Türkiye'deki Veri Merkezi Sayısı Artıyor: Gaziemir’de Veri Akışı
Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi veri merkezlerine de yansıyor. Toplamda 81 veri merkezine yenisi ekleniyor. Hem de İzmir, Gaziemir’de.
Fotoğraf: Yuichiro Chino / gettyimages
Türkiye’nin veri merkezlerinin sayısı aslında gelişen teknolojinin ve dijital dönüşümün bir göstergesi. Türkiye Elektrik Sanayi Birliği’nin “Veri Merkezleri: Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Rotası” adlı raporuna göre Türkiye’de 81 veri merkezi var.
Ancak mesele sayıdan ziyade bu merkezlerin ne kadar veri işleyebildiği, hangi enerji altyapısına bağlandığı ve yapay zeka çağında artan işlem gücü ihtiyacını ne kadar karşılayabildiği. Türkiye’de kamu ve özel sektör veri merkezlerinin toplam kapasitesi 2023’te yaklaşık 250 MW seviyesindeyken 2030’a kadar 1 GW seviyesine çıkarılması planlanıyor.
Yapay zeka, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve gerçek zamanlı veri işleme, internetin fiziksel altyapısına olan ihtiyacı da hızla artırıyor. Vodafone ve DAMAC Digital ortaklığında İzmir, Gaziemir’de açılan yeni veri merkezi, İzmir’in on birinci ve Ege Bölgesi’nin en büyüğü oluyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları söylüyor: “Vodafone İzmir Veri Merkezi aslında Türkiye’ye kazandırdığımız yeni bir dijital kalenin adıdır. Gaziemir’deki konumuyla hem Ege Bölgesi’ndeki kurumsal müşterilere yakınlık hem de ulusal ve uluslararası bağlantı altyapılarına erişim avantajı sunacaktır. Bugün yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan ilk faz, çok daha büyük bir vizyonun başlangıcıdır.”
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy da İzmir Veri Merkezi’nin açılışında WIRED Türkiye’ye özel yaptığı konuşmada bu değişimi yapay zeka üzerinden yorumluyor: “Yapay zeka bugün dünyada artık yönetimden kahve sohbetlerine kadar her yerde konuşuluyor.” Ülkeler kadar bireylerin de değişimine neden olduğuna dikkat çeken Aksoy, yapay zeka gibi uygulamaların bir altyapı üzerinde hareket ettiğini belirtiyor.
Bu altyapı tabii ki tek bir bileşenden oluşmuyor. Mobil şebekeden fiber hatlara, verinin işlendiği bulut sistemlerinden fiziksel olarak saklandığı veri merkezlerine kadar birbirine bağlı bir zincirden bahsedebiliriz.
Aksoy’un ifadesiyle “Fiber bağlantılar ve verilerin işlenmesi, saklanması, anlamlandırılması üzerinde uygulamaların işletilmesi için de veri merkezlerine ihtiyaç var.” Aksoy’a göre veri merkezi yatırımı sadece bina olarak düşünülmemeli, altyapı çözümü için gerekli bir hamle.
1 Nisan 2026’da Türkiye’de kullanıma açılan 5G teknolojisi ise makinelerin, sensörlerin ve cihazların gerçek zamanlı olarak haberleşmesini mümkün kılıyor. Aksoy da bu konuda şöyle diyor: “Bu altyapı mobilde en yeni altyapı. Bu da 5G’dir.”
Verinin miktarı arttıkça, taşımak yetmiyor. İşlemek, saklamak ve erişmek için de büyük bir altyapı gerekiyor. Vodafone’un açıklamalarına göre dünyada her gün yaklaşık 400 milyon TB yeni veri işleniyor ve küresel olarak 11 bin farklı ölçekte veri merkezi var ancak verilerin büyük bir kısmı hala analiz edilemiyor.
Vodafone’un 4 Eylül 2026’da Gaziemir’de açılışını yaptığı yeni tesis de dijital dönüşüme bir örnek. Vodafone ve DAMAC Digital ortaklığıyla hayata geçirilen merkez, ilk fazında 7 bin 500 metrekarelik alanda 650’den fazla kabin ve 4 MW kapasiteyle çalışıyor. Yaklaşık 100 milyon dolarlık ilk yatırımın ardından tesisin toplam yatırımının 300 milyon dolara, kapasitesinin ise 20 MW’a çıkarılması bekleniyor. Merkez Tier III standardında tasarlanması ve farklı müşterilerin kritik altyapılarını aynı tesiste barındırabilmesine olanak tanıyan colocation modeli, veri merkezi yatırımlarının yalnızca şirketlerin kendi sunucuları için yapılmadığını gösteriyor.
İzmir’in seçilmesi de bu açıdan önemli. Türkiye’nin veri merkezlerinin önemli bölümü Marmara ve Ankara çevresinde konumlanıyor. Şirketin açıklamalarına göre İstanbul’daki bir veri merkezine bağımlı kalmak yerine farklı bir bölgede ikinci bir altyapıya sahip olmak, özellikle kritik hizmetler açısından başlı başına bir güvenlik katmanı oluşturuyor.
Aksoy’un konuşmasındaki belki de en önemli cümlelerden biri bu yüzden yatırımın kendisinden çok altyapının bütününe işaret ediyor: “Dolayısıyla öncelikle altyapımızın çok kuvvetli olması lazım. Yani 5G'nin fiber altyapısının çok kuvvetli olması lazım. Sonrasında da bu altyapının üzerinde servisler inşa etmemiz lazım.” Bu bakış, yapay zeka yarışının yalnızca daha büyük modeller veya daha güçlü GPU’lar üzerinden okunamayacağını hatırlatıyor. Modelin çalışacağı veri, o verinin taşınacağı ağ ve hesaplamanın yapılacağı fiziksel merkez aynı sistemin parçaları” diyor.
“Bunun bir de güvenlik boyutu var” diyerek devam ediyor. Ona göre veri miktarı ve ekonomik değeri arttıkça, verinin nerede tutulduğu ve nasıl korunduğu da stratejik bir mesele haline geliyor. Aksoy bunu İzmir yatırımına bağlayarak, “Bu servisleri güvenli bir şekilde depolamamız ve güvenli bir şekilde işlememiz lazım. Bunun için de veri merkezleri çok kritik. Biz de İzmir'deki veri merkezi yatırımımızı bu amaçla yaptık” diyor.
Gaziemir’deki bina bu nedenle tek başına bir veri merkezi açılışından daha fazlası anlamına geliyor. Türkiye, bir yandan 2030’a kadar 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşmayı hedeflerken diğer yandan bu kapasitenin ihtiyaç duyacağı elektriği, fiber bağlantıları, 5G ağlarını, soğutma sistemlerini ve güvenlik altyapısını da kurmak zorunda.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.