Samet Kelebek
Kültür
17 Temmuz 2026 12:37

Akran Değil, Aksan Zorbalığı

Yabancı dil öğrenmeye çocukluktan hatta bebeklikten başlıyoruz. Buna rağmen nüfusun çoğunluğu yabancı dil anlayabilme-konuşabilme yetkinliklerine sahip değil.

Akran Değil, Aksan Zorbalığı

Görsel: MirageC / gettyimages (yapay zeka ile düzenlenmiştir.)

Teknoloji gelişiyor. Nasıl ki telefon numaralarını önceden akıllarda ve kağıtlarda tutarken artık yalnızca telefon rehberinde bir sayı gibi benimsiyor ve hafızamızda tutmaya çalışmıyorsak yabancı dil kullanımı da aynı telefon numarasına dönüşüyor.


Ana dili tam anlamıyla öğrenmek ve yanına bir yabancı dil eklemek, her zaman herkes için önemli olmalı. Ne demişler, ‘Bir dil bir insan, iki dil iki insan.’ Bu atasözünden çıkarak dilin önemini hatta iletişimin ilk yolu olduğunu anlayabilirsiniz. Okullarda yabancı dil eğitimi artık ikinci sınıftan itibaren başlasa da etrafınıza baktığınızda çoğunun 12 yıllık zorunlu eğitim hayatında bir cümle kurmayı bile başaramadığını görebilirsiniz.


Bunun sebebi teknoloji olabilir mi? Kimilerine göre evet. Çünkü İngilizce Öğretmenliği mezunu biri olarak benim için bile yabancı dil, özellikle yapay zeka ile eskiye kıyasla çok kolay ve erişilebilir. Okulda öğreniyorsunuz veya öğrenmek istiyorsunuz, eve gittiğinizde, yoldayken, bir işinizi hallederken, yani hayatınızın her anında teknolojinin getirdikleri sayesinde anında karşınızda dil pratiği yapabileceğiniz bir yapay zeka modeline erişim sağlayabiliyorsunuz.


Bunu yapmak istemenizin de asıl nedeni, ‘aksan zorbalığı’ olabilir. İlla ki yaşamışsınızdır. İngilizce konuşmanız gerektiği anlarda konuşuyorsunuz ve akranlarınız sizin aksanınızı zorbalıyor. İşte ‘aksan zorbalığı’ dememin sebebi de bu. Özellikle okullarda sürekli görülüyor. Çocuklar ve gençler arasında büyük bir sorun, ‘akran zorbalığı.’


Bir dil konuşurken, diğerinin size ‘Telaffuzunu düzelt. Cümleni düzgün kur’ gibi cümleler kullanması da ‘aksan zorbalığı’na girer. Her şeye rağmen dil öğrenmek için çabalamalı, yapılan eleştirilere kulak asmamalısınız. Tabii ki öğretmeninizden uyarı gelmediği sürece.


Türkiye’nin ilk ve tek yabancı dil edinim vakfı, SEYEV’e yabancı dil öğrenimi hakkında gittiğimde girişte duvarda gördüğüm yazı aslında tam bir yansımaydı: “Dil Bilmek Özgürlükse, Özgürüz İkimiz de.”


Bu cümle belki başta bir şey çağrıştırmasa da biraz düşününce dilin getirdiği özgüven, anlaşabilme, iletişim gibi yetkinliklerin değerini anlamaya yardım ediyor. SEYEV’in kurucusu dilbilimci Seda Yekeler’e göre dil öğrenilmez, edinilir. Bu noktada Yekeler, dil bilmemenin dezavantajlarından bahsediyor.


SEYEV'in üst katına çıkarken sol duvardaki resimler, şimdiye kadar dil edinmekten çekinen ancak sonunda başarabilenlerle dolu. "12 bin 300 kişinin dil edinmesini sağladık" diyen Yekeler'in bizi karşıladığı yerde onlarca kitap, fotoğraf ve bir de dikkatimi çeken #dilbilseydim ve #dilbildiğimiçin kartları vardı. Bu kartlarda yabancı dil bilmeyen ve bilen kişilerin mektuplarını okuyabiliyoruz. Her duvarda bu tarz notlar ve mektuplar yer alıyor.


“Öncelikle” diyor, “Gerçekten dil bilmemek nedir?” Dil bilmemeyi, bir iletişim aracının eksikliğinden ziyade, bilişsel ve stratejik bir yoksunluk olarak tanımlayan Yekeler, “İnsan, bildiği dilin sınırları kadar düşünebilir” diyor.


