Türe Bir Saygı Duruşu: Disclosure Day, Tam Olarak Ne Anlatıyor?
Steven Spielberg, Disclosure Day ile UFO ifşacılığını gişe canavarına dönüştürürken, insanlığın en derin korkusuyla yüzleşiyor: "Yabancı" aslında kim?
Fotoğraf: Taylor Hill/gettyimages
Dünya dışı yaşam, namı diğer "uzaylılar", UFO'lar ve ABD hükümetinin konuyla ilgili gizli projeleri aslında her zaman gündemimizin bir parçasıydı. Ancak 2017'de New York Times gazetesinin Pentagon'un yıllarca gizli yürüttüğü "Gelişmiş Havacılık ve Uzay Tehdit Tanımlama Programı" (AATIP) adlı UFO araştırma programını ortaya çıkarmasıyla konu adeta boyut atladı.
Son dönemde UFO'lar ilk kez tabloid gazetelerden, internet forumlarından veya popüler kültürden çıkıp Pentagon, NASA, istihbarat kurumları ve ABD Kongresi'nin resmi gündemine girdi. Kongre'de ifade veren eski Pentagon çalışanlarının şoke edici iddiaları da UFO gündeminde bir "ifşacılık" tartışması başlattı.
İfşacılık, bir devlet veya kurumun çalışanlarının o güne dek gizli tutulmuş bilgileri halk yararına herkese açıklaması anlamına geliyor. Ünlü yönetmen Steven Spielberg'ün üç günde gişeyi sallayan yeni filmi Disclosure Day (İfşa Günü) de tam bu gündeme, "UFO ifşacılığına" sesleniyor.
Spielberg, daha önce Close Encounters of the Third Kind (Üçüncü Türden Yakınlaşmalar) ve E.T. the Extra-Terrestrial gibi klasikleşmiş filmlerinde de insanların dünya dışı yaşamla tanışmasını ele almıştı. Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'ın devam filmi olarak da görülen İfşa Günü ise konuyu yeni bir perspektiften ele alıyor: Uzaylılarla tanışmanın politikası.
Film dünya genelinde 92,9 milyon dolarlık hasılata ulaşmaya hazırlanıyor. ABD'de başlayan ve tüm dünyayı saran yoğun UFO tartışmalarının ortasında bu gişe başarısına şaşmamalı. Diğer yandan, İstanbul'da gittiğim gösterimde bir salon dolusu insan uzaylılara ağlarken, aklıma şu soru geldi: Bu film gerçekten uzaylılarla mı ilgili?
"Yabancılar" ve biz
Antik zamanlarda toplumlar, karşı karşıya oldukları ama henüz tanımadıkları doğal "düşmanları" anlamlandırabilmek ve hatta kendi varlıklarının amacını çözebilmek için mitler üretti: Doğa güçleri, cadılar, kocaayaklar, tepegözler, Olimpos Tanrıları… Liste uzun.
Bu mitlerde insanın karşılaştığı tehlike hep dışarıdan, "yabancıdan" ve "olağanüstü" olandan geliyordu. İnsan da varlığını bu yabancı güçler arasındaki çatışma ve dengelere borçluydu. Sonra bilimkurgu sineması geldi.
Stanley Kubrick'in 2001: A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Destanı) filminde seyirci, dönemi için belki de şoke edici bir temayla karşılaştı: İnsan medeniyeti, gelişimini ve teknolojisini uzaydaki yabancılara mı borçluydu? Bunu daha sonra Ridley Scott'ın Prometheus ve Alien: Covenant filmleri izledi.
Spielberg'ün son filmi de türe hem bir saygı duruşu hem de bir cevap niteliğinde. Kendi filmlerine ve türün önde gelen diğer yapımlarına sayısız referans içeren filminde Spielberg, mitolojik ve dini öğeleri bilimkurguyla harmanlarken, sadece insan-uzaylı temasını değil, "yabancı" (alien) olmayı masaya yatırıyor.
Türkçede "uzaylı" olarak kullandığımız İngilizce "alien" terimi aslında "yabancı" anlamına geliyor. Ve arka planda Üçüncü Dünya Savaşı'nın eşiğindeki bir dünyayı resmeden film, "yabancı" olarak algılanmak için aslında uzaydan gelmek gerekmediğini, insanın insana da ne denli yabancılaşabileceğini adeta yüzümüze çarpıyor.
**Bundan sonrası spoiler içerir**
Filmde Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'da uzaylıların kendi araçlarında "misafir ettiği" iki çocuğun yetişkin hallerini izliyoruz. İlk karşılaşmanın ardından onlarca yıl geçmiş ve ABD'de derin devleti çağrıştıran bir odak (Wardex isimli bir teknoloji şirketi), uzaylılarla iletişim kurulduğunu bunca zaman gizlemeye karar vermiştir. Öte yandan, Wardex yalnızca kanıtları gizlemekle kalmamış, ele geçirilen uzaylıları işkenceyle sorgulamak ve teknolojilerini çalmak da dahil, bir dizi etik dışı uygulamada bulunmuştur.
