Brian Barrett
İş Dünyası
18 Ekim 2026 10:18

Elon Musk’ın Trilyon Dolarlık Servetini Kendin Harca

WIRED, Elon Musk’ın muazzam servetini görselleştirmek üzere Neal.fun’dan Neal Agarwal ile iş birliği yaptı. İşte bu çalışma nasıl ortaya çıktığı.

Elon Musk’ın Trilyon Dolarlık Servetini Kendin Harca

Görsel: We Are / gettyimages

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

Herhangi bir günde, Elon Musk’ın serveti yaklaşık bir trilyon dolar kadar. Bu, bir yerlerdeki tozlu bir bodrumda eski moda bir kasada bir trilyon dolarlık banknotları olduğu anlamına gelmiyor; servetinin büyük kısmı SpaceX ve  Tesla hisselerinde yatıyor. Ancak bu hisseleri nakde çevirip, Neuralink ve The Boring Company’yi satıp, biraz daha para biriktirse, vadesiz hesabındaki tutar 13 haneli bir rakama ulaşırdı.


‘Trilyoner’ demek oldukça kolay bir kelime. Hatta eğlenceli bile! Dilinizden kolayca akıyor. Ancak araştırmalar gösteriyor ki insan beyni, büyük sayıların gerçek boyutunu ve kapsamını kavramakta büyük zorluk çekiyor. Sonuçta ‘trilyon’, ‘milyar’dan çok da uzak değilmiş gibi geliyor, oysa aslında bin kat daha büyük. Ve bu muazzam ölçeği bir şekilde kafanızda canlandırabilseniz bile, Central Park’ın yüzölçümüyle ya da bir kamyon filosunun ağırlığıyla kaç kez karşılaştırırsanız karşılaştırın, yine de soyut bir kavram olarak kalır. O halde belki de bir trilyon doları gözünüzde canlandırmanın en iyi yolu, bu parayla gerçekte neler satın alabileceğinizi düşünmek.


WIRED, tam da bunu gerçekleştirmek üzere, her zaman keyifli içerikler sunan Neal.fun web sitesinin sahibi Neal Agarwal ile iş birliği yaptı. Spend Elon Musk’s Money, Elon Musk’ın parasını Big Mac’lerden uçak gemilerine ve Las Vegas Sphere’e kadar her şeye harcamanıza olanak tanıyan yeni bir görselleştirme. Uygulama, harcadıkça tutarı hesaplar; böylece günümüzde bir trilyon doların ne kadar yeteceğini gerçekten görebilirsiniz ve satın aldığınız öğeleri fiziksel bir alanda gösteriyor.


WIRED, Agarwal ile bu yeni proje, projenin neden şu anda bu kadar güncel olduğu ve web üzerinde içerik geliştirmenin mevcut durumu hakkında konuştu. Bu röportajı aşağıda okuyabilir ve tam da buradan ‘Elon Musk’ın parasını harcama’ oyununda birkaç saatinizi boşa harcayabilirsiniz.


Bu röportaj, anlaşılırlık ve uzunluk açısından hafifçe düzenlenmiştir.


WIRED: Neal.fun’ı uzun zamandır biliyorum, büyük bir hayranıyım. Ama oraya hiç gitmemiş biri için burayı biraz anlatır mısın?


Neal Agarwal: Siteyi tek bir konuyla sınırlamak istemedim, bu yüzden şu anda neredeyse bir günlük haline geldi. 19 yaşımdan beri bu siteyi yönetiyorum ve burası, ilgilendiğim her şeyin bir nevi kataloğu: görselleştirmeler, bilim, tuhaf oyun mekanikleri. Benim için bu, esas olarak bir web sitesi ile neler yapabileceğinin keşfi.


Bir web sitesinin ne olduğu ve ne anlama geldiğini keşfetme fikri senin için neden bu kadar önemli? Senin hakkında bildiğim tek bir şey varsa, o da web’i çok sevdiğin.


