Tülin Açıkbaş
Sağlık
23 Mart 2026 14:00

Piton kanı sağlıklı kilo kaybının sırrı olabilir mi?

Burma pitonlarının kanında bulunan pTOS adlı molekül, kilo verme ilaçlarının yeni formülleri için umut vaat ediyor

Piton kanı sağlıklı kilo kaybının sırrı olabilir mi?

Fotoğraf: James Gerfioldt/gettyimages

Dünya genelinde obezite oranları artarken, kilo kaybı tedavilerine talep de artıyor. GLP-1 ilaçları, iştahı azaltıp sindirimi yavaşlatarak başarı sağladı, ancak bulantı ve kas kaybı gibi yan etkilerle kusursuz olmadıklarını kanıtladılar. Bilim insanları ‘daha iyisi’ için araştırmalarına devam ediyor.


Stanford Medicine ve Baylor Üniversitesi’nden bilim insanları; devasa öğünler tükettikten sonra aylarca aç kalabilen Burma pitonlarının kanında iştahı bastıran özel bir metabolit tespit etti. pTOS adı verilen bu molekül, obez fareler üzerinde denendiğinde besin alımlarının azaldığı ve vücut ağırlıklarında hızlı bir düşüş olduğu gözlemlendi.


Mevcut zayıflama ilaçlarının aksine bu madde, doğrudan beyindeki iştah merkezine etki ederek mide bulantısı gibi yan etkileri azaltma potansiyeli taşıyor. İnsan idrarında da doğal olarak bulunan bu bileşiğin, gelecekte obezite tedavisi için bir seçenek sunabileceği öngörülüyor. “Tabii ki biz yılan değiliz” diyen araştırmanın ortak yazarı ve Stanford Üniversitesi Patoloji Doçenti Dr. Jonathan Long. “Ama bu hayvanları inceleyerek, insan metabolizmasını da etkileyebilecek molekülleri veya metabolik yolları tanımlayabiliriz” diye ekliyor.


Burma pitonları 5 metre uzunluğa ve yaklaşık 100 kg ağırlığa ulaşabiliyor. Vücut ağırlıklarının neredeyse yüzde 100’üne denk gelen avları tüketebiliyorlar. Bir pitonun kalbi, yemek yedikten sonra yüzde 25 oranında büyüyor ve metabolizması öğünü sindirmeye yardımcı olmak için 4 bin kat hızlanıyor. Ardından 12-18 ay boyunca yemek yemeden yaşayabiliyor.


Tamamen bambaşka bir araştırma için pitonları laboratuvarda incelemeye alan bilim insanları hiç beklemedikleri ilginç sonuçlara ulaştılar. Piton kanından elde ettikleri veriler, obezite tedavisi için umut oldu.


Bilim insanları, pitonların yemek yedikten sonraki birkaç saat içinde kanında önemli ölçüde artan 200’den fazla molekül tespit etti. Bunlardan pTOS adlı molekül ise bin katın üzerinde yükseldi. pTOS bağırsak ve karaciğerde üretiliyor, ardından beyne gidiyor. Beyinde, vücudun enerji dengesini düzenleyen bölgesi hipotalamusa ulaşıyor. Burada, beslenme davranışlarını düzenleyen nöronları aktive ediyor.

Molekülü laboratuvar farelerine verdiklerini anlatan Long, “Kobayların iştahını ve beslenme davranışlarını düzenledi” dedi. Fareler, kontrol grubundaki farelere kıyasla daha az yediler ve 28 günün sonunda vücut ağırlıklarının yüzde 9’unu kaybettiler” dedi.


Sürüngenlerin ilk yardımı değil

Bu, sürüngenlerin modern tıbbı şekillendirmeye yardımcı olduğu ilk örnek değil. Mesela yılan zehri, tansiyon ve pıhtı önleyici ilaçlarda kullanılan bileşiklerin keşfine yol açtı. Hatta zayıf ilaçlarındaki etkin madde semaglutid, Gila canavarı zehrinde bulunan hormonlardan ilham alınarak geliştirildi.


Laboratuvarında iki yıldır pitonları inceleyen Moleküler, Hücresel ve Gelişimsel Biyoloji Profesörü Leslie Leinwand, obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan popüler GLP-1 ilaçlarının geliştirilmesine bir kertenkele türünün ilham kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Gila canavarının tükürüğündeki eksedin-4 maddesi, uzun süre tokluk hissi verip iştahı azaltarak kilo kaybını sağlayan bir protein.


GLP-1 ilaçları şu anda milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor, ancak çalışmalar, kullanıcıların yaklaşık yarısının bir yıl içinde ilacı bırakmak zorunda kaldığını gösteriyor. Leinwand, yeni kaynak Burma pitonlarından nadir metabolitlerin kimyasal olarak sentezlenmiş analoglarının, insanlara yardımcı olacak terapilere dönüştürülebileceği bir günü hayal ediyor.


pTOS molekülünü insanlar üzerinden de araştıran ekip, seviyelerin Burma pitonundan daha düşük olduğunu buldu. Çoğu gönüllüde molekül bir öğünden sonra sadece hafifçe yükseldi. Sadece bir bireyde piton seviyelerine yakın bir artış gözlendi; bu da daha güçlü tepkilerin mümkün olabileceğini gösteriyor.


Rakamlar endişe yaratıyor

Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayınlanan 2025 Obezite Atlası’na göre, obezite artık küresel bir sağlık krizi. Dünya genelinde obezite oranları hızla artıyor ve 2030’a kadar obez birey sayısının yüzde 115’ten fazla artarak 1.13 milyara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise yetişkinlerin yüzde 36’sı obez ve her 10 kişiden 7’si fazla kilolu.


Obezite; diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanserler için en güçlü risk faktörlerinden biri ve her yıl yaklaşık 1.6 milyon erken ölüme yol açıyor.




 

burma pitonu zayıflama ilaçları

25 yıldır sağlık, wellness, güzellik ve lifestyle üzerine yazılar yazıyor. Kariyerine televizyon muhabirliği ile başladı. Gazete muhabirliği, editörlüğü ve köşe yazarlığının ardından kendi mecrasında dijital yayıncılık yaptı. Bitmeyen merakı, her gün bir şeyler öğrenme hevesi ve yazma tutkusuyla şimdilerde WIRED Türkiye Yazı İşleri Müdürü olarak keşfetmeye devam ediyor.

Tülin Açıkbaş

DAHA FAZLASI

Maymun çiçeği, hantavirüs, Ebola ve diğerleri: Bir sonraki pandemi nereden çıkacak?

Verilere göre, hızlanan iklim değişikliği ve habitat kaybı nedeniyle gelecek 10 yıl içinde Covid-19 benzeri bir pandemi olasılığı yüzde 22 ila 28. Peki hangi salgınların ve hangi patojenlerin yeni bir pandemi yapma riski var?
Çağla Üren

Yeni Araştırma Küçük Değişikliklerin Bile Büyük Sağlık Yararları Sağlayabileceğini Gösteriyor

Uyku süresini çok az artırmak, birkaç dakika daha egzersiz yapmak ve her gün küçük miktarda daha fazla sebze tüketmek bile kalp krizi, felç ve kalp yetmezliği riskini anlamlı ölçüde azaltabiliyor
Çağla Üren

GLP-1 Zayıflama İlaçlarıyla İlgili Yeni Bulgular: 'Haz İçin Yeme' İsteğini Baskılıyor

Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan GLP-1 ilaçlarının neden sadece iştahı değil, yoğun yeme isteği ve bazı dürtüsel davranışları da azalttığına dair yeni ipuçları ortaya çıktı.
Çağla Üren

Farklı Boyutlarıyla Ebola Salgını: Eşitsizlikler, Kesilen Yardımlar ve Ender Bundibugyo Virüsü

Nadir görülen Bundibugyo virüsünün neden olduğu, Kongo Demokratik Cumhuriyeti merkezli son Ebola salgını hakkında neler biliniyor?
Çağla Üren