10 Yaşına Basan Pokemon Go'nun Hikayesi: Milyonların Katıldığı Oyun Çılgınlığından Askeri Drone Tartışmalarına
Pokemon Go'nun geliştiricileri, oyunun temel amacının insanları dışarı çıkmaya ve gerçek dünyayı keşfetmeye teşvik etmek olduğunu söylüyor. Ancak son dönemde oyun, veri mahremiyeti endişeleriyle gündemde. İşte Pokemon Go fenomeninin hikayesi.
Fotoğraf: YASUYOSHI CHIBA Contributor/gettyimages
Bir dönem dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanı sokaklara döken artırılmış gerçeklik oyunu Pokemon Go, bu ay 10. yaşını kutluyor.
Temmuz 2016'da piyasaya sürülen oyun, ilk günlerinde parkları, meydanları ve şehir sokaklarını Pokemon avcılarıyla doldurarak mobil oyun tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir fenomene dönüşmüştü. Aradan geçen on yıla rağmen oyun hâlâ her ay on milyonlarca aktif oyuncuyu çekiyor ve gelir üretmeye devam ediyor.
Pokemon Go'nun geliştiricileri, oyunun temel amacının insanları telefon ekranına bağımlı hale getirmek değil, onları dışarı çıkmaya ve gerçek dünyayı keşfetmeye teşvik etmek olduğunu söylüyor. Ancak son dönemde oyun, veri mahremiyeti endişeleriyle eleştirilerin hedefinde. İşte Pokemon Go fenomeninin hikayesi:
Şaka olarak başladı, küresel fenomene dönüştü
Pokemon Go'nun hikâyesi aslında 2014'te Google'ın hazırladığı bir 1 Nisan şakası videosuna dayanıyor. Videoda oyuncuların dünyanın dört bir yanında Pokemon avına çıkacağı kurgusal bir yarışma tanıtılıyordu.
Bu fikir, o dönemde Google bünyesindeki Niantic Labs ekibinin ilgisini çekti. Konum tabanlı Ingress oyununu geliştiren ekip, aynı teknolojiyi Pokemon evreniyle birleştirerek fikri gerçeğe dönüştürdü.
Oyunda kurgusal Pokemon'lar oyuncuların yaşadığı mahallelerde, gerçek haritalar üzerinde beliriyor; kullanıcılar belirli noktalara giderek yaratıkları yakalıyor ve oyun içi ödüller topluyor. Artırılmış gerçeklik teknolojisi sayesinde sanal karakterler telefon kamerasıyla görülen gerçek dünyanın üzerine yerleştiriliyor.
Niantic, Mart 2025'te yapılan resmi duyuruyla Pokemon GO dahil olmak üzere tüm oyun bölümünü 3,5 milyar dolara oyun geliştiricisi Scopely'ye sattı. Scopely ise 2023'te Suudi Arabistan merkezli Savvy Games Group tarafından satın alınmıştı. Bu nedenle satın alımın finansmanı dolaylı olarak Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu tarafından desteklendi.
Diğer yandan, Pokemon markasının asıl sahibi olan The Pokemon Company, oyunun içeriği ve Pokemon unsurları üzerinde son sözü söyleme hakkını korumaya devam ediyor.
800 milyondan fazla oyuncu: Başarının sırrı sosyalleşme mi?
Scopely'nin paylaştığı verilere göre Pokemon Go, bugüne kadar 150'den fazla ülke ve bölgede 800 milyondan fazla kişi tarafından oynandı. Oyun, piyasaya çıktıktan yalnızca iki ay sonra 500 milyon indirmeyi aşmıştı.
Şirket, oyunun mobil oyunlar arasında her yıl en popüler ilk 10 yapım arasında yer aldığını belirtiyor. Pokemon Go yalnızca 2025'te 1 milyar doların üzerinde gelir elde etti. Uygulamanın App Store ve Google Play'deki toplam gelirinin ise 9 milyar doları aştığı ve bu rakamla tüm zamanların en yüksek hasılat yapan beşinci mobil oyunu olduğu tahmin ediliyor.
Şirketin tahminine göre, oyuncular bugüne kadar oyun sayesinde toplam 90 milyar kilometreden fazla yürüdü. Dünyanın farklı şehirlerinde düzenlenen Pokemon Go Fest etkinlikleri de milyonlarca katılımcıyı ağırladı. Geçen yılki Pokémon Go Fest için 1 milyondan fazla bilet satıldı.