Sonunda ilk filmde uzaylılar tarafından "kaçırılan" çocuklardan biri olan ve günümüzde Wardex'te siber güvenlikçi olarak çalışan Daniel Kellner, şahit olduklarına dayanamaz ve isyancı bir gruba katılarak şirketin elindeki belgeleri ve video görüntülerini ifşa etmeye karar verir. Bu mücadelede kendisi gibi çocukken uzaylılarla temas kuran ve bazı özel güçler kazanan Margaret ile bir araya gelir.
Filmin sonunda büyük ifşa gerçekleşene kadar bu iki çocuğun birbirini bulma ve peşlerindeki Wardex ajanlarını atlatma mücadelesini izliyoruz. Bu süreçte flashback'ler aracılığıyla Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'da uzaylıların gemisine bindirilen bu iki çocuğa ne olduğu ve neden "seçildiklerine" dair sorulara cevap buluyoruz.
Spielberg bu hikayeyle zaman zaman aksiyonun temposunu düşürse de alt metinde Hıristiyanlığın "Mesih" anlatısını yorumlayarak, insanlığın kurtuluş hikayesini de yeniden kurmaya çabalıyor. Böylece kurtuluşun anahtarının yine insanlarda -filmin baş karakterleri olan bir kadın ve bir erkekte- olduğuna işaret ederek anlatıyı tamamlıyor.
Bu yeni anlatıya göre, Üçüncü Dünya Savaşı'nın -diğer bir deyişle yokoluşun veya kıyametin- eşiğine gelen insan ırkı, Daniel ve Margaret'ın çocukken o uzay gemisinde kazandığı özel güçler sayesinde kurtulabilir.
Fermi Paradoksu'ndan insanlığın kurtuluşuna
Yazının başında da bahsi geçen 2001: A Space Odyssey ve Prometheus gibi türün klasikleşmiş filmlerinde insanlığın gelişiminde uzaylıların rol oynamış olabileceği fikri ele alınmıştı. Peki ya insanlığı yokoluşa sürükleyen de tam olarak bu gelişimse?
Evrendeki yıldız ve gezegenlerin muazzam sayısı ve evrenin yaşı göz önüne alındığında, Dünya dışı akıllı yaşamın var olma ihtimali çok yüksek ama onlara dair hiçbir somut kanıtımız yok ve onlarla halen temas kuramadık. Fizikte bu çelişki, "Fermi Paradoksu" diye biliniyor.
Bu paradoksu çözmek için ortaya atılmış pek çok teori var. Bunlardan biri olan "Büyük Filtre Hipotezi", teknolojik uygarlıkların belli bir gelişim seviyesine ulaştıktan sonra nükleer savaş, yapay zeka veya iklim kriziyle kendilerini yok ettiklerini öne sürüyor. Bu yüzden de uzayda seyahat edecek kadar gelişen medeniyetlerin birbiriyle iletişim kurmaları mümkün değil, çünkü "basitçe" çoktan yok olup gittiler.
Bana kalırsa filmde bu fizik teorisine dair güçlü bir referans var. Ancak hikayede uzaylılar bu kez insan medeniyetini teknolojik açıdan geliştirmek yerine, onu kendi yok oluşundan kurtarmakla ilgileniyor.
Kurtuluşun yolu: İletişim, dinlemek ve anlamak
Filmin sonlarında uzaylıların Daniel ve Margaret'a çocukken ışınlanmayı, uzayda seyahat etmeyi ve hatta ateş yakmayı ya da tekerlek yapmayı öğretmediğini görüyoruz. Bu iki çocuğa çok daha temel bir şeyi, "evrensel iletişim becerisini", yani dilin matematiğini kazandırmışlar.
Bu yüzden Margaret, dünya üzerinde herhangi bir dili konuşabiliyor ve iki karakter de uzaylıların ne dediğini anlayıp onların dilinde iletişim kurabiliyor. Bana kalırsa buradaki mesaj, aynı dilden konuştukları sürece insanlar arasında da hiçbir "yabancılık" kalmayacağı.
Filmin sonunda Wardex'in yıllarca işkence edip sorguladığı yaşlı ve bilge bir uzaylı canlı yayına çıkıyor ve Margaret'a bir mesaj fısıldıyor. Ekran, Margaret'in bu mesajı İngilizceye çevirdiği sahneyle kapanıyor. Mesajın en azından bize gösterilen kısmı oldukça kısa: "Dinleyin."
Filmin özellikle son sahnelerin epey heyecanlı ve duygu dolu olduğunu söyleyebilirim. Zira gösterimde bir salon dolusu izleyicinin, insanların uzaylılara yönelik eziyetine ve düşmanlığına ağladığına şahit oldum. Belki de bu izleyicilerin önemli bir kısmı filme girmeden önce sosyal medyada savaş yanlısı paylaşımlar yapmış, belki bir komşusuna, iş arkadaşına veya bir hayvana düşmanlık beslemişti. Ama gerçekte var olmayan bir uzaylı için şimdi hep birlikte ağlıyordu işte.
Salondaki manzarayı görünce Spielberg'ün tam da bunu yapmak; farklı ülkelerden, farklı kültürlerden milyonlarca insanın içindeki ortak insana seslenerek, "Birbirinizi dinleyin" demek istediğini düşündüm. Ve insanlar bu kez gerçekten de "dinliyor" gibiydi.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.