E. Can Özer
Medya ve Eğlence
5 Eylül 2026 14:28

Bağcılar’dan TikTok’a: Auranın Yeni Jürisi Algoritma

Sokakta başladı, algoritmada devam ediyor: 'aura farming' çağının öncesi ve bugünü.

Bağcılar’dan TikTok’a: Auranın Yeni Jürisi Algoritma

Görsel: NurPhoto / gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)

Meydana bir çember kurulmuş, ortada iki genç birbirine birkaç adım uzakta duruyor. Biri öne çıkıp hareketlerini sergiliyor, ardından alanı diğerine bırakıyor. Fiziksel temas kurmadan rakibinin önüne geçmeye çalışıyorlar. Çevredeki kalabalık kimin üstün olduğuna tezahüratlarla karar veriyor.


Mayıs 2013’te YouTube’a yüklenen ‘Çılgın dans kapışması Bağcılar’ başlıklı video aradan geçen on üç yılın ardından 7,35 milyon izlenmeye ulaşmış durumda. Videonun açıklamasında ise kısa bir cümle var: “Bırakın çocuklar eğlensin la.”


O tarihte kimse ‘aura puanlarından’ söz etmese de bugünün aura düellolarındaki sahne videoda da mevcuttu: İki rakip, sırayla kullanılan bir alan, hareketleri değerlendiren bir kalabalık ve yerel karşılaşmayı tanımadıkları insanların ekranlarına taşıyan bir kamera.


Ağustos 2026’da Meksiko’daki Bellas Artes Sarayı’nın önünde kurulan çemberde dans repertuvarı farklıydı. Mor saçlı 14 yaşındaki Carlos Irving Quintana, Cristiano Ronaldo’nun ‘Siuuu’ kutlamasını yaptıktan sonra çenesini belirginleştirip parmağıyla işaret ederek ‘mewing’ pozuna geçti. Rakibi, belirgin bir anlamı bulunmayan ancak sosyal medyada tanınan ‘6-7’ hareketiyle cevap verdi. Çevrelerindeki seyirciler performansı telefonlarıyla kaydederken fonda video oyunlarını andıran bir müzik çalıyordu. Kazanmak için iyi dans etmekten çok, internetin güncel hareket sözlüğüne hakim olmak gerekiyordu. Benzer ‘yarışmalar’ rezilya’dan Meksika, Peru, Arjantin, Bolivya ve Ekvador’a, oradan İspanya’ya yayıldı.


İnternet argosundaki ‘aura’, birinin ‘zahmetsizce’ etkileyici, kendinden emin veya ‘cool’ görünmesini anlatıyor. ‘Farming’ ise kelime anlamı olarak çiftçilik olsa da oyunlarda puan, eşya ya da deneyim kazanmak için belirli eylemleri tekrar etmeye verilen ad. ‘Aura farming’ ise son yıllarda, fazla uğraşıyormuş gibi görünmeden karizma biriktirme eylemine deniyor. Terimin ilk kez kullanıldığı anı tespit etmek zor olsa da 2024 yılı başları itibariyle dolaşıma girdiği tahmin ediliyor. Kısa süre içinde ise gündelik mahcubiyetleri, başarıları, iyi ve kötü anları içeren hayali bir puan sistemini de kapsamaya başladı.


Örnekse, toplum içinde yürürken tökezlemek eksi bin, soğukkanlı bir hareket yapmak artı on bin aura puanıydı. ‘Aura puanım düşmesin diye Marmaray’a koşmuyorum’ cümleleri günlük hayata girmişti bile.


Aura düelloları bu hayali skoru bedensel bir yarışmaya dönüştürüyor. Katılımcıların gerçekleştirdiği hareketler arasında geleneksel anlamda dans, taklit, yüz ifadesi, futbolcu sevinci, anime pozu, bağırış ve anlamsız bir internet jesti bulunabiliyor. Jüri kriteri teknik doğruluktan çok tanınabilirlik, zamanlama, özgüven ve kalabalıktan alınan tepki.


Karşılıklı dansarak itibar kazanmak ise çevrimiçi kültürden çok daha eski. Tarihçi April F. Masten’ın incelediği 19. yüzyıl ‘challenge dance’ müsabakaları, New York’un sokak ve mekanlarında siyah ve İrlandalı işçi sınıfı dansçıları karşı karşıya getiriyordu.


