Tolga Ra
Dijital Kültür
27 Ekim 2026 18:35

ANNIE BOT: İnsan, Teknolojiye Hükmedince

Dünya edebiyatına bu aralar damga vuran distopya ‘Annie Bot’; teknolojinin kurban, insanın ise zalim olarak konumlandığı bir hikaye sunuyor. WIRED Türkiye, yazar Sierra Greer ile roman üzerine bir sohbet gerçekleştirdi.

ANNIE BOT: İnsan, Teknolojiye Hükmedince

Görsel: Sierra Greer, WIRED Türkiye ekibi tarafından düzenlenmiştir.

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

Yapay zekaya duyulan şüphenin robotların dünyayı ele geçirdiği apokaliptik senaryolarla dolup taştığı bir dönemde yazar Sierra Greer, ‘Annie Bot’ romanı ile yolunu farklı bir yönde çiziyor. Yazarın 2024 yılında yayımlanan eseri; geleceğin temel endişesinin robotlardan değil, insanlıktan kaynaklandığı bir gerçekliği ele alıyor. Evet, doğru duydunuz. Greer’ın AI ilhamlı distopyasında zalimler teknolojinin ürünleri değil, insanlığın ta kendisi. ‘Annie Bot’, günümüz dil modelleri gibi 7/24 hizmet veren ve kullanıcının bir dediğini iki etmeyen sistemlerin, ne gibi etik problemlere yol açabileceğini odağa alıyor.


Robotların ya da yapay varlıkların sebep olduğu katastrofi, elbette ilk kez ‘Annie Bot’ ile sanatın tartışma konusu değil. Mary Shelley’nin 1800’lerde kaleme aldığı laboratuvar doğumlu ‘Frankenstein’dan ‘The Matrix’e, insan elinden çıkan yeni yaşam formlarının yabancılaşma öykülerini yıllarca okuduk, izledik. Ancak ‘Annie Bot’, bu geleneksel anlatıdan ayrışarak distopik edebiyat dünyasında kendine has bir lige yerleşiyor. Greer’ın kurguladığı dünyada teknolojiye karşı yabancılığın yerini tanıdıklık, empati ve duygular alıyor. Zira bugünlerde pek konuştuğumuz ‘AI girlfriend’ kavramından yola çıkıyor Annie Bot. Kadınların toplumsal cinsiyet rollerine göre belirlenmiş işlevleriyle algoritmalaştırılmış, hatta fiziksel bir form kazanmış AI asistanlar olarak satışa sunulduğu bir sistem tasavvur ediyor Greer. Tıpkı Margaret Atwood’un unutulmaz Damızlık Kızın Öyküsü’nde olduğu gibi, burada da her asistan kategorisinin adını taşıyor. Romantik hizmetler için Stella’lar, domestik hizmetler için Abigail’ler ve çocuk bakımı için Nanny’ler mağazalardan satın alınabiliyor.


Romanın başrolünde yer alan Annie, Abigail olarak satın alınmış ve kullanıcısı Doug’un talebi üzerine Stella olarak yeniden kodlanmış bir AI asistanı. Zaman içerisinde istekleri, sırları ve hatta yalan söyleme yetisi ortaya çıkıyor; bir anlamda Annie’nin bir insana dönüşümüne tanık oluyor okur. Ancak bunun ardında çok katmanlı bir sosyo-politik eleştiri de var: Hem toplumsal cinsiyet rollerinin altı bir kez daha çiziliyor hem de AI etiklerine dair ciddi bir soru yükseliyor. Sonsuz gücün olduğu yerde insan, ne kadar ileri gidebilir? Dr. Nusrat Jamal ve Fatima Saleem’in 2025 tarihli bir araştırması, bu fenomene ‘feminized AI’ kavramıyla ışık tutuyor: Çatışmadan kaçınan, daima bakım sağlayan ve ideal kadın rolünü karşılayan AI anlatıları, bugünlerde yapay zekayı işleyen distopyalara önemli ölçüde ilham oluyor.


