Koşmak İçin Tek Motivasyon Uygulamalar mı?
Koşu kulüplerinin fazlalaşması, sahillerde koşan insanlar ve sosyal medyada yapılan istatistik paylaşımları şu soruyu akıllara getiriyor: Tek motivasyon, uygulamalar mı?
Fotoğraf: Oscar Wong / gettyimages
Bir haftadır düzenli koşuyorum. Her gün yarım saat de olsa vakit ayırmak ve zamanla nefesimin açılması da iyi hissettiriyor. Etrafınızda da görmüş olabilirsiniz. Koşu kulüpleri kuruluyor, insanlar bir araya geliyor ve beraber koşuyor. Aynı zamanda da sosyalleşiyor. Koşmak zamanla daha da popüler bir spor aktivitesi haline geliyor. Ancak beraber koşmak yetmiyor, uygulamalar ve teknoloji devreye giriyor.
Koşu yaparken telefonumdaki ve belki de çoğunuzun telefonundaki bir uygulamayı başlatıyor, koşarken kaydı başlatıyor, bitirince istatistikleri görebiliyorum. Ancak son koşumda birden aklımda bir soru belirdi: “İçimden mi geliyor yoksa uygulama tek motivasyon mu?”
O an biraz duraksadım ve telefonu cebimden çıkardım, şarkıyı durdurdum ve uygulamaya girdim. Sahil kenarında dinlenirken uygulamaya baktığımda her zamanki gibi yine verilerimi işlediğini, koştuğum rotayı hesapladığını ve en sonunda arkadaşlarımla paylaşmamı sağladığını gördüm.
İlla ki görmüşsünüzdür, Instagram’da hikayeleri birer birer kaydırırken harita, zaman ve mesafe gösteren bir fotoğraf. Yaptığı koşuyu paylaşan arkadaşınız veya siz aslında bir istatistik elde ediyor, bunu yayınlıyorsunuz. Ödül mekanizmalarını tetikleyebilen paylaşımlar, koşu yapanlar için birer amaca dönüşebiliyor.
Uygulamadaki topluluklar aracılığıyla birbirine motivasyon veren kullanıcıları, rotaları ve kimin ne kadar hızlı olduğunu görebiliyorsunuz. Aynı zamanda ‘Lider Tabloları’ da uygulamada yer alıyor ve burada lider hıza ve süreye göre değişiyor. Bu da belki rekabet sevenler için aslında bir motivasyon.
2022 tarihli Batuhan Şahin tarafından ODTÜ’de hazırlanan ‘Birlikte Koşmak: Aktivite Takip Uygulamalarının Motivasyon ve Sosyal Etkileşim Özellikleri Arasındaki İlişkiyi Keşfetmek’ adındaki araştırmada 120 amatör koşucuya danışılıyor.
Araştırmaya göre aktivite takip uygulamaları, koşucuların genel motivasyonu üzerinde belirgin ve olumlu bir etkiye sahip. Bireysel performans gelişiminin yanı sıra sosyal bağları da güçlendirdiği belirtilen uygulamalarda özellikle ‘yorumlar’ yoluyla geri bildirim alabilmek motivasyonu artırıyor.
Bununla birlikte, diğer kullanıcılar tarafından oluşturulan meydan okumalar, aktiviteyi fotoğraflarla paylaşma ve diğer koşucuların düzenlediği etkinlikler koşucuları en çok motive eden ilk beş sosyal özellik arasında yer alıyor.
İstanbul Yarı Maratonu, Gece Maratonu İstanbul, İstanbul Maratonu ve İstanbulu Koşuyorum gibi etkinliklere katılan ve düzenli koşu yapan Hakan adındaki arkadaşım da ‘Strava’ adındaki muhtemelen çoğunuzun gördüğü uygulamayı kullanıyor. Uzun zamandır kullandığı için ona birkaç soru yönlendirdim.
Ona göre uygulamaya başarıyı kaydedip paylaşmak onun için bir motivasyon kaynağı. “Aslında” diyor, “Ben kendim için koşuyorum ama Strava’da o başarıyı görecek olmam beni bayağı bir motive ediyor.”
“Hiçbir şey kaydetmeden koşarsam, başarım sanki hiçliğe gitmiş gibi hissettiriyor.”
Aynı zamanda koşu verilerinin kaydedilmesi ve bir fotoğrafta kullanıcıya sunması, haritada ‘en hızlı koşu’ gibi belirteçlerle göstermesi koşu veya yürüyüş yapanın kendini takip edebilmesi de bir motivasyon kaynağı oluşturuyor.
Kolunuza taktığınız akıllı saatler de sürekli sağlık uyarıları gönderiyor. Aslında bu da sizin için hareket etme zorunluluğu hissiyatı oluşturuyor. Koşu yaparken kolumdaki bir titreme, ben başlatmasam da algılanıp bir antrenman başladığını gösteriyor. Bu noktada koşmak, sağlıklı olduğumuz için yaptığımız bir aktivite olmaktan çıkıp, uygulamanın hedefini tamamlamak zorunda olduğumuz bir göreve dönüşebilir.
Bu kategoride birçok uygulama var. Nike’ın Run Club: Koşu Koçu uygulaması da verilerinizi kaydetmenizi sağlıyor. Bunda koşu koçu rehberliğinde koşabilirken, uygun antrenman planları uygulayabiliyor ve yine topluluklara katılarak bir ‘motivasyon’ kaynağı oluşturabiliyorsunuz.
Araştırma yaparken gözüme çarpan bir uygulama ise rekabeti daha da kızıştırıyor. ‘Koşu Bölgesi: Runquest’ adındaki uygulama, kullanıcıların birbirinin bölgesinde koşarak veya yürüyerek ele geçirmesini teşvik ediyor ve bunu aslında bir ödül mekanizması olarak sunuyor. Call of Duty oynadıysanız Capture the Flag yani Bayrak Kapma oyun modunu denemiş olabilirsiniz. Aynı oyundaki gibi Runquest’te de bölge kapma mücadelesi veriyorsunuz. Diğer uygulamalarda olduğu gibi bu da aslında koşmayı bir amaca çeviriyor.
Fiziksel olarak o an hareket etmek istemeyebilirsiniz. Bu noktada uygulamalar sizi hareket etmeye ve aynı zamanda uygulamayı kullanmaya teşvik ediyor. Yani psikolojik anlamda ‘koşmam gerekiyor’ diyorsunuz ve harekete geçiyorsunuz.
Bir oyundaymış gibi düşünebilirsiniz. Koşuyorsunuz, arkadaşlarınızla rekabet ediyorsunuz ve aynı zamanda sağlığınıza da faydası var. Koşmak için uygulamalar tek motivasyon kaynağı değil. Teknoloji bu hareketleri ölçüyor, kaydediyor, karşılaştırıyor ve paylaşılabilir hale getiriyor. Belki de sorulması gereken soru: Koşmaya başladığımızda neden hala ekrana bakıyoruz?
Telefonu ve akıllı saati bir günlüğüne geride bırakıp yine koşmaya çıkıyorsak, motivasyon hala bizde demektir. Ama koşunun sonunda ilk düşündüğümüz şey kaç kilometre yaptığımız ve bunu kimin göreceğiyse, belki de artık sadece koşmuyoruz, uygulamaların çizdiği bir oyunun içinde hareket ediyoruz. Yani tek motivasyon uygulamalar olmamalı, içinizden geliyorsa sorgulamadan, ne kadar koştum demeden adım atmalısınız.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.