Gösteri ile spor arasında duran bu karşılaşmaların jürileri, para ödülleri, bahisçileri ve basın izleyicileri vardı. 1970’lerin New York, Bronx’ta siyah ve Latin oluşturduğu breaking çemberleri de hareket, cevap ve mahalle itibarı üzerine kuruluydu. Görüntüleri günümüze ulaşan 1981 tarihli Rock Steady Crew–Dynamic Rockers karşılaşması, breaking’i Lincoln Center’a ve ulusal medyaya taşıdı. 2000’lerin başında Los Angeles’ta gelişen krump ise sert hareketleri ve abartılı yüz ifadelerini destekleyici, şiddetsiz düellolarda kullandı. Bu geleneklerin her birinde çember hem sahne hem de topluluktu.


Bronx'ta bir düello. Fotoğraf: Ricky Flores/ gettyimages.

Dans düellosunun internet için tasarlanması da aura savaşlarından önce başladı. WIRED, 2008’de Jon M. Chu ve Adam Sevani’nin ACDC ekibiyle Miley Cyrus ve Mandy Jiroux’nun M&M Cru’su arasında gerçekleşen YouTube dans savaşını haberleştirmişti. Ekipler birbirlerine ünlü konuklarla büyüyen videolarla cevap verdi; milyonlarca kez izlenen seri sonunda Teen Choice Awards sahnesine taşındı. İnternet burada karşılaşmanın seyircisini genişletmiş, düelloyu bölümler halinde izlenen bir gösteriye çevirmişti.


Akımın bugünkü adıyla küreselleşmesinde ise bir düellodan çok, 20 saniyelik tek bir performans etkili oldu. Endonezya’nın Riau bölgesinde düzenlenen geleneksel Pacu Jalur tekne yarışında 11 yaşındaki Rayyan Arkan Dikha, uzun teknenin ucunda güneş gözlükleriyle dans ediyordu. Görüntü 2024’te çekilmişti; 2025’te müzik eklenen versiyonu yayıldığında Rayyan ‘aura farming çocuk’ adıyla tanındı. Videoyu çeken kişinin Facebook paylaşımı yaklaşık 58 milyon izlenmeye ulaştı.


İnternet ahalisinin kendiliğinden oluşmuş, zahmetsiz bir ‘havalılık gösterisi’ olarak okuduğu hareket, yerel yarışta belirli bir işleve sahipti. Teknenin ucundaki ‘anak joki’ ya da ‘togak luan’, takım öne geçtiğinde ayağa kalkarak kürekçileri ve seyircileri harekete geçiriyor. Rayyan’ın dansı spontane olsa da bulunduğu konum, 19. yüzyıla uzanan bir geleneğin parçasıydı. Sosyal medya yerel bağlamı birkaç saniyede çıkardı, yerine herkesin anlayabileceği ‘aura’ etiketini koydu.


Buradan doğan görünürlük festivale turist ve gelir getirdi. Aynı zamanda Rayyan adına açılan 900 bin takipçili sahte bir hesap, çocukla video çekmek isteyen bir YouTuber’dan 30 bin dolar istedi ve sahte bir Dubai turnesiyle meme coin tanıtımı yaptı.


Latin Amerika’dan yükselen ses


2026 yazında Brezilya’daki yerel içerik üreticileri bu internet dilini gerçek yarışmalara çevirdi. Haziran ayında Juazeiro do Norte’de duyurulan erken örneklerden birinde turlar; gösterişli giriş, poz, yürüyüş, yüz ifadesi, slogan, dans ve seyirciyle etkileşim olarak ayrılmıştı.

Katılımcılara ‘aura, ego ve yaratıcılık’ üzerinden puan veriliyor, özel ödüller arasında en iyi kıyafet ve ‘alaycılığın kralı’ gibi kategoriler bulunuyordu. Daha sonraki etkinlikler yerel fenomenlerin çağrısıyla parklarda, meydanlarda, sahillerde ve okul çevrelerinde toplandı. Büyük bir prodüksiyona gerek yoktu: Bir hoparlör, boş alan, telefonlar ve internet referanslarını okuyabilen ‘coşkulu’ bir kalabalık yeterliydi.


Bu düşük giriş maliyeti, dans düellolarını farklı dönemlerde benzer çevrelere taşıyor. Katılımcıların tümünü yoksul veya benzer toplumsal sınıfa ait saymak ve bu akımı ‘favelalardan yükselen ses’ olarak okumak tam olarak mümkün değil. Buna karşılık sokak ve park, formal sanat kurumlarına, profesyonel eğitime veya pahalı ekipmana erişmeden görünürlük kazanılabilen bir sahne sunuyor. Önceki düellolarda bedensel teknik ve yerel üslup statü sağlarken aura savaşlarında geçerli kültürel sermaye, internetin hızla değişen kodlarını bilmek. Bir ‘Siuuu’ kutlamasının ardından ne zaman mewing pozu verileceğini veya anlamsız bir ‘6-7’ hareketinin neden kalabalığı güldürdüğünü bilmeyen seyirci, doğal olarak yarışmanın dilinin dışında kalıyor.