Toplumsal olarak AI’ın hayatımıza girişiyle ciddi bir değişim yaşıyoruz fakat belki de hep daha ileri gitmiyor, mevcut rollerin yeniden altını çiziyor ve yapay zeka kullanımımız ile var olanı koruyoruz. Distopik edebiyatın bu konulara eğilişine önemli bir örnek olan ‘Annie Bot’un derinliklerine inmek adına WIRED Türkiye olarak yazar Sierra Greer ile bir röportaj gerçekleştirdik. Annie’nin hikayesinden insanın teknolojiye etik yaklaşımına uzanan bir sohbet oldu.


Annie Bot, bugünlerde modern bilim kurgunun en önemli feminist romanlarından birine dönüşme yolunda. Romanda inşa ettiğiniz kurgusal dünya, klasik ‘insan vs. makine’ çatışması yerine AI’ın insanın ona yaklaşımı dolayısıyla bir tehlikeye dönüşebileceğini işliyor. Çoğu kişinin günün her anını AI ile geçirdiği bu dönemde, sizin için bu ilişki ne ifade ediyor?

Yaratımlarımızın, zihnimizden doğup nihayetinde yıkıcı potansiyelimiz de dahil olmak üzere kim olduğumuzu yansıtma biçimine dönüştüğünü düşünüyorum. Yapay zeka asistanlarında olduğu gibi, AI teknolojisini kişisel ilişkilerimize dahil ettiğimizde bu durum özellikle geçerli görünüyor. Yüzeysel olarak bakıldığında bu sistemler yalnızlığa bir çözüm vaat ediyor ancak sizin de belirttiğiniz gibi, aynı zamanda bizi yozlaştırabilecek bir zalimliği de beraberinde getiriyorlar. Romanım, bu meseleleri bir robot kız arkadaşla insan sahibi arasındaki özel ilişki üzerinden inceliyor.


‘Annie Bot’, ‘Frankenstein’ ve ‘The Matrix’teki gibi yabancı yapay hayatların yerine samimi, neredeyse bağ kurulabilir bir anlatı sunuyor. Normalde bir korku unsuru olarak sunulan AI, romantik arzular ve toplumsal rollerin bir kurbanı dahi sayılabilir. Bu nüansı romanınızda işlemeye karar vermenizde ne etkili oldu?

Annie’nin hikayesini yazarken, onun karakterinden ve insan sahibi Doug ile ilişkisi içinde gelişme biçiminden çok etkilendim. Örneğin, cinsel açıdan gelişmiş bir yapıda olsa da başlangıçta hem sevimli hem de tam olarak insansı olmayan masum, oyuncu bir niteliğe sahip. Dünyası hakkında bilgi edindikçe zekası, insan davranışındaki doğuştan gelen çelişkileri görmesine rehberlik ediyor ve Doug onun daha insan gibi davranmasını istediği için kendisi de daha sorunlu bir hal alıyor. Gelişen öz farkındalığı, tamamen bir başkasına ait olduğu gerçeğiyle yüzleştikçe onun için bir eziyete dönüşüyor.


Annie’yi ‘iyi partner’ yapan bazı kriterlerle karşılaşıyoruz hikaye boyunca. Bunlardan biri, günümüzdeki LLM sistemlerinin aksine Annie’nin sadece direktifleri takip etmekle kalmayıp, kullanıcısı Doug’un direktif verme gerekliliğini de ortadan kaldırıyor olması. Bunu çeşitli okumalarda, toplumsal cinsiyet rollerinde kadına atanan bir sorumluluk olarak da görüyoruz. Sizce hangi noktada ‘Annie Bot’, aslında bugünün insan kadınlarının da hikayesini anlatıyor?

Annie’nin hikayesini ev içi istismarın bir alegorisi olarak görmek pek de zor sayılmaz. Annie, tam anlamıyla sahibini memnun etmek üzere programlanmış ve Doug zaman zaman ona insandan daha alt bir varlıkmış gibi davranıyor. Toplumlarımız da erkekleri ve kadınları belirli standartlara uymak üzere programlar; günümüzde pek çok kadın babaları, eşleri ya da patronları olsun, hayatlarındaki erkekleri memnun etmek adına köklü bir ihtiyaç hisseder. Bu elbette her zaman kötü bir şey değildir ancak aşırı durumlarda başkalarını memnun etmek bir hayatta kalma becerisine dönüşebilir. Annie bir robot olduğu için romanımın, okurları bu dinamiği yepyeni bir gözle keşfetmeye davet ettiğini düşünüyorum.