Kesinlikle öyle. İnternette büyüdüm; 8 yaşındayken forumlarda takılıyordum. Muhtemelen Club Penguin’de gerçek dünyadaki herhangi bir duvarın arkasında geçirdiğim zamandan daha fazla zaman geçirdim. Kesinlikle internetin çocuğuyum ve ilginçtir ki, internetle yaklaşık aynı yaştayım. Bu bir ayrıcalık. Ressamlar, bin yıl, hatta bir milyon yıl daha eski bir ortamda çalışıyorlar; bu yüzden pek çok şey çoktan keşfedilmiş ve detaylandırılmış durumda. Ama internette henüz çözemediğimiz o kadar çok şey var ki. Bence keşfedilecek hala pek çok yeni şey var ve bu benim için gerçekten ilginç.


Bence her mecranın kendine özgü imkanları vardır. Bir kitabı filme uyarlayabilirsiniz, ama tam olarak aynı şey olmaz. Bazı konularda kitap her zaman daha başarılı olacaktır, tersi de geçerlidir. Bence bu, internet için de geçerli. Şu anda üzerinde çalıştığımız bu görselleştirmeyi bir gazeteye basamazsınız.


İnsanların, sitenizi tam olarak bilmeseler bile bazı bireysel projelerinizi tanıyor olabileceğini düşünüyorum. Evimizde çok popüler olanlardan birkaçını saymak gerekirse: Şifre Oyunu, Uzay Asansörü, Derin Deniz,  Sonsuz Gemi. Bunların çoğunda olduğu gibi bir şey viral olduğunda, sizin açınızdan nasıl bir his uyandırıyor? Artık bir şeylerin bu kadar popüler hale gelmesini görmek neredeyse sıkıcı hale geldi mi?


Bence her proje birbirinden çok farklıydı. Şu anda beni en çok heyecanlandıranlar, çok sayıda kişinin oynadığı ve benim beklemediğim ya da amaçlamadığım şeyler yapmaya başladığı projeler. Infinite Craft’ın piyasaya sürülmesinden birkaç gün sonra, insanlar oyun içinde Japonca kelimeler oluşturmaya başladı. Hatta o kadar çok Japonca kelime oluşturdular ki, oyunun tamamını Japonca oynayabilecek hale geldiler. Daha önce, oyuncuların bir dilin kilidini açtığı bir oyun yayınlamamıştım.


‘Internet Road Trip’ adında başka bir oyunum daha vardı; Google Street View üzerinden yapılan sanal bir yol yolculuğu gibiydi. Bunun etrafında bir Discord grubu oluştu ve insanlar arka koltuktan yol göstermeye başladılar; bir sonraki durak olarak hangi şehre gidecekleri, şu anıtı görebilmek için burada mola verip vermemeleri gerektiği konusunda tartışmaya başladılar. İnsanlar o oyun içinde kuş gözlemciliğine bile başladılar. Tüm bu kendiliğinden ortaya çıkan şeyler olmaya başladı ve bence internet bu konuda da gerçekten çok başarılı. En saçma şeylerden bile topluluklar oluşturmada gerçekten çok başarılı, ki bunu gerçekten heyecan verici buluyorum.


Bununla birlikte, daha kapalı bir uygulama ortamıyla da bir tezat söz konusu; uygulamaları bir araç olarak kullanmıyorsunuz aslında.


Ergenlik çağındayken birkaç uygulama geliştirmiştim, ama Apple ve Google’ın uygulamalara ne koyabileceğimi onaylamasını hiç sevmezdim; onay için bir hafta beklemek zorundaydın ve eğer uygulamanı beğenmezlerse elinden hiçbir şey gelmezdi. Bu yüzden, “bu benim ana sayfam” diyebileceğim bir ana sayfaya sahip olma fikri bile bana çok çekici geldi. Kimse bana bununla ne yapacağımı söyleyemez. Ne istersem koyabilirim.


‘Elon Musk’ın Parasını Harca’ adlı bu görselleştirme hakkında konuşmalıyız. Bu, ilk projelerinden biri olan ‘Bill Gates’in Parasını Harca’ adlı çalışmanın bir nevi devamı niteliğinde, değil mi?


