan araştırma, uzun yaşamla ilişkilendirilen Akdeniz diyetinin yalnızca protein miktarıyla değil, proteinlerin içerdiği belirli amino asitlerin dengesiyle de ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Metiyonin düzeyi dikkatle ayarlandı
Araştırmacılar, yumurta, et ve süt ürünlerinde bol miktarda bulunan metiyonin adlı temel amino asidin yaşlanma üzerindeki etkisini inceledi.
Üniversiteden yaşlanma biyoloğu Valter Longo'nun geliştirdiği deneysel "uzun ömür diyeti", çoğunlukla bitkisel besinlerden ve balıktan oluşurken düşük miktarda protein içeriyor. Diyette metiyonin seviyesi ise ne çok düşük ne de fazla olacak şekilde dikkatle dengelendi.
Bilim insanları 20 aylık fareleri dört farklı beslenme grubuna ayırdı: Standart diyet, yağ ve şeker açısından zengin Batı tipi diyet, ketojenik diyet ve düşük proteinli, metiyonin takviyeli uzun ömür diyeti.
En iyi sonuçlar uzun ömür diyetini uygulayan farelerde görüldü. Bu gruptaki fareler daha uzun süre sağlıklı kaldı, daha az vücut yağı taşıdı ve yaşlılığa bağlı fiziksel kırılganlık belirtilerini daha az gösterdi.
Vücut yağları azaldı
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de uzun ömür diyetindeki farelerin diğer gruplardan daha fazla yemek yemesine ve benzer miktarda kalori almasına rağmen vücut yağlarını azaltmaları oldu. Bu hayvanlar aynı zamanda kas kütlelerini de korudu.
Araştırmacılar ayrıca bu farelerde metabolizmayı düzenleyen GLP-1 hormonu başta olmak üzere kardiyometabolik sağlıkla ilişkili çeşitli biyolojik belirteçlerin olumlu yönde değiştiğini tespit etti.
İnsan verileri de benzer tablo ortaya koydu
Araştırma kapsamında Güney Kaliforniya Üniversitesi, Toronto Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi'nden bilim insanları, 200 binden fazla kişinin beslenme ve sağlık verilerini de analiz etti.
Sonuçlar, en fazla hayvansal protein tüketen ve dolayısıyla daha yüksek metiyonin alan kişilerin obezite oranlarının daha yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca bu kişilerin tip 2 diyabete yakalanma olasılığı, çok az ya da hiç hayvansal protein tüketmeyenlere kıyasla yaklaşık iki kat fazlaydı.
Araştırmacılar, bu farkın yüksek hayvansal protein tüketen kişilerin genel olarak daha az kalori almalarına ve diğer açılardan daha sağlıklı beslenmelerine rağmen devam ettiğine dikkat çekti.
Ekip, bu bulguların yalnızca kalori kısıtlamasının kilo vermek için gerekli olduğu yönündeki görüşü sorguladığını dile getiriyor. Buna göre metiyonin miktarının çok düşük olması yaşlılıkta kırılganlığı artırırken, fazla olması ise bitki ağırlıklı uzun ömür diyetinin sağladığı faydaları ortadan kaldırıyor. Bu nedenle toplam protein miktarından ziyade belirli amino asitlerin dengesi daha önemli olabilir.
Araştırmacılar, farelerde elde edilen sonuçların insanlarda da görülüp görülmeyeceğini belirlemek amacıyla kontrollü klinik deneyler planladıklarını açıkladı.
Çalışmanın sınırlamaları
Araştırmacılar, fare deneylerinden elde edilen sonuçların doğrudan insanlar için geçerli kabul edilemeyeceğini vurguluyor.
İncelenen insan verileri yalnızca gözlemsel nitelikte olduğu için, metiyonin düzeyinin sağlık üzerindeki etkisini kesin olarak ortaya koyabilmek adına kontrollü klinik çalışmaların gerekli olduğu belirtiliyor.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.