10. yıl kutlamaları kapsamında da ABD'deki Times Meydanı'nda binlerce oyuncunun katıldığı özel bir etkinlik düzenlendi, meydandaki dev ekranlarda Pokemon karakterleri boy gösterdi. Oyunun ilk yıllarındaki küresel çılgınlık bugün büyük ölçüde geride kalmış olsa da birçok şehirde hâlâ ellerinde telefonlarıyla Pokemon avlayan oyuncular var.
Bazı yorumcular, Pokemon Go'nun cazibesinin artırılmış gerçeklikten çok yürüyüş yapmak, arkadaşlarla buluşmak ve dışarıda vakit geçirmek olduğunu düşünüyor.
Harry Potter versiyonu tutmadı
Pokemon Go'nun büyük başarısının ardından geliştirici ekip aynı modeli başka popüler markalara uyarlamaya çalıştı, ancak aynı başarıyı yakalayamadı.
Harry Potter evreninde geçen "Harry Potter: Wizards Unite" yayınlandıktan yaklaşık iki buçuk yıl sonra, 2022'de kapatıldı. Niantic ayrıca Marvel temalı bir oyun da dahil olmak üzere birçok projeyi iptal etti ve 2023 yılında yüzlerce çalışanını işten çıkardı.
Scopely bünyesine katıldıktan sonra ise oyun ekibi tamamen oyunu geliştirmeye odaklandı. Şirketin oyun dışı deneyime ve yüzyüze buluşmalara giderek daha fazla odaklanacağı tahmin ediliyor.
Veri tartışmaları: Farkında olmadan robotları mı eğittik?
Öte yandan, bugüne dek milyonları sokaklara çıkarmasıyla tanınan Pokemon Go, son dönemde veri gizliliği endişeleriyle gündemde.
Endişeler, oyunun eski geliştiricisi Niantic'in yapay zeka şirketi Niantic Spatial, Pokemon Go oyuncularının yıllar içinde çektiği yaklaşık 30 milyar görüntüyü kullanarak, teslimat robotları için bir çeşit "harita" hazırlamasıyla başladı.
Mart 2026'da şirketin, bu 30 milyar görüntü sayesinde, robotların GPS'in yetersiz kaldığı şehirlerde yön bulmasını sağlayan yeni bir "dünya modeli" geliştirdiği öğrenildi. Şirket, bu teknolojiyi ABD ve Avrupa'da faaliyet gösteren teslimat robotu girişimi Coco Robotics ile test ediyordu.
2016'da oyun piyasaya sürüldüğünde milyonlarca oyuncu sanal Pokemon'ları yakalamak için telefonlarını sokaklara, meydanlara ve binalara doğrultmuştu. Peki tüm o verilerle ne yapılıyordu?
Şirket, bu süreçte oyuncuların çektiği ve son derece hassas konum bilgileriyle eşleştirilen kent görüntülerini kullanarak büyük bir görsel veri tabanı oluşturdu. Bu veriler artık büyük dil modellerinin fiziksel dünyayı anlamasına yardımcı olmayı amaçlayan yeni nesil "dünya modeli" teknolojisinin temelini oluşturuyor.
Toplamda yaklaşık 30 milyar şehir görüntüsü üzerinde eğitilen sistem, özellikle Pokemon savaş alanları gibi oyuncuların yoğun olarak ziyaret ettiği bir milyondan fazla noktadan elde edilen binlerce farklı açıdaki fotoğrafları analiz etti. Bu görüntüler yalnızca fotoğrafları değil, telefonun tam konumunu, baktığı yönü, eğimini, hareket edip etmediğini, hızını ve yönünü gösteren ayrıntılı meta verileri de içeriyordu.
Bu sayede yapay zeka, yalnızca daha önce görüntülenmiş bölgelerde değil, benzer çevresel ipuçlarından yararlanarak yeni konumlarda da yüksek doğrulukla yer tespiti yapabildi. Sonuçta, Niantic Spatial'ın geliştirdiği sistem, çevredeki binaların veya diğer sabit yapıların birkaç fotoğrafına bakarak kullanıcının ya da robotun bulunduğu konumu harita üzerinde birkaç santimetre hata payıyla belirleyebilir hale geldi.