Dil bilmeyen insanlar genellikle akran zorbalığından kaynaklı edinemese de insanların birbirinin aksanı üzerine sürekli eleştiride bulunması hakkında konuşmayla Yekeler, Türkiye’deki yabancı dil öğrenmenin öneminden bahsediyor: “Dil öğrenmek için gelenler genellikle ‘Her şeyi hallettim. Bir dili halledemedim’ diyor. Ancak dil edinmek de bir uzmanlık ister. Nasıl ki bir şeyi yalnızca izleyerek öğrenemezseniz, dili de içine girip çaba sarf etmedikçe edinemezsiniz.”


Önceden sözlük açar, kelime bakar, anlamını öğrenmeye çalışırdık. Şu an yapay zekanın da entegre olmasıyla dil öğrenmek kolaylaştı. Bir uygulama indirerek, pratik yapabiliyor hatta isterseniz ChatGPT gibi bir yapay zeka modeliyle birebir sohbet edebiliyorsunuz. Her ne kadar insan hissiyatı vermese de karşınızdaki sizi yargılamıyor, öğretmeye çalışıyor.


Her an her yerde pratik yapabilme özgürlüğü de dilin getirdiği özgürlükle birleşiyor. Böylelikle yabancı bir dil konuşmak için araçlara ihtiyaç duymadan, kendi düşüncelerinizi kendinize göre aktarabiliyorsunuz. Yekeler’in deyişiyle, “Dünyayı başkalarının gözlüğüyle okumuyor, o dili biliyor, kültürüne, mizahına, acısına ve dünya görüşüne sahip oluyorsunuz.”


Türkiye'de yabancı dil bilmenin önemine ise ekonomi tarafından da dikkat çeken Yekeler, SEYEV'de yaptıkları bir çalışmaya değiniyor. "Yalnızca Türkiye açısından değil, dünya genelinden bakmamız gerekiyor" diyerek konuşmasına başlıyor ve ekliyor: "Küresel dili (İngilizce) konuşmasına rağmen tek dilliliğin rehavetine kapılan İngiltere'de şirketlerin yabancı dil yetersizliği nedeniyle her yıl gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 3,5'ini (yaklaşık 48 milyar sterlin) ihracat kaybı olarak ödediği kanıtlanmış."


Umarım ki önümüzdeki dönem, eskisine gibi olmaz. Etrafınızdakilerin aksan zorbalığına maruz kalmazsanız konuşmaktan çekinmeyebilirsiniz. Teknolojiyi bir araç olarak kullanabilir ve yabancı dil edinebilir, böylelikle iletişimde bir insan yerine iki insana erişebilirsiniz. Teknoloji bu dönüşümün aracı olabilir, ama onu mümkün kılacak olan yine sizsiniz.

Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.

Samet Kelebek

DAHA FAZLASI

Hafta Sonu Hangi Filmleri ve Dizileri İzleyebilirsiniz?

Ağustos ayının ortasına gelirken hafta sonu dışarıda geçirmenin yanı sıra evde klima altında koltuğa uzanıp film veya dizi açıp izlemek de bir seçenek. Peki hafta sonu hangi filmleri ve dizileri izleyebilirsiniz?
Samet Kelebek

Yapay Zeka Çağında Müzik ve Medyada Oyunun Kuralları Yeniden Yazılıyor

Müzik endüstrisinden medya kuruluşlarına kadar yaratıcı sektörler, yapay zekayla birlikte yeni bir ekonomik düzenin eşiğinde. Peki bu düzende kurallar nasıl yazılacak?
Pelin Kuzey

Müzenin Görünmeyen Ara-yüzü

Bir müze ziyaretinde nereye bakacağımızı ekran başlamadan çok önce birileri belirler. Kapı, koridor, vitrin, ışık, etiket ve eserin yerden yüksekliği, ziyaretçinin bedenine verilmiş sessiz talimatlar gibi çalışır. Dijital müze bu düzeni ortadan kaldırmaz. Yürümeyi kaydırmaya, yaklaşmayı yakınlaştırmaya, sergi rotasını arama ve öneri sistemlerine çevirir.
E. Can Özer

Ekran Başında Kutsal Emanet

Topkapı Sarayı'ndaki Mukaddes Emanetler Dairesi'nde temizlik, HEPA filtreli müze cihazları ve at kılı fırçalarla yapılıyor. Toplanan toz ise geleneksel usule göre 'toz kuyusu'na dökülüyor. Has Oda'ya giren ziyaretçinin giyimi de kurallara bağlı. Aynı oda ekrana taşındığında fiziksel eşikler ortadan kalkıyor ve hürmet, arayüzün nasıl tasarlandığına bağlı hale geliyor.
E. Can Özer