Musk Belgeselinin En Çarpıcı Yanı Elon'ın Ex'leri
Justine Wilson ve Ashley St. Clair ile yapılan röportajlar, yaklaşık dört saatlik Musk belgeselinde dünyanın en zengin adamını, en yakınındakilere karşı bile kaprisli ve acımasız biri olarak gösteriyor.
Fotoğraf: KENT NISHIMURA / Contributor, gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir.)
Cuma sabahı, Elon Musk’ın beyin çipi implantı şirketi Neuralink’in üst düzey yöneticilerinden yakın çalışma arkadaşı ve Musk’ın ‘bilinen’ 14 çocuğundan dördünün annesi olan Shivon Zilis, sosyal medya platformu X’e girerek ilişkilerinde ani bir değişiklik yaşandığını duyurdu.
Zilis, Musk’ın kendisini X’te takip etmeyi bıraktığını gösteren @BigTechAlert hesabının ekran görüntüsünü paylaşarak: “Bir hafta içinde, hiçbir uyarı olmadan, aşık olmaktan ‘vazgeçmeye’ geçmek zor ama bazen işler böyle oluyor” dedi. Zilis’in paylaşımı: “Elon’a derinden anlaşılmanın, ilgi görmenin, istikrarlı ve şefkatli bir sevgiyle huzur içinde sevilmenin nasıl hissettirdiğini gösterebildiğim için mutluyum” şeklinde devam etti. Ardından Musk’a yönelik sıcak övgülerini ve iyi dileklerini paylaşan Zilis sözlerini, “Umarım onunla çok iyi arkadaşlar ve birlikte ebeveynlik yapan iki insan olabiliriz” diyerek tamamladı. Bu açıklama, aralarında tam olarak neyin değiştiği ile Zilis’in hala Neuralink’te operasyonlar ve özel projeler direktörü olarak görev yapıp yapmadığı konusunda bazı belirsizlikler yarattı. Ancak görevinden ayrılmış gibi görünmüyor.
Özel bir meseleye ilişkin bu tuhaf açıklama, Musk’ın baş döndürücü derecede karmaşık aile hayatı düşünüldüğünde pek de sıra dışı sayılmazdı. Bu noktada, Musk’la çocuk sahibi olduğu doğrulanan dört kadının tamamı yani Zilis, eski eşi Justine Wilson, Grimes adıyla tanınan Claire Boucher ve Ashley St. Clair, onunla geçirdikleri zamana ilişkin ayrıntıları paylaşmak ya da Musk’ın kendi iddialarına karşı çıkmak için X’i kullandı.
Wilson’la St. Clair, yönetmen Alex Gibney’nin yeni ve kapsamlı belgeseli Musk’ta yer aldı. Belgesel, 16 Ekim’de ülke genelindeki sinemalarda gösterime girecek ve gelecek ay Miami’de düzenlenecek WIRED World Fair’da da izleyiciyle buluşacak. Eski bir muhafazakar sosyal medya fenomeni olan St. Clair, Musk’la yaşadığı çalkantılı ilişki hakkında konuşmasını engelleyecek 40 milyon dolar değerindeki bir gizlilik anlaşmasını reddettiğini öne sürüyor. Teknoloji girişimcileri, gazeteciler ve Musk’ın eski çalışanlarından oluşan geniş kadro içinde bu iki kadın, filmdeki en önemli eleştirel sesler arasında yer alıyor. İkisi de Musk’ın Silikon Vadisi’ndeki yükselişine ve 2024 seçimleri sırasında MAGA hareketinin aşırı uçlarına yönelmesine ışık tutuyor.
Neredeyse dört saatlik süresiyle Musk, izlemek için göz korkutucu bir belgesel gibi görünüyor. Ancak film bittiğinde on bölümlük bir mini diziye dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini düşünmeden edemiyorsunuz. Çünkü anlatılacak çok şey var: Mars’a insan gönderme konusundaki gerçekçi olmayan hedeflerden Teksas’ın şirketler tarafından kolonileştirilmesine, otonom Tesla araçlarının karıştığı ölümcül çarpışmalardan Trump’ın 2’nci başkanlık döneminin başında, ‘sözde’ Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nı ortadan kaldırmasına kadar. (Belgeselde WIRED’ın haberlerine de atıfta bulunuluyor; filmde küresel yayın yönetmeni Katie Drummond ve katkıda bulunan editör Zoë Schiffer ile yapılan röportajlar da yer alıyor.)
Musk’ın her şeye gücü yeten, dokunulmaz bir oligark olarak kariyerini hızlı tempolu ve kapsamlı biçimde anlatan filmin yanında, eski romantik partnerleri de onun gerçekte nasıl biri olduğuna dair kritik bir bağlam sunuyor. Böylece sosyal medyada birini takip etmeyi bırakarak önemli bir ilişkiyi bitiren türden bir adamın yıkıcı bir portresi ortaya çıkıyor.
Wilson, ilk çocuklarını ani bebek ölümü sendromuyla (SIDS) ilişkili bir durum nedeniyle kaybetmelerini dokunaklı bir biçimde anlatıyor. Bu anlatım, Musk’ın X’te oğulları ölürken onu kucağında tuttuğunu yazdığı bir paylaşımla yan yana getiriliyor. Eski eşi ise bu paylaşıma: “Bunun benim dışımda kimse için bir önemi olmayabilir ama hayatımın en kutsal ve belirleyici anlarından biri olduğu için söylemeliyim: Onu kucağında tutan kişi bendim” şeklinde yanıt vermişti.