Aslında bu, web sitesinin kendisiyle birlikte kullanıma sunuldu. Sadece 100 milyar doların ne kadar büyük bir rakam olduğunu göstermek istemiştim; sanırım şu anda üzerinde çalıştığımız trilyon rakamına kıyasla bu miktar biraz az görünüyor.


Neredeyse eski moda bir oyun, değil mi? Oyunun teması şu: 100 milyar dolarlık bir sayacınız var ve üzerinde fiyat etiketi bulunan bir sürü şey satın alabiliyorsunuz: bir Big Mac, parmak arası terlik, ıstakoz yemeği, bir yıllık Netflix aboneliği; hatta elmas yüzük, bir Ferrari, bir McDonald’s franchise’ı gibi şeylere kadar uzanıyor ve sonra da Mona Lisa’ya kadar çıkıyor. Ve siz de sürekli bunları toplamaaya çalışıyorsunuz. Oyun ilk piyasaya çıktığında nasıl bir tepki aldı?


Bu, şimdiye kadar piyasaya sürdüğüm en büyük projelerden biriydi ve mesajın doğru bir şekilde anlaşıldığını görmek gerçekten çok güzeldi. İnsanlar, bunun serveti sadece grafikler ve çubuk grafiklerle değil, başka bir şekilde de görselleştirmenin bir yolu olduğunu anladılar. Oyun, defalarca yeni bir kitleye ulaştı; bu, insanların ilgisini sürekli canlı tutan bir fikirdi.


Sonra 2026 yılına geldik ve dünyada bir trilyoner var; bu da belki de konuyu yeniden ele almak için doğru zaman olduğunu düşündürdü.


Evet, bence de öyle. Bunu görselleştirmek için yapabileceğin çok daha fazla şey var. İşte bu yüzden bu örnek 3 boyutlu. Bence ‘Bill Gates’in Parasını Harca’ oyunundaki bir sorun şu: Evet, on bin araba satın alabilirsin, ama bu yine de ekrandaki bir rakamdan ibaret. ‘Elon Musk’ın Parasını Harca’ oyununda ise, satın aldığın arabaları ekranda görmeni istiyorum. Satın alabileceğin fiziksel eşyaların miktarı… Bu tam bir imparatorluk.


Benim için kesinlikle zor olan ve sanırım çoğu insan için de öyle olan bir şey, bir trilyonun ne kadar büyük bir rakam olduğunu tam olarak kavrayabilmektir. Yapılan araştırmalara göre, insanlar 1 milyar ile 2 milyar arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu bile tam olarak kavrayamıyor; bir trilyona ulaşmak ise çok daha zor. Beynimiz bu rakamları algılayamıyor.


Bence internetin gerçekten çok başarılı olduğu konulardan biri de, sonsuz bir alana sahip olmanızdır. Bu sayıları, fiziksel dünyada yapamayacağınız şekillerde görselleştirebilirsiniz. Benim ‘The Deep Sea’ projem bile okyanusu 1:1 ölçekte yansıtıyor. Bunu kağıda yazdırmak isteseydiniz, bir mil uzunluğunda olurdu, ancak web’de sadece kaydırmaya devam edebilirsiniz. Dolayısıyla, bu devasa sayıları görselleştirmek için sonsuz kaydırma mekanizmasına sahip olmak oldukça eğlenceli.


Bazı öğeler ‘Spend Bill Gates Money’ oyunundan devralınmış, bazıları ise farklı. İnsanlara sunmak için en iyi seçenek kombinasyonunu nasıl belirlediniz?


Bu sefer daha somut şeyler seçtim ki, bunu gözünüzde canlandırabilesiniz. Açıkçası, ne alacağımı düşünmek zor; 100 milyon dolara ulaştığınızda, piyasada satın alabileceğiniz şeylerin sayısı sınırlı oluyor. Bu yüzden listeye Las Vegas Sphere’i ve uçak gemilerini ekledik.