Bağcılar videosu da bu nedenle nostaljik bir internet tuhaflığından fazlasını kaydediyor. Ömer Miraç Yaman’ın aynı dönemin İstanbul gençliği üzerine yaptığı ‘Apaçi Gençlik’ araştırmasında, ‘Apaçi’ kelimesinin çoğunlukla gençlerin kendi seçtiği bir kimlik olmadığı görülüyor.

Saç biçimi, kıyafet, arabesk-rap, dans, göç ve yoksul mahalle imgeleri bir araya getirilerek dışarıdan verilen bir isimdi. Araştırmada kendisini bu şekilde tanımlayan yalnızca birkaç gence rastlanmıştı. Bağcılar’daki performansı sonraki yıllarda ‘Apaçi dansı’ başlığıyla yeniden paylaşanlar, gençlerin hareketleri kadar mahalleyi ve sınıfsal işaretleri de seyrediyordu. Bugün Türkiye’de aura savaşı görüntülerinin ‘garip’ veya ‘utandırıcı’ diye dolaşıma sokulması benzer bir seyir biçimini sürdürüyor. Çocuklar ve gençler kendilerine ait bir eğlence alanı oluştururken yetişkin izleyici kıyafet, hareket ve erkeklik üzerinden hüküm veriyor.


Buna rağmen yaratıcı kostümler, dev terlikler, Shrek, Örümcek Adam ve çizgi film taklitleri taraflar arasındaki hakimiyet yarışını ciddi bir güç gösterisi olmaktan çıkarıp absürt bir oyuna çevirebiliyor. Yine de bazı yetişkinler bu oyunu kamusal alan için tehdit sayıyor.

Brezilya’nın Cuiaba kentinde belediye başkanı, yarışmanın ‘aileyi yücelten’ bir etkinlik olmadığını söyleyerek belediye parkına izin vermedi. Organizasyon üniversite otoparkına taşındı ve yüzlerce kişinin katıldığı düelloyu sekiz yaşındaki bir breakdance öğrencisi kazandı. Benzer yasak ve kısıtlamalar Honduras ile Kosta Rika’da da görüldü.


TikTok’un tasarımı sesleri, şablonları ve hareketleri tekrar etmeyi kolaylaştıran işleyiş tarzı malum. Burada insanlar aynı yerde bulunarak değil, aynı biçimi yeniden üretebildikleri için bir topluluğa dahil oluyor. Aura savaşları bu dijital topluluğu fiziksel bir çembere yerleştiriyor. Gençler birkaç saatliğine ekran başından kalkıyor, ardından ekran için performans sergiliyor.


2013’te Bağcılar’daki kamera, önünde gerçekleşen eğlenceyi internete taşımıştı. 2026’daki aura yarışmasında kamera seyirci olmaktan çıkıp oyunun koşullarından birine dönüştü. Kazananı ise kalabalık anında seçiyor. Hangi hareketin başka ülkelere ulaşacağını, kimin yüzünün reklama veya sahte hesaba dönüşeceğini ise platformun dağıtım sistemi belirliyor. Aura puanları ise videonun altında işlemeye devam ediyor.


Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Gerçek Zamanlı Yapay Zeka Videoları Sektörü Nasıl Değiştirecek?

Yapay zeka, insan gözünün izleme hızını aşan bir video bombardımanı başlatıyor. MiniMax H3 ve gerçek zamanlı render çağında, Hollywood ve içerik platformları tamamen değişmek üzere.
Mahmut Karslıoğlu

Çin’in YouTube’u BiliBili Telif Sorunu ile Gelebilir

Video denildiğinde global olarak YouTube akla geliyor. Şimdi ise Çin’in YouTube’u BiliBili, globale açılıyor fakat olmaması gereken bazı içeriklerle.
Samet Kelebek

Hafta Sonu Hangi Filmleri ve Dizileri İzleyebilirsiniz?

Ağustos ayının ortasına gelirken hafta sonu dışarıda geçirmenin yanı sıra evde klima altında koltuğa uzanıp film veya dizi açıp izlemek de bir seçenek. Peki hafta sonu hangi filmleri ve dizileri izleyebilirsiniz?
Samet Kelebek

Nolan'ın The Odyssey filmi ve Homeros'un destanı arasındaki 5 büyük fark

Ünlü Yunan destanından uyarlanan The Odyssey filminin en tartışmalı yanlarından biri de Homeros'un orijinal anlatısıyla arasındaki farklar.
Çağla Üren