Wilson filmde, Musk’ın trans kızları Vivian Jenna Wilson’ın ‘woke zihin virüsü tarafından öldürüldüğünü’ tekrar tekrar ileri sürmesinin kendisine yaşattığı acıyı da anlatıyor. Wilson’a göre birlikte gerçekten bir çocuk kaybetmişken böyle bir yorum yapmak kabul edilemez. Musk ise Gibney’ye, Wilson’a onu ‘her zaman seveceği’ mesajını ilettikten hemen sonra kızlarının sağlık sigortasını kestiğini ve onunla ilişkisini düzeltmek için ‘hiçbir zaman çaba göstermediğini’ söylüyor.
Wilson, evliliklerini anlatırken “Sürekli hangi yönlerimin yetersiz olduğunu düşündüğünü dile getiriyordu” diyor. Eşine onun çalışanı değil, hayat arkadaşı olduğunu hatırlattığında Musk’ın kendisine, “Çalışanım olsaydın seni kovardım” dediğini öne sürüyor. Aralarındaki ilişkiyi “Elon’la ilişkim sayesinde gaslighting terimini öğrendim” diyerek özetliyor.
Musk’ın 2025’in başlarında kendisinden bir çocuğu olduğunu açıklamasından bu yana ona karşı açık sözlü eleştirilerde bulunan St. Clair, milyarderle yaşadığı fırtınalı ilişkinin geçici bir uyum yanılsamasından ibaret olduğunu ve bunun karmaşık, hala devam eden bir velayet mücadelesine dönüştüğünü öne sürüyor. (Musk belgeseli, Grimes ile yaşanan ve sonunda şartları açıklanmayan bir anlaşmayla çözülen velayet anlaşmazlığına da değiniyor.) St. Clair, filmde Musk’ın kendisine hamile kaldıktan sonra ilgisini kaybettiğini ve başka kadınlardan da çocuk sahibi olmaya çalıştığını iddia ediyor. The Wall Street Journal’a göre bu kadınlar arasında Musk’ın kendisine çocuk sahibi olmayı teklif ettiği mesajlar gönderdiği kripto para fenomeni Tiffany Fong da bulunuyor. (Musk, bu konuya ilişkin yorum talebine hemen yanıt vermedi. Fong ise gazetenin haberinde yer almamasını istediğini söylemek dışında haberle ilgili kamuoyu önünde yorum yapmayı reddetti.)
St. Clair alaycı bir ifadeyle, “DM’lerinde sperm saçan bir Gatling makineli tüfeği gibi” diyor. Filmdeki röportajlarda hem kendisi hem de Wilson, eski partnerlerinin doğum oranlarına ilişkin görüşlerinden ve bir ‘lejyon’ dolusu çocuk sahibi olma arzusundan rahatsızlık duyduklarını dile getiriyor. Wilson, Musk’ın çocuklarının annelerini birbirlerinin yerine konabilecek ‘üreticiler’ olarak gördüğünü öne sürüyor.
Filmin başka bir bölümünde St. Clair, Musk’ın oğulları Romulus için sağladığı maddi desteği azaltarak kendisinden intikam aldığını iddia ediyor. Yönetmenlerin kendisine yönelttiği bazı sorulara yanıt vermekten kaçınması da başlı başına bir yanıt niteliği taşıyor. Musk’ın yasa dışı uyuşturucu kullandığına tanık olup olmadığı sorulduğunda dikkatle, “Bu konuda konuşma özgürlüğüm yok” diye yanıt veriyor.
Gibney’nin, Musk’ın durmaksızın kendisi hakkında efsaneler yaratarak bir teknoloji imparatorluğunu ve ünlü imajını nasıl bir araya getirdiğini, ardından Trump’ı destekleyip yönetim içinde güç elde ederek bu imparatorluğu devlet denetiminden nasıl koruduğunu anlattığı kapsamlı portre son derece ikna edici. Ancak son on yıldır Musk hakkındaki haberleri takip edenler için anlatılanların büyük bölümü tanıdık gelecektir. Musk belgeselinde gerçekten göz açıcı olan, bir zamanlar ona yakın olan kadınların, onun sınırsız görünen acımasızlık ve narsisizm kapasitesi hakkındaki anlatımları.
Peki Zilis de bir gün ortaya çıkıp Musk’la yaptığı özel konuşmaları ve yazışmaları paylaşabilir mi? Bu, büyük ölçüde St. Clair’e sunulanlara benzer hukuki belgeler imzalayıp imzalamadığına bağlı. Ancak bir şey açık ki Musk, sahip olduğu tüm kaynaklara rağmen hayatında tanıdığı herkesin sessizliğini satın alamıyor. Onun dahi mucit-kral aurasını nihayet paramparça edebilecek kişiler de ne kadar kısa süreli olursa olsun yörüngesini paylaşmalarına izin verdiği kadınlar olabilir.
Bu makale ilk olarak WIRED'da yayınlanmış ve Arda Aşık tarafından İngilizceden çevrilmiştir.
WIRED dergisinde dijital kültürün her yönünü ele alan kıdemli bir yazardır. Daha önce Rolling Stone ve Mel dergilerinde muhabirlik yapmıştır. Ivyland adlı bir romanın ve True False adlı bir öykü derlemesinin yanı sıra, partneri sanatçı Mads Gobbo ile birlikte kaleme aldığı Double Black Diamond adlı kurgu derlemesinin de yazarıdır. Los Angeles’ta yaşamaktadır.