E. Can Özer
Siber Güvenlik
12 Ekim 2026 12:22

Yeni Sosyal Medya Düzenlenmesi: Yüzde 93 Destek, Yüzde 67 Endişe

1.000 yetişkinle yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 93’ü çocuklara yönelik kısıtlamayı desteklerken, yüzde 67’si çevrimiçi paylaşımlarının kimlikleriyle eşleştirilmesinden endişeli. Yeni düzenleme; yaş doğrulama, mahremiyet, ailelerin karar hakkı ve uygulamanın teknik hazırlığı konusunda ciddi çekincelere cevap vermek zorunda.

Yeni Sosyal Medya Düzenlenmesi: Yüzde 93 Destek, Yüzde 67 Endişe

İllüstrasyon: Smartboy10 / gettyimages

Türkiye’de sosyal ağların 15 yaşından küçük çocuklara hizmet sunmasını yasaklayan düzenleme, 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek. 7578 sayılı kanunla getirilen kurallar, platformlara yaş doğrulama önlemleri alma, 15-17 yaş grubuna uygun hizmetler geliştirme ve ebeveynlere denetim araçları sağlama yükümlülüğü getiriyor. Uygulama tarihi yaklaşırken yaşın nasıl doğrulanacağı, hangi hizmetlerin kısıtlanacağı ve kullanıcıların verilerinin nasıl korunacağı önem kazanıyor.


Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) Çocukların Sosyal Medyaya Erişimi: Türkiye İçin Politika Önerileri başlıklı raporu, bu geçişi uluslararası deneyimler ve temel haklar açısından inceliyor. Kamuoyu araştırmasıyla birlikte sunulan çalışmayı, Research İstanbul Yönetici Ortağı ve EDAM Yönetim Kurulu Üyesi ekonomist Can Selçuki ile EDAM Direktörü, eski diplomat Sinan Ülgen paylaştı. Ülgen’in kaleme aldığı raporun yayımlanan sürümünde, çalışmanın Google’ın talebi üzerine EDAM tarafından bağımsız biçimde hazırlandığı belirtiliyor.


Research İstanbul’un Sosyal Medya Düzenlemesi Araştırması, 12 istatistiki bölgeyi temsil eden 12 ilde, 18 yaş ve üzerindeki 1.000 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleriyle gerçekleştirildi. Örneklemde bölge, yaş ve cinsiyet kotaları kullanıldı. Dolayısıyla anket, yetişkinlerin düzenlemeye bakışını ölçüyor.


Bulguların ilk dikkat çekici tarafı, düşük farkındalık: Katılımcıların yüzde 35’i yeni düzenlemeler hakkında bir şeyler duyduğunu söylüyor. Araştırma, yüzde 93’ü kısıtlamayı destekleyen grupta sınıflandırıyor; ancak çekincesiz destek yüzde 12. Katılımcıların yüzde 57’sinin bir veya iki, yüzde 24’ünün ise en az üç çekincesi bulunuyor.


Selçuki’nin sunumda dikkat çektiği kamusal tartışma eksikliği, bu tabloyu anlamak için önemli. Selçuki’ye göre toplumsal infial yaratan olayların ardından platformları kapatma talebi hızla öne çıkıyor. Oysa hizmetlerin işleyişi, çocukların yaşları ve müdahalenin doğurabileceği sonuçlar birbirinden farklı. Toplumun henüz bu ayrıntıları ele alan sağlıklı bir tartışma yürütmediğini belirten Selçuki, düzenlemenin bütün sonuçlarıyla konuşulması gerektiğini vurguluyor.


Ailelerin karar hakkı da önemli bir çekince. Anketin 8-17 yaşında çocuğu bulunan 359 katılımcısına, 13 yaşındaki bir çocuğun sosyal medya kullanmasına kimin karar vermesi gerektiği soruldu. Yüzde 65 kararı ebeveynlere bırakıyor; yüzde 19, ebeveynlerin yasanın belirlediği sınırlar içinde karar vermesini istiyor.


Bu yanıtlar, koruma talebiyle ailelerin söz sahibi olma isteğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor. EDAM’ın önerdiği model de ebeveynlere anlaşılır ve kullanılabilir araçlar sağlanmasını içeriyor. Raporda bunun sınırı ayrıca çiziliyor: Ebeveyn denetimi, özellikle daha büyük yaştaki çocukların mahremiyetini ve giderek gelişen karar verme kapasitesini ortadan kaldıran sınırsız bir gözetim yetkisine dönüşmemeli.


