Algoritmaların Ticareti
Hisseler, kripto paralar, değerli madenler ve dahası derken sonunda yapay zeka ile yatırım alışkanlıkları bile değişti. Alışkanlıklardan yola çıkılan bu piyasalara olan karşıtlık, algoritmaların dengeleri değiştirmesiyle yeni bir yola girebilir mi?
İllüstrasyon: J Studios / gettyimages
Türkiye, en çok kripto para yatırımı yapan ve günlük al-sat gerçekleştiren ülkelerden biri. Milyonlarca dolar hacmin döndüğü piyasalarda, algoritmaların devri çoktan başladı. Küçük yatırımcılar yani bireysel yatırımcılar ise bu pastanın kenarında köşesinde duruyor.
Normalde yatırım tavsiyesi yalnızca uzmanlar tarafından verilebilirken, insanlar yapay zeka kullanımını bu tarafa evirdi. Birilerine danışmak yerine yapay zekaya yönelen kişiler, ‘bilinçsizlik’ ve ‘kural bilmezlik’ dolayısıyla ‘Algoritmaların Ticareti’ yapısına ayak uyduramayabilir.
Asıl tehdit algoritmaları görmezden gelmek
Eski Porsche mühendisi ve AI yatırım asistanı WyzFi kurucusu The Real LLO’nun (gerçek adını bilmiyoruz) verdiği demeçlerde de piyasaların büyük kısmının halihazırda insanların değil makinelerin yönettiği anlaşılıyor. Bireysel yatırımcıların yalnızca arada bir pozisyon açarak bu hacme dahil olduğunu söylerken, LLO’ya göre ‘Algoritmik Dominasyon’ bir tehdit değil, bir gerçek. Asıl tehdit bunu bilmemek ve görmezden gelmek.

İllüstrasyon: Amr Bo Shanab / gettyimages
Bireysel yatırımcılar için bu noktada iki yol var; ya bu gerçeğe göre konum alacaklar ya da karşı taraf için likidite oluşturacaklar. Piyasaların riskli olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu riskler bazı adımlarla azaltılabilirken, ödül-kazanç dediğimiz RR sisteminden yani risk yönetiminden şaşmamak ve bu işin psikolojisini kavramak oldukça önemli. Her ne kadar kazanç sağlasanız da para kaybetseniz de psikolojinizi koruyamadığınızda kripto para marketi büyük bir ‘kumarhane’ olabilir.
Algoritmalar ise bu piyasalardaki dengenin kurulmasında rol alıyor. Algoritmaları anlamak da yatırımcılara kalıyor. Kendini tamamen bu teknolojiye adayan yatırımcılar, risk yönetiminden çıkarlarsa mutsuz bir sonla karşılaşabilirler.
Bu teknolojilerle piyasada yer almak isteyenler için iki temel sorun var. Algoritmaların hangi koşullara uygun eğitildiği ve pozisyon büyüklüğü ile risk yönetimi. Tercih edilen algoritmanın farklı piyasa koşullarına uygun eğitilmemesi, dinamik piyasada paranın kaybedilmesine sebep olabiliyor. LLO’nun belirttiğine göre çoğu hazır algoritma ‘kaç lot aç?’ sorusuna cevap vermiyor ve bunun kararını yatırımcıya bırakıyor. Her ne kadar sistem doğru stratejide olsa da lot miktarı belirlerken risk yönetimini ayarlayamamak hesabın sıfırlanmasına neden olabilir.
Ayrıca akla ilk gelen sorulardan biri de ‘Gerçekten çalışan bir algoritmayı neden kullanıma sunsunlar?’ Başarılı bir algoritmanın piyasalardaki konumu özgünlükle eşitlenirken, ne kadar az insan o kadar başarı anlamına geliyor. Daha fazla insana yayılması, algoritmanın başarısını azaltır ve fark edilme oranını artırır. Aynı yöne işlem alan kişi sayısı çoğaldıkça alım-satım tarafındaki yoğunluk artık avantaj değil, sadece kalabalık oluşturur.
Bu kalabalıklar arasında bireysel yatırımcılardan ziyade algoritmaların fazlalığı dikkat çekiyor. Halihazırda algoritmaların birbiriyle rekabeti de bir gerçek ve sistemlerin birbirini yenmesi de mümkün. Bilgiye ve yeteneğe göre eğitilen algoritmalar arasında bir savaş zaten var ve bunu piyasaların hareketlerinden de anlayabiliyoruz.
Bir algoritmanın farklılık yarattığı konu ve para kazanması hız, bilgi ve adaptasyona dayanıyor. Bireysel yatırımcıların bu farklılığı yaratması pek mümkün değilken, bu savaşa girmek de yatırımcılar için pek mantıklı durmuyor.
Algoritmalar gerçekten duygusuz mu?
En yanlış anlaşılan konulardan biri de ‘Algoritmaların duygusu yok ve hata yapmaz.’ Evet, algoritmalar belki duyguyla hareket etmiyor fakat LLO, burada asıl meselenin duygu olmadığını vurguluyor. Duygudan ziyade matematiğin ve bilgi asimetrisinin avantaj yarattığı piyasada algoritmalar, bu avantajları kendisi için en optimize hale getiriyor. Geçmiş datayı işleyerek bir veri tabanı oluşturan bu sistemler, koşullar değişince geçersiz hale gelebilir.
Her bireysel yatırımcının karşılaştığı gibi algoritmalar da piyasanın dinamik olmasından dolayı kötü dönemler geçirebilir. Bu anlık olarak algoritmayı kötü yapmaz ancak tarihsel anlamda başarısızlığa geçişiyle algoritmanın artık uyumlu olmadığı ve değiştirilmesi gerektiği açığa çıkar.
Algoritmaların desteğiyle yapılan ticarette dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri sistemin geçmişteki getirisine tamamen güvenmemek. Örneğin 2020-2021 yılları kripto piyasası için yükseliş dönemiydi ve çoğu algoritma burada başarı gösterdi. Asıl bakılması gereken değişken piyasa koşullarında algoritmanın nasıl bir sonuç sağladığı. Burada psikolojiye de sahip çıkmak önemlidir. Her pozisyon alan kullanıcı, piyasalarda psikolojisini korumalıdır ki hacmin yüksek olduğu dönemlerdeki volatiliteden mümkün olduğunca etkilenmeyebilir.
LLO’nun sözüyle borsa, zenginler tarafından icat edilmiştir ve zenginlerin ortak bir özelliği de aceleci olmamalarıdır. Burada bireysel yatırımcıların hızlı zengin olma dürtüleri, algoritmalara karşı kayıplara yol açabilir ve risk yönetiminden uzaklaşarak sonunda yatırımcıyı ‘parayı batırmak’ gerçeğiyle yüzleştirebilir.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.
Samet Kelebek
DAHA FAZLASI
Satoshi’yi Buldunuz mu? Kanıtları Görelim
Steven Levy
Kriptonun Kabusu Kuantum Bilgisayarlar
Arda Aşık
OpenAI, İlk Kez Bireysel Yatırımcılara Döndü
Samet Kelebek
Zuckerberg’ten 80 Milyar Dolarlık ‘Game Over’
E. Can Özer