E. Can Özer
Dijital Dönüşüm
12 Eylül 2026 20:03

Pyongyang’da Kahve, Piyano ve Ödeme Sistemleri

Kuzey Kore’de alışveriş merkezleri, tatil köyleri, oyun salonları ve mobil ödeme uygulamaları aynı ekonomi planında buluşuyor. Devlet, 1990’lardan beri büyüyen gayriresmi pazarların karşısına kendi tüketim ağını kurmaya çalışıyor.

Pyongyang’da Kahve, Piyano ve Ödeme Sistemleri

Görsel: FotografiaBasica / gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)

Pyongyang’da yeni açılan alışveriş merkezlerinde kahve içmek, ev eşyası bakmak ya da restorana gitmek mümkün. Wonsan’daki sahil tesisleri iç turiste açılıyor. Şehirdeki bazı mağazalarda telefon uygulamasıyla ödeme yapılıyor. Bir pet shop, su parkı, kayak merkezi veya oyun salonu, Kuzey Kore hakkında alışılmış imajlarla yan yana gelmesi ilk bakışta zor.


Fakat Reuters’ın yayınladığı araştırma, bu mekanları birer vitrin olmanın ötesinde ele alıyor. Çin gümrük verileri, Kuzey Kore devlet medyasında yayımlanan 1.200’den fazla haber ve ülkeyi yakın zamanda ziyaret eden kişilerle yapılan görüşmeler, Pyongyang’ın tüketimi devlet kontrolündeki alanlara çekmeye çalıştığına işaret ediyor.


Araştırmaya göre Çin’den yapılan masaj ekipmanı ithalatı son on yılda 40 kat arttı. Koşu bandı sevkiyatları yüzde 600’ün üzerinde yükseldi. 2025’in başı ile bu yılın temmuzu arasında Çin’den üç tondan fazla çarpışan araba ithal edildi. Aynı dönemde piyanolar, saatler, eğlence parkı ekipmanları ve su kaydırakları da ülkeye girdi.


Bu ürünlerin her biri tek başına sınırlı bir tüketici grubuna hitap eden bir tür ‘reform’ girişimleri gibi görünse de bir araya geldiklerinde devletin yeni bir iç pazar kurma çabasını gösteriyor.


Kuzey Kore’de gayriresmi pazarların büyümesi, 1990’lardaki kıtlık yıllarına dayanıyor. Devlet dağıtım sistemi temel ihtiyaçları karşılayamadığında, semt pazarları ve kişisel ticaret ağları gündelik hayatın önemli parçası oldu. Bu ağlar, ülkedeki para akışının ve bireysel birikimin devletin doğrudan denetimi dışındaki kanallarından biriydi.


Geçmişte bu pazarları kapatmaya yönelik girişimler yapıldı. Reuters’a konuşan Seul merkezli Peace Economy Research Institute Direktörü Jung Chang-hyun’a göre devletin o dönemde bu pazarların yerine koyabileceği yeterli dağıtım ağı yoktu. Yeni strateji, yasaklamaktan çok alternatif kurmaya dayanıyor: Devletin işlettiği veya denetlediği mağazalar, tatil tesisleri, restoranlar ve eğlence alanları.


Bu model, bireylerin harcayabilecekleri parayı devletin kurduğu ekonomik çevrime çekiyor. Aynı zamanda resmi mağazalarla gayriresmi pazarlar arasında bir rekabet yaratıyor. Yeni mekanlar, nüfusun tamamına eşit biçimde açık değil. Reuters’a konuşan ve geçen yıl Güney Kore’ye geçen eski bir Pyongyang şoförü, yeni restoranlara ve eğlence tesislerine herkesin ulaşamadığını söyledi.


Yine de şehirdeki tüketim alışkanlığı değişiyor. Devlet medyasında 2022’den bu yana turizm, kültürel hayat ve eğlence tesislerine ilişkin haberlerin sayısı belirgin biçimde arttı. Wonsan Kalma sahil tesisinin 2025’in ikinci yarısında 300 binden fazla yerli ziyaretçi ağırladığı, Çin’in Pyongyang Büyükelçiliğinin şubat ayındaki paylaşımında yer aldı.