Yaş doğrulama ise tartışmayı bütün kullanıcılara taşıyor. Ankette katılımcıların yüzde 67’si, yetkililerin çevrimiçi paylaşımlarını kimlikleriyle eşleştirebilmesinden endişeli. Platformlara sadece bir onay anahtarı iletileceği güvencesine güvenmeyenlerin oranı yüzde 69. Bu sonuçlar, kurulacak sistemin teknik işleyişinin açıklanması kadar, kullanıcıların bu açıklamaya güvenmesinin de belirleyici olacağını gösteriyor.


WIRED Türkiye’nin yaş kontrolü yöntemlerini ele alan önceki yazısında da anlatıldığı gibi kimlik belgesi, yüz üzerinden yaş tahmini ve dijital yaş kanıtları farklı miktarlarda veri gerektiriyor. EDAM raporunun bu konudaki temel ayrımı açık: Bir kişinin yaş sınırını geçtiğini kanıtlamak, adını, kimlik numarasını veya doğum tarihini sosyal medya şirketine vermesini gerektirmiyor. Kanun da e-Devlet’i tek doğrulama yöntemi olarak belirlemiyor.


Ülgen, sunumda e-Devlet üzerinden doğrulamaya herkesin aynı güvenle yaklaşmayabileceğini belirterek kamunun alternatifler sunması gerektiğini söyledi. Bankacılıkta kullanılan güvenilir doğrulama süreçlerini örnek gösteren Ülgen’e göre kullanıcılar, kamu tarafından tanınan ve denetlenen farklı yöntemler arasında seçim yapabilmeli. Raporda önerilen yaklaşımda platforma gerekli yaş eşiğinin karşılandığını gösteren sonuç iletiliyor; gereksiz kimlik bilgilerinin aktarılmasından kaçınılıyor.


Bu tercihin pratik bir boyutu da var. Türkiye’de bulunan yabancı ziyaretçiler veya e-Devlet’e erişemeyen kullanıcılar için sistemin nasıl çalışacağı açıklığa kavuşturulmalı. Yanlış yaş tespiti yapılan bir kişinin karara nasıl itiraz edeceği de baştan belirlenmeli. Bir doğrulama yönteminin güvenilir olması, herkes tarafından kullanılabilir olduğu anlamına gelmiyor.


Tasarımdan itibaren güvenlik

Ülgen’in öne çıkardığı diğer kavram, ‘tasarımdan itibaren güvenlik’. Bu yaklaşımda çocukların karşılaşabileceği riskler, hizmet geliştirilirken hesaba katılıyor. Yabancıların çocuklara mesaj göndermesini sınırlamak, hesapları güvenli gizlilik ayarlarıyla açmak, gece bildirimlerini azaltmak ve sürekli kullanımı teşvik eden özellikleri değiştirmek bu anlayışın somut karşılıkları. Böylece koruma, çocuğun veya ailesinin bütün ayarları bulup değiştirmesine bağlı kalmıyor.


Rapor, ‘sosyal medya’ tanımının altında çok farklı işlevlerin toplandığını da hatırlatıyor. Aynı platformda ders videosu izlemek, yabancılarla özel mesajlaşmak ve kişiselleştirilmiş bir içerik akışına maruz kalmak farklı riskler taşıyor. EDAM bu nedenle yükümlülüklerin yaşa, işleve ve ortaya çıkan zarara göre farklılaştırılmasını öneriyor. Eğitim, sağlık ve bilim içeriklerine erişim korunurken riskli etkileşim özelliklerine ayrıca müdahale edilebileceğini savunuyor.


Ülgen’in kumar sitesiyle X örneğini yan yana getirmesinin nedeni de bu ayrım. Farklı amaçlarla çalışan hizmetlere aynı yaklaşımı uygulamak, risklerin niteliğini gözden kaçırabilir. Ülgen, sorumluluğun kullanıcılarla hizmet sağlayıcıları arasında dengeli paylaşılması gerektiğini vurguluyor. Daha güvenli bir tasarım geliştiren platformun bunu düzenleyiciye gösterebildiği, yükümlülüklerin de ortaya konan risk ve önlemlere göre belirlendiği daha ayrıntılı bir çerçeve öneriyor.


