Aphelion İncelemesi: Uzayda Eski Sevgiliyle Hayatta Kalmak
Perséfone’nin dondurucu rüzgarlarında oksijen maskesiyle aşk tazelemek kulağa romantik gelebilir. Ama iyi çalışmayan tırmanma mekanikleri ve kör bir buz canavarıyla gerçekler insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor.
Görseller: Aphelion/DON'T NOD
Don’t Nod ekibini bilirsiniz, hani şu her oyununda bizi duygusal birer enkaza çevirmeden rahat etmeyen Fransız ekip. Eskiden Life is Strange ile zamanı geri alıp kahvemize şeker atarken bile vicdan azabı çektirirlerdi. Sonra Jusant ile dağcı, Banishers ile hayalet avcısı olduk. Şimdi ise "Hadi biraz da uzaya gidelim, orada kimse çığlıklarımızı duymasın ama dramımızı görsün" demişler sanki. Karşımızda Aphelion var. Tam bir ‘Interstellar ama her şey ters gidiyor’ simülasyonu. Oyunun türü kağıt üzerinde aksiyon-macera ama aslında ‘eski sevgiliyle hayatta kalma terapisi’ desek daha doğru olur.
-
1/6 Perséfone: Isınma faturası kabarık bir cennet
Yıl 2062. Dünya, Bono'nun (evet, o bildiğimiz şarkıcı Bono) yıllardır uyardığı gibi küresel ısınmadan dolayı bir fırına dönmüş durumda. Buzullar erimiş, insanlık "Nereye gitsek?" diye düşünürken Güneş sisteminin dokuzuncu gezegeni Perséfone keşfediliyor. Burası tam tersi; dondurucu bir buz kütlesi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) işbirliğiyle hazırlanan bu görevde, Hope-01 gemisiyle yola çıkan iki astronotumuz var: Biyolog Ariane ve mühendis Thomas.
İkilinin arası, eski sevgililik ve görev stresi arasında sıkışmış bir tost gibi. İniş sırasında gemi parçalanınca gezegenin farklı uçlarına savruluyorlar. Don’t Nod burada hikayeyi 11 bölüme ayırmış ve bizi bu iki karakter arasında sürekli gezdiriyor. Hikaye, bilimkurgu klişelerinden beslense de duygusal derinliğiyle sizi içine çekmeyi başarıyor. Ancak senaryo bazı noktalarda "Ben bu filmi görmüştüm" dedirtecek kadar tahmin edilebilir olabiliyor.
-
2/6 İki karakter, iki farklı çilev
Oyunun mekanikleri karakterlere göre ikiye bölünmüş durumda. Ariane tarafı tam bir dağcılık simülatörü şeklinde ilerliyor. Tomb Raider veya Uncharted oynayanlara yabancı gelmeyecek ama çok daha basitleştirilmiş bir tırmanma sistemi var. Sarı boyalı tutamakları takip et, zıpla, tutun. Bazen kanca kullanarak uçurumlardan süzülüyoruz. Ariane’in bölümleri daha hareketli; kayan buzlar üzerinde denge kurmaya çalışıyor veya hızlıca aşağı kayıyoruz.
Thomas ise oyunun ‘yavaşlatılmış’ modu gibi. İniş sırasında yaralanmış olmasından mütevellit tırmanamıyor; daha çok yer seviyesinde araştırma yapıyor. Onun asıl derdi oksijen. Sürekli bir sonraki oksijen istasyonuna yetişme stresiyle oynuyoruz. Bu bölümler daha çok bulmaca ve çevre okumaya odaklı. İki karakter arasındaki bu geçişler tempoyu korusa da bir süre sonra tırmanma mekaniğinin sığlığı can sıkmaya başlıyor.
-
3/6 Kör ama kulağı delik yaratık: Nemesis
"Uzayda sadece yalnızlık mı var?" derseniz, hayır. Karşımızda Nemesis adında, buzdan ve plazmadan oluşmuş bir yaratık var. Kendisi kör ama sese karşı aşırı duyarlı. Oyunun gizlilik kısımları burada devreye giriyor. Alien: Isolation havası yaratılmaya çalışılmış. Burada ses yapmaktan kaçınıp, dikkat dağıtmak için araç gereçlerimizi kullanmamız gerekiyor.
Ancak buradaki en büyük hayal kırıklığı yapay zeka. Nemesis tamamen script (önceden yazılmış yollar) üzerinden hareket ediyor ve paternleri çok kolay çözülüyor. Bir süre sonra "Yine mi geldin?" diyerek yanından geçip gidiyorsunuz. Zorluk seviyesi genel olarak düşük olduğu için gerçek bir hayatta kalma stresinden ziyade, hafif bir gerilim filmi izliyormuşsunuz gibi hissettiriyor.
-
4/6 Görsel şölen ve teknik takılmalar
Görsel olarak Aphelion, Unreal Engine 5’in gücünü sonuna kadar kullanıyor. Perséfone manzaraları gerçekten büyüleyici. Işık yansımaları ve buzun dokusu size o soğuğu hissettiriyor. Ses tasarımı ise oyunun en güçlü yanlarından biri. Rüzgarın uğultusu, kaskın içindeki nefes sesi ve Amine Bouhafa’nın imzasını taşıyan o hüzünlü piyano besteleri atmosferi tamamlıyor.
-
5/6
Gelelim Xbox Series S performansına. Oyun bu konsolda denedik, genel olarak stabil kalsa da Series X’teki 60 FPS akıcılığını her zaman yakalayamıyor. Bazı sahnelerde dokuların geç yüklenmesi (popping) ve karakterlerin garip pozlarda takılması gibi teknik hatalar can sıksa da oynanışa çok fazla etkisi olmuyor. Ayrıca karakter animasyonlarının bazen odunsu bir his vermesi, o sinematik havayı bazen biraz bozuyor.
Eğer cebinizi düşünüyorsanız güzel haber şu: Oyun Xbox Game Pass kütüphanesine dahil edilmiş durumda. Yani aboneliğiniz varsa ekstra bir ücret ödemeden bu 8-10 saatlik macerayı tamamlayabilirsiniz. PlayStation Plus tarafında ise oyun şu an için bir kampanya dahilinde değil, ancak ilerleyen dönemlerde gelme potansiyeli yüksek.
-
6/6 Sonuç
Aphelion, Don’t Nod’un duygusal anlatım becerisini uzaya taşıdığı ama oynanış kısmında biraz tökezleyen bir yapım. Hikayesi için oynanır mı? Özellikle bilimkurgu ve dram seviyorsanız kesinlikle evet. Ama derin bir oynanış veya zorlu bir aksiyon bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Eğer Game Pass abonesiyseniz mutlaka bir şans verin. Ufak tefek mekanik sorunlarını göz ardı ederseniz görsel olarak sizi kesinlikle tatmin edecek bir deneyim sizi bekliyor.
Yayıncı DON'T NOD
Geliştirici DON'T NOD
Platformlar Xbox Series S|X, PC, PS5
Tür Aksiyon, Macera, Bilimkurgu
Web Sitesi dont-nod.com
30 yıldır teknoloji üzerine yazılar yazmaktadır. Türkiye'nin ilk oyun dergisinin kurucu ekibinde yer almış ve önemli teknoloji dergilerinden birinde muhabirlikten başlayan ve Genel Yayın Yönetmenliğine kadar uzanan uzun bir süreçte teknoloji içerikleri üretmiştir. Ayrıca şu anda yürüttüğü WIRED Türkiye Dijital Direktörlüğünden önce bir başka yayın grubunun Video Projeler ve Teknoloji İçerikleri Yönetmenliğini de üstlenmiştir. Oyun ve geleceğin teknolojileri üzerine özel ilgisi vardır.