Şirketin hedefi, özellikle GPS sinyallerinin gökdelenler, alt geçitler ve otoyollar nedeniyle sık sık hata verdiği şehir merkezlerinde robotların çok daha güvenli hareket etmesini sağlamak. Bu arada, Niantic Spatial, yalnızca Pokemon Go'dan değil, şirketin 2013 yılında yayımladığı diğer artırılmış gerçeklik oyunu Ingress'ten elde edilen görüntüleri de kullandı.
Hedef: Dünyayı anlayan yapay zeka
Niantic Spatial CEO'su John Hanke, o dönemde MIT Technology Review'a yaptığı açıklamada, görsel konumlandırma sistemini ilk olarak artırılmış gerçeklik gözlükleri için geliştirmeyi planladıklarını ancak robot teknolojilerindeki hızlı gelişmenin öncelikleri değiştirdiğini söyledi.
Öte yandan, Niantic Spatial'ın geliştirdiği sistem, son dönemde yapay zeka'nın "dünyayı görmesini sağlama" yarışını da gündeme getiriyor. Büyük dil modelleri metin üretmede başarılı olsa da fiziksel çevreyi yorumlama yetenekleri halen gelişim aşamasında ve bu konuda şirketler arası büyük bir yarış var. Niantic'inkine benzer dünya modelleri ise yapay zekaya nesnelerin yalnızca nerede olduğunu değil, ne işe yaradığını ve çevreyle nasıl etkileşime girdiğini öğretmeyi amaçlıyor.
Oyuncuların verileri askeri drone'ların eğitiminde mi kullanıldı?
Bunun yanı sıra Hollandalı Trouw gazetesinin haziran ayında yayımladığı bir haber de tartışma yarattı. Haberde oyuncuların isteğe bağlı konum tarama görevleri sırasında oluşturduğu bazı verilerin daha sonra askeri insansız hava araçlarının eğitilmesine katkı sağlamış olabileceği öne sürülüyor.
İddianın temelinde, Niantic Spatial'ın aralık ayında askeri drone yazılımları geliştiren Vantor ile ortaklık kurması var. Ortaklığın amacı, yine GPS'in çalışmadığı veya karmaşık sonuçlar verdiği ortamlarda drone'ların hassas şekilde yön bulmasını sağlamak.
Bu arada Vantor, Şubat 2026'da ABD Ordusu ile değeri 217 milyon dolara kadar ulaşan bir eğitim yazılımı sözleşmesi imzaladığını da açıklamıştı. Tartışmalar üzerine, Guardian Australia'nın sorularını yanıtlayan iki şirket de, Pokemon Go oyuncularından elde edilen arazi taramalarının ortaklık kapsamında Vantor'a aktarılmadığını dile getirdi.
Ancak Niantic Spatial sözcüsü, bu görüntülerin şirketin temel yapay zeka modellerinin eğitilmesinde kullanıldığını doğruladı. Sözcü açıklamasında, "Pokemon Go üzerinden toplanan artırılmış gerçeklik taramaları, bu özelliğe gönüllü olarak katılan oyuncular tarafından yüklenmişti ve dönemin hizmet şartları ile gizlilik politikasına tabiydi" dedi.
Şirketin kendi paylaştığı bilgilere göre, Niantic Spatial ortaklığa Visual Positioning System (Görsel Konumlandırma Sistemi / VPS) ve bunun arkasındaki Large Geospatial Model (Büyük Jeo-uzaysal Model / LGM) ile giriyor.
Niantic Spatial Baş Teknoloji Sorumlusu Brian McClendon, "Niantic Spatial'ın yer tabanlı yerelleştirme konusundaki uzmanlığını Vantor'un kanıtlanmış hava sistemleri ve küresel 3D temeli ile birleştirerek, her yerde çalışan entegre bir konumlandırma ağı oluşturuyoruz. Büyük Jeo-uzaysal Modelimiz, bu sistemlere geleneksel GPS kullanılamadığında bile ortak bir referans çerçevesinde algılama, hizalama ve çalışma yeteneği veriyor" diyor.
Bu açıklamalar, Vantor'a VPS altyapısı, LGM ve görsel konumlandırma algoritmaları sağlandığı anlamına geliyor. Pokemon Go'dan toplanan görüntüler de bu LGM ve VPS sistemlerinin eğitiminde kullanılmıştı. Niantic Spatial ile Vantor ortaklığında bu VPS/LGM teknolojisi ortak çözümün yer tabanlı bileşeni olarak değerlendirilecek.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.