Rapordaki Avustralya incelemesi, yaş sınırının sonuçlarını değerlendirirken dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Platformlar uygulamanın ilk döneminde yaklaşık 4,7 milyon hesabı kaldırdıklarını veya kısıtladıklarını bildirdi. Bu sayı, aynı sayıda çocuğun sosyal medyadan uzaklaştığı anlamına gelmiyor. Düzenleyici kurum eSafety’nin ilk üç aylık değerlendirmesinde, 16 yaş altındakilerin hesaplı veya hesapsız sosyal medya kullanımı yüzde 85,9’dan yüzde 81,5’e geriledi. Kullanımda düşüş var, erişim ise büyük ölçüde sürüyor. Uzun vadeli sonuçlar için değerlendirme devam ediyor.


EDAM’ın buradan çıkardığı uyarı, kapatılan hesap sayısının tek başına başarı ölçütü olamayacağı. Çocukların zararlı içerikle, zorbalıkla veya istenmeyen temaslarla daha az karşılaşıp karşılaşmadığı da ölçülmeli. Kullanımın daha az denetlenen hizmetlere kayması ihtimali ayrıca izlenmeli; erişimin zorlaşması yeni riskler doğurabilir.


Fransa örneği ise hukuki sınırları gösteriyor. Anayasa Konseyi, 14 Ağustos 2026 tarihli kararında, 15 yaş altına yönelik genel yasağı orantısız buldu. Çocukların korunmasını meşru bir amaç olarak kabul ederken hizmetlerin riskleri, çocukların yaş ve olgunluğu ile ailelerin tercihleri arasında yeterince ayrım yapılmamasını eleştirdi. EDAM, Türkiye’deki düzenlemenin de bu ölçülülük sorularıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.


Uygulamanın zamanlamasına ilişkin anket yanıtları da hazırlık beklentisini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 45’i kasımda planlandığı gibi başlanmasını, yüzde 29’u başlangıcın ardından cezalardan önce süre tanınmasını, yüzde 18’i teknik ve veri sorunları çözülene kadar erteleme yapılmasını istiyor. Hiç uygulanmamasını isteyenler yüzde 6.


Rapora göre 1 Kasım öncesinde doğrulama standartları, hangi verilerin işleneceği, istisnalar ve itiraz mekanizmaları netleşmeli; sistem güvenlik ve temel haklar bakımından test edilmeli. Bu güvenceler yetişmezse kısa süreli erteleme de değerlendirilmeli. Çocukların korunup korunmadığını anlayabilmek için uygulama sonrasında düzenli veri yayımlanması gerekiyor: Hesap sayılarının yanında karşılaşılan zararlar, erişilebilen yararlı içerikler ve kullanıcıların mahremiyeti de takip edilmeli. Kasımda başlayacak düzenlemenin başarısını bu sonuçlar gösterecek.

Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

ABD ve Çin Yapay Zeka Kaynaklı Ulusal Güvenlik Tehditlerinde Birbirini Uyarma Mekanizmasını Görüşüyor

Yetkililer, iki ülkenin ulusal güvenliği tehdit edebilecek yapay zeka olayları hakkında birbirini bilgilendirmesini sağlayacak bir mekanizma kurulmasını görüştü.
Isabella Ward

Akıllı Gözlüklerde Kameranın Açık Olduğunu Anlamak Giderek Zorlaşıyor

Paris savcılığı, kadınların akıllı gözlüklerle gizlice kayda alındığı iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Telefon kamerasını sıradan bir gözlük çerçevesine sığdıran teknoloji büyürken, küçücük bir kayıt ışığının rıza sorununu çözüp çözemeyeceği tartışılıyor.
E. Can Özer

Sizin E-Posta Hesabınız da Listede Olabilir

BRICS Zirvesi’ne bombalı saldırı tehdidini araştıran polis, iki şüpheliden 513 bin 847 Gmail adresi ve parolası ele geçirdiğini açıkladı. Soruşturma, sahte hesapların sosyal medyadaki bot kalabalığından ibaret olmadığını; e-posta adreslerinin farklı suçlarda kullanılmak üzere hazırlanıp satılabilen bir altyapıya dönüştüğünü gösteriyor.
E. Can Özer

Yapay Zekada ‘Kırmızı Alarm’: Tek Bir Saldırgan Artık Ordu Gibi Hareket Ediyor

Güvenlik yazılımlarına yakalanan zararlı kodları anında kendi kendine yeniden yazabilen sistemler, tek bir kişinin aynı anda onlarca karmaşık operasyon yönetmesine imkan tanıyor.
Çağla Üren