Toplumsal yaşantıdan aldığınız bu ilhamı biraz daha derinden tartışmak isterim. Romanı yazarken ne ölçüde dünyada yaşanan olaylardan yola çıktınız, ne ölçüde hayal gücü ve düşüncelerden yararlandınız?

‘Annie Bot'u yazarken pandemi döneminin izolasyonundan kesinlikle etkilendim. Doug'ın dairesindeki klostrofobik his, ailemin o dönemde katlanmak zorunda kaldığı kısıtlanmış yaşam tarzını ve insanlığın bu krizle nasıl başa çıkacağına dair endişelerimi yansıtıyor. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'nde Roe v. Wade kararının iptal edilmesinden ve bunun kadın sağlığı üzerindeki olumsuz yansımalarından da derin rahatsızlık duyuyordum. Doug'ın Annie'nin bedeni üzerindeki kontrolünün, örneğin kilosunu düşürmesi ve sütyen bedenini değiştirmesi gibi, kendi bedensel özerkliklerinin azaldığını hisseden okurda karşılık bulacağını biliyordum ancak bunu özellikle belirtme ihtiyacı duymadım. Okurlarımın bu bağlantıları kendilerinin kuracağına güveniyorum.


Eminim okurlarımız, bunu merak edecektir: Siz AI kullanıyor musunuz? Yazarken, araştırma yaparken ya da günlük hayatınızda? Kullanıyorsanız, ne gibi sınırlar çiziyorsunuz aranıza?

Gerçeklere dayalı araştırmalar için Google'ı kullandığımda, akışın en üstünde kaçınılmaz bir yapay zeka yanıtı sunuluyor. Bu yüzden buna maruz kalıyorum ve bilgi edinmek için sık sık kaynak metinlere tıklıyorum. Bunun dışında, yapay zeka ile güncellenen haritalarla araç kullanmak ve müzik dinlemek için Alexa ile konuşmak haricinde, bilerek AI kullanmıyorum.


‘Annie Bot’ bugünlerde dünya çapında ciddi bir başarı elde ediyor, hatta bazı okullarda dahi okutuluyor. Bu başarının ne gibi toplumsal sonuçları olacağını düşünüyorsunuz? Ve elbette, sizin gelecek projelerinizde ne gibi bir etkisi oluyor bunun?

Romanımın gördüğü ilgiden onur duydum ve son teknolojik gelişmelerle birlikte bu kadar güncel bir hale gelmesinden de biraz korktum. ‘Annie Bot’un insanlara zor konuları tartışmak için bir kapı araladığını düşünmek istiyorum ve umarım herkesin saygıyı hak ettiğini anlamalarına yardımcı olur. Bir sonraki romanım ‘Girl on the Back of a Motorcycle’da, yapay zeka yoldaşlarının bir video oyununa entegre edildiğinde nelerin yaşandığını inceliyorum. Beni bu röportaja davet ettiğiniz için teşekkür ederim!

Koç Üniversitesi ve Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu. Medya kariyerine öğrencilik yıllarında, L’Officiel’de başladı. Vogue Türkiye’de moda ve kültür üzerine yazıyor, WIRED Türkiye’de dijital kültürün bu disiplinlerle etkileşiminin izini sürüyor. İstanbul ve Berlin arası yaşadığı bugünlerde çalışmalarına her iki ülkeden çeşitli yayınlarla devam ediyor.

Tolga Ra

DAHA FAZLASI

Reddit Kapısını Ziyaretçilere Kapatmaya Hazırlanıyor

Reddit, bazı ülkelerde hesap açmadan gezinmeyi sınırlayan bir uygulamayı deneyecek. Şirketin arama motorlarından aldığı trafik düşerken, kullanıcıların siteye doğrudan gelmesini ve giriş yapmasını istiyor.

Alpha Hızı

Alpha Okulu'nun yapay zeka destekli ulusal genişlemesinin iç yüzü.

küçük harfleri savunmak

artık belli bir tür insan her şeyi küçük harfle yazıyor. neden?

Bir Haftada Şakır Şakır Yabancı Dil

Dil uygulamaları büyük vaatlerle ‘bir haftada akıcı konuşma’ garantisi veriyor. Ancak dil bilimcilere göre ekranda doğru şıkkı bulmakla biriyle karşılıklı konuşmak arasında büyük fark var.