Bir noktadan sonra şöyle düşünmen oldukça ilginç oluyor: “Tamam, 1.000 tank daha alabilirim, peki bu bana gerçekte ne kazandırır ki?” Bu oyunun eğlenceli yanlarından biri de tam da bu boşuna çabaya dayanıyor. Belli bir noktadan sonra, bir insanın daha neye ihtiyacı olabilir ki?


Kesinlikle. Az önce bin adet canavar kamyon aldım ve hala 999.650.000 dolarım var.


Birkaç farklı fikir vardı. Bunlardan biri şuydu: Elinizde bir trilyon dolar olsaydı ve bir yığın para olsaydı, harcadıkça bu trilyon doların azaldığını görürdünüz; ancak aslında sayfada bir trilyon doları banknotlar halinde göstermek oldukça zor.


Daha soyut şeyler hakkında düşünüyordum. Bir trilyon dolara ulaştığınızda, aslında satın aldığınız şey güçtür; yani kaç şirket satın alabileceğiniz ya da ne kadar nüfuz sahibi olabileceğiniz. Ancak çoğu insan için bunu gözünde canlandırmak, “Ah, az önce bir milyon yarış atı satın aldım” demek kadar kolay değil.


Bunu oluştururken herhangi bir teknik sorunla karşılaştınız mı?


Başlangıçta sitedeki her şeyin 3B modellerden oluşmasını istiyordum. Ancak dizüstü bilgisayarınızda bir milyon canavar kamyonu görüntülemeye çalışırsanız, bilgisayarınız donup kalır. Bu yüzden, gerçek 3B modeller kullanmadan bu 3B efektini elde etmek için pek çok hileye başvurmak zorunda kaldım.


Bu sadece Elon Musk hakkında bilgi vermekle kalmıyor, satın aldığımız şeyler hakkında da bilgi veriyor. Orijinal ‘Spend Bill Gates’ Money’ yazısına tekrar baktım; o zamanlar Big Mac 2 dolardı. Şimdi ise 6 dolar. Doğrudan bir paralellik kurulabilen her durumda, gerçek bir fiyat artışını ortaya koymuşsunuz.


Enflasyona göre oldukça ayarlanmış bir rakam. Bu gerçekten inanılmaz, çünkü üzerinden sadece altı ya da yedi yıl geçti. Bu listeye eklememiz gereken başka maddeler hakkında önerisi olan varsa, lütfen bana bildirsin.


Bu makale ilk olarak WIRED sitesinde yayınlanmış ve Samet Kelebek tarafından İngilizceden çevrilmiştir.

elon musk

WIRED dergisinin genel yayın yönetmenidir. Daha önce, teknoloji ve kültür sitesi Gizmodo’nun baş editörlüğünü yapmış ve Japonya’nın en büyük günlük gazetesi olan Yomiuri Shimbun’da ekonomi muhabiri olarak çalışmıştır.

Brian Barrett

DAHA FAZLASI

Dirençli Şehirler: 3 Büyük Felakete Karşı

Deprem, sel ve yangın, Türkiye'nin sık karşılaştığı doğal afetler. Artık teknolojinin de desteğiyle yerli mühendislerin geliştirdiği saniyelerle yarışan sensörler, alevi dumandan önce gören cihazlar ve afet anında bakanlıkları tek ekranda buluşturan sistemler ‘kader’in anlamını değiştiriyor.

Sarı Taksinin Bıraktığı İz

13 yılda biriken yüz milyonlarca hareket verisiyle BiTaksi, trafik tahmini ve harita alt yapısı kurarak lojistikten otonom sürüşe uzanan bir teknoloji katmanı inşa etmeye çalışıyor.

Hekime Dönüşen Ziyaretçi

İş yerinde bir video oyununda yardımcı karakter, yani oyun dışı bir karakter gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Bazıları bundan tehdit altında hissederken, diğerleri o tür bir karakter olmak istiyor.

Yapay Zekaya İş Vermek de Bir İş

Türkiye’de üretