E. Can Özer
Çevre
22 Eylül 2026 18:58

9'da 7 Kusurluyuz (Şimdilik)

Yeni gezegen sağlığı raporuna göre Dünya’nın dokuz ekolojik sınırından yedisi aşılmış durumda. İklimden tatlı suya, canlı çeşitliliğinden okyanusların kimyasına uzanan bu alanlardaki baskı artıyor. Kalan iki sınırdan biri ise gidişatın değiştirilebildiğini gösteriyor.

9'da 7 Kusurluyuz (Şimdilik)

Görsel: Chris J Ratcliffe / gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)

Bir orman yok olduğunda yalnızca ağaçlar kaybolmuyor. Yağış düzeni, topraktaki su ve havadaki karbon da bundan etkileniyor. Ya da atmosfere bıraktığımız karbondioksitin bir bölümünü okyanus emiyor. Böylece ısınmayı yavaşlatırken kendi kimyası değişiyor. Gezegenin sorunları ayrı ayrı dosyalanabilse de birbirinden bağımsız ilerlemiyor.


Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü öncülüğünde hazırlanan 2026 Gezegen Sağlığı Değerlendirmesi, bu bağlantıları ‘gezegensel sınırlar’ adı verilen dokuz başlıkta izliyor. Bilim insanları, Dünya’nın insan yaşamını destekleyen sistemleri için güvenli kabul edilen eşikler tanımlıyor. Sonuç: Dokuz sınırın yedisi aşılmış durumda. Bu sayı geçen yıl da yediydi; yeni rapor, aşılmış alanların tamamında baskının artmayı sürdürdüğünü belirtiyor.


7 büyük kusur

İlk üç başlık birbirine yakından bağlı. İklim değişikliği, fosil yakıtlardan kaynaklanan sera gazlarının gezegeni ısıtmasıyla ilgili. Biyosfer bütünlüğü, türlerin ve ekosistemlerin kaybını izliyor. Karasal değişim ise ormanların ve diğer doğal alanların tarım, yerleşim ya da başka kullanımlara dönüşmesini ölçüyor. Bir ormanın yok edilmesi bu başlıklardan yalnızca birine yazılmıyor: Orada yaşayan türleri etkiliyor ve karbonu tutan bir alanı da ortadan kaldırıyor.


Dördüncü sınır tatlı su döngüsündeki değişim. Nehirlerin ve yeraltı sularının yanı sıra toprağın tuttuğu nem de bu hesabın içinde. Beşinci sınırın adı daha teknik: biyojeokimyasal akışlar. Burada özellikle azot ve fosfor döngülerine bakılıyor. Gübre kullanımı gibi faaliyetlerle doğaya fazla miktarda karışan bu maddeler, su ve toprak sistemlerini etkiliyor.


Altıncı başlık yeni maddeler: Plastikler, pestisitler ve doğaya karışan diğer insan yapımı kimyasallar bu kapsamda değerlendiriliyor. Yedinci sınır okyanus asitlenmesi. Denizler atmosferden karbondioksit emdikçe suyun kimyası değişiyor. Bu sınır, 2025’te aşılanlar listesine en son eklenen başlık oldu. Böylece iklim değişikliğine neden olan salımların denizde de ayrı bir karşılığı olduğu daha belirgin hale geldi.


İki başlık henüz küresel ölçekte sınırın dışında değil: stratosferdeki ozon tabakasının incelmesi ve atmosferdeki aerosol yükü. Aerosoller havada asılı kalan küçük parçacıklar; küresel sınırın aşılmamış olması, bölgesel hava kirliliğinin zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Ozon tabakasındaysa daha umut verici bir örnek var. Ozonu incelten kimyasalların kullanımını sınırlayan Montreal Protokolü’nün ardından tabaka yavaş yavaş toparlanıyor. İnsan faaliyetlerinin verdiği zararı azaltmak, ölçülebilir bir değişim yaratabiliyor.


Sınır aşımını dünyanın aniden duracağı bir çizgi gibi okumamak gerekiyor. Araştırmacıların anlattığı şey, güvenli kabul edilen alanın dışına çıkıldıkça büyüyen risk. Yedi başlığın aynı anda kötüleşmesi de önemli: Doğal sistemler birbirinin üzerindeki baskıyı hafifletme kapasitesini kaybedebilir.


Bu tablo, iklim sorunlarına çözüm vaat eden teknolojiler için de bir ölçü sunuyor. Yapay zeka elektrik şebekelerini yönetmeye ve sanayide enerji kullanımını azaltmaya yardımcı olabilir. Fakat onu çalıştıran altyapının tüketimi hızla büyüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, bütün veri merkezlerinin yıllık elektrik kullanımının 2025’te yaklaşık 485 teravatsaat olduğunu, 2030’da 950 teravatsaate yaklaşabileceğini öngörüyor. Bu tüketimin tamamı yapay zekaya ait değil; yapay zekaya odaklanan veri merkezlerinin kullanımının ise aynı dönemde üç katına çıkması bekleniyor.


Türkiye, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde, yapay zeka altyapısının büyümesini iklim hedefleriyle ilişkilendiren uluslararası bir taahhüt hazırlıyor. Taslak henüz paylaşılmadı. Bu yüzden şirketlerin enerji tüketimini nasıl açıklayacağı veya hangi yükümlülükleri üstleneceği belli değil. İklime katkı iddiasını değerlendirmenin yolu, sağlanan tasarrufla harcanan kaynakları birlikte görebilmekten geçiyor.


Trafikte tutanak genellikle kazadan sonra tutulur. Gezegenin dokuz başlıklı tutanağıysa süreç devam ederken elimizde: Yedi hane dolu, ikisi boş. Sekizinci ve dokuzuncu kusuru işlediğimizde ne olacağını öğrenmek zorunda değiliz.


Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Görünmez İkinci Bir Kent

İstanbul’da, ayaklarımızın altında, Bizans sarnıçlarından fiber optik kablolara uzanan, milyonlarca insanın yaşamını sessizce sırtlayan ‘görünmez bir ikinci kent’ var.
Samet Kelebek

Doğal Karbon Salınımları Yüzyıl Sonu Isınmasını Artırabilir

Permafrost yani donmuş topraklar, orman yangınları, sulak alanlar ve tatlı su ekosistemlerinden salınan metan ile karbondioksit, yüzyıl sonunda küresel ısınmayı yüzde 20–30 artırabilir. Yeni çalışma, Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde Türkiye’nin orman yutağını nasıl hesapladığını yeniden gündeme getiriyor.
E. Can Özer

Dünya Haritası Değişti mi ve Neden Şimdi?

BM neden yeni bir dünya haritasını teşvik etme kararı aldı ve uzun yıllar kullanılan Mercator haritasının sorunu tam olarak neydi?
Çağla Üren

Arktik’te Kış Geç Kalıyor: Deniz Buzunun Takvimi Yedi Buçuk Gün Kaydı

Arktik’te deniz buzunun erime dönemi 1979’dan bu yana ortalama 7,5 gün uzadı. Sonbaharda geç oluşan buzun kalınlaşmak için daha az zamanı kalıyor ve örtü bir sonraki yaza daha kırılgan giriyor.
E. Can Özer