Çağla Üren
Çevre
25 Temmuz 2026 15:38

Araştırmacılar, El Nino ve İklim Krizinden Korunmak İçin Güneş'i Karartmak İstiyor

Hakemli bilimsel dergi Science Advances'ta yayımlanan yeni bir çalışma, deniz bulutlarını parlatarak Güneş ışığını azaltmaya yönelik bir jeomühendislik yönteminin El Nino'nun etkilerini teorik olarak zayıflatabileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar, El Nino ve İklim Krizinden Korunmak İçin Güneş'i Karartmak İstiyor

Foto illüstrasyon: Iuliia Bondar/gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nin (NOAA), çok güçlü bir El Nino olasılığının arttığını açıklamasının ardından bilim insanları, bu iklim olayının yol açabileceği aşırı hava koşullarını hafifletmenin yollarını araştırıyor.


Hakemli bilimsel dergi Science Advances'ta yayımlanan yeni bir çalışma, deniz bulutlarını parlatarak Güneş ışığını azaltmaya yönelik bir jeomühendislik yönteminin El Nino'nun etkilerini teorik olarak zayıflatabileceğini öne sürdü.


Kaliforniya Üniversitesi San Diego Kampüsü'nden araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada, insan kaynaklı iklim değişikliğinin El Nino'nun neden olduğu sıcaklık dalgalanmaları, şiddetli fırtınalar ve seller gibi aşırı hava olaylarını daha da ağırlaştırdığı belirtildi. Araştırmacılar ise kısa süreli iklim olaylarına yönelik müdahalelerin bu etkileri sınırlayabileceğini savunuyor.


Güneş nasıl karartılır?

Jeomühendislik diye bilinen yaklaşım, ilk kez 1989'da Harvard Üniversitesi'nde görev alan Prof. David Keith tarafından incelenmişti. O zamandan beri zaman zaman dile getirilse de birçok uzman bu fikre şüpheyle yaklaşıyor.

Jeomühendislik çalışmaları iklim krizinin şiddetlenmesi nedeniyle bilim dünyasında ve kamuoyunda giderek daha fazla tartışılır hale geldi.


Yaklaşımın temelinde, atmosfere belirli parçacıklar salınarak Güneş'ten gelen ışınların daha büyük bölümünün uzaya geri yansıtılması ve böylece Dünya yüzeyinin soğutulması fikri var. Bu mekanizma, büyük volkanik patlamaların atmosfere yaydığı parçacıkların küresel sıcaklıkları geçici olarak düşürmesine benzetiliyor.


Yeni araştırmada ise özellikle "deniz bulutu parlaklaştırma" yöntemi ele alınıyor. Bu yöntemde deniz üzerindeki bulutlara aerosol parçacıkları eklenerek bulutların daha fazla güneş ışığını yansıtması amaçlanıyor.


Makalede, uzun vadeli küresel ısınma ile doğal iklim değişkenliğinin birleşerek aşırı hava olaylarını şiddetlendirdiği, bu nedenle yalnızca sera gazlarını hedeflemek yerine doğal iklim dalgalanmalarına yönelik geçici müdahalelerin de değerlendirilmeye değer olduğu ifade edildi.


Araştırmacılara göre bu yöntem, sürekli uygulanması gereken jeomühendislik projelerine kıyasla daha kısa süreli ve daha düşük sosyal ve teknik risk taşıyabilir.


Tartışmalı bir yöntem

Jeomühendislik uzun süredir bilim dünyasında tartışmalı konular arasında yer alıyor. Eleştirmenler, bu tür müdahalelerin fosil yakıt kullanımını azaltmak gibi temel çözümlerden dikkati uzaklaştırabileceğini ve çevre üzerinde öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini savunuyor. Ayrıca aerosollerin nerede ve ne zaman kullanılacağı, hangi partiküllerin seçileceği ve bunlara kimin karar vereceği de önemli soru işaretleri.


"Stratosferik aerosol enjeksiyonu" diye bilinen jeomühendislik yönteminde parçacıkların yaklaşık 20 kilometre yükseklikte uygulanması öneriliyor. Bu yüzden bu yöntemde genellikle sülfat veya sülfürik asit aerosollernin kullanılması düşünülüyor; zira büyük volkanik patlamalarda doğal yollardan oluşan etki bu.


Deniz bulutu parlaklaştırma yönteminde ise deniz seviyesine yakın alçak bulutlara deniz tuzu partiküllerinin enjekte edilmesi öngörülüyor.


Burada, kullanılması planlanan aerosol deniz tuzu olsa da endişeler devam ediyor. Ancak bilim insanlarının kaygısı kullanılan maddenin toksik olması değil, iklim sistemi üzerindeki dolaylı etkiler. Olası riskler arasında yağış düzenin değişmesi de var.


Simülasyonlar umut verse de uzmanlar temkinli

Son çalışmada ekip, 2023 yılında yayımlanan ve Pasifik Okyanusu üzerindeki orman yangını dumanlarının atmosfere taşıdığı aerosollerin bulutları parlatarak daha fazla güneş ışığını uzaya yansıttığını gösteren çalışmadan yararlandı.


Ekip, geçmiş El Nino dönemlerinde deniz bulutu parlaklaştırma yönteminin uygulanmış olması halinde neler yaşanacağını bilgisayar modelleriyle simüle etti. Sonuçlar, yöntemin El Nino'nun etkilerini zayıflatabileceğine işaret etti.


Ancak birçok uzman bu tür müdahalelerin beklenmedik, hatta çözmeye çalıştığı sorundan daha büyük sorunlara yol açabileceği görüşünde. Araştırmacılar da belirsizlikler nedeniyle yöntemin yakın zamanda gerçek dünyada test edilmesine yönelik somut bir plan yapmadı.


Sessiz sedasız yapılan denemeler tepki çekmişti

Giderek büyüyen bu tartışmalı alanda, bazı deneylerin sessiz sedasız yürütülmesi de kamuoyunda tepkiye yol açıyor.


2024'te Kaliforniya'nın Alameda şehrinde, Washington Üniversitesi’nden bilim insanları, kamuya açıklama yapmadan “bulut parlaklığı” deneyine başlamıştı. Amaç, atmosferdeki bulutlara küçük parçacıklar enjekte ederek güneş ışığını daha fazla yansıtmalarını sağlamaktı. Ancak yerel yöneticiler deneyden haberdar olunca, olası yan etkiler nedeniyle projeyi durdurmuştu.

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

81 Derece Kuzeyde Türk Bilim Heyeti

6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ekibi, Kuzey Kutup Noktası’na yaklaşık bin kilometre uzaklıktaki deniz buzu hattına ulaştı. 12 kişilik heyet, Arktik Okyanusu boyunca 80’den fazla noktada sıcaklık, tuzluluk, mikroplastik, atmosfer ve uydu ölçümleri gerçekleştiriyor.
E. Can Özer

Afrika'da İnsanlar Ve Filler Arasındaki Savaş Büyüyor

ABD ve Namibya'dan araştırmacılar, kontrolsüz arazi kullanımı ve nüfus artışının sürmesi halinde insan-fil çatışmaları açısından yüksek riskli bölgelerin 2085 yılına kadar yüzde 33 ila yüzde 100 büyüyebileceği uyarısında bulundu.
Çağla Üren

Venezuela, Japonya Ve ABD: Art Arda Meydana Gelen Depremler Bağlantılı Olabilir Mi?

Kısa bir süre içinde bu kadar büyük depremin peşi sıra yaşanması kamuoyunu korkutacak derecede sıra dışı görünüyor, ancak uzmanlara göre bu sarsıntıların birbiriyle ilişkili olduğuna dair bir kanıt yok.
Çağla Üren

Dev Doğa Olayı Geri Dönüyor, Ekonomiyi ve Sofraları Vuracak

Türkiye'yi de bekleyen aşırı yağışlar, tarımsal kriz ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp kapıda. El Nino felaket mi, bereket mi?
Samet Kelebek