Devletin mağazası, devletin uygulaması

Bu dönüşüm ve entegrasyonun önemli bir tarafını da ödeme altyapısı oluşturuyor. Yansıyan görüntülerde vatandaşlar arasında Çin’deki Alipay’e benzeyen mobil uygulamaların yaygınlaştığını gösteriyor. Bir tur operatörü, Pyongyang’da telefonla ödemenin çok farklı ürün ve hizmetlerde kullanıldığını aktardı.


Kuzey Kore, 2023’te bütün bankaların ve mağazaların elektronik ödeme kabul etmesini zorunlu kılan bir düzenleme çıkardı. Bu karar, ödeme uygulamalarını basit bir kolaylık aracı olmaktan çıkarıyor. Nakitle yapılan küçük alışverişlerin yerine dijital ödeme geçtiğinde, devletin işlettiği bankalar ve mağazalar harcama akışının daha büyük bölümünü görüyor.


Bu ödeme sisteminde Pyongyang’ın her kişisel alışverişi tek tek denetlediğine dair kesin bir bilgi olmasa da böyle bir takibin yapılıyor olması kuvvetle muhtemel. Ancak uzmanlar, ödeme ve teslimat uygulamalarının devletin özel harcamalar üzerindeki denetimini artırabileceğini düşünüyor. Aynı haberde, bazı Kuzey Korelilerin dijital ödeme yerine nakdi tercih etmeyi sürdürdüğü de belirtiliyor.


Elbette siyaset bu düzenlemelerin tam ortasında duruyor. Devlet, yaptırımlar ve ekonomik baskı altında bile yaşam standardını yükseltebildiğini göstermek istiyor. Ekonomik işlevi ise daha pratik. Resmi mağazalar, gayriresmi pazarların elindeki müşteriyi ve parayı çekebildiği ölçüde yönetimin hareket alanını büyütüyor.


Kuzey Kore’de bir kahve dükkanı açılması, ülkenin serbest piyasa ekonomisine geçtiği anlamına gelmiyor. Bir mobil ödeme uygulaması da tüketicinin güçlendiğini göstermiyor. Bu iki unsur, devletin pazarı kendi altyapısıyla yeniden kurma girişiminde buluşuyor.


Pyongyang’ın yeni tüketim modeli, insanların ne satın aldığı kadar paranın hangi kasadan geçtiğiyle ilgileniyor.

Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Türkiye'deki Veri Merkezi Sayısı Artıyor: Gaziemir’de Veri Akışı

Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi veri merkezlerine de yansıyor. Toplamda 81 veri merkezine yenisi ekleniyor. Hem de İzmir, Gaziemir’de.
Samet Kelebek

Musk’ın ‘Her Şeyin App’i’ İdeası Siber Saldırılara Karşı

Elon Musk, ‘Pan-X’izm’ ideasının en önemli adımını X Money’le attı. Ancak çiçeği burnunda uygulama, henüz 1 aylık olmasına rağmen siber dolandırıcılara davet çıkardı; tabii geleceğin ‘tek uygulama’ ekosistemi ve küresel görünümlü mecraların işin içine para girdiğinde uluslararası sınırlara takılmasına dair sorgulamalara da.
Arda Aşık

Tarladaki Sorunları AI Çözebilir

Yetiştirdiğiniz ürünlerdeki yaprak hastalıkları kafa karıştırabilir. Buna çözüm ise geliştirilen bir proje olabilir hem de internetsiz çalışan bir uygulama halinde.
Samet Kelebek

Avrupa Baskısı, Google’ın Spam Politikasını Değiştirdi

Yayıncılar ticari içeriklerden kazandıkları geliri savundu, Google arama sonuçlarının manipüle edildiğini söyledi. Avrupa Komisyonu’nun soruşturmasının ardından şirket, ‘site itibarı’ kuralı kapsamında uyguladığı manuel cezaların 30 ülkedeki etkisini kaldırıyor.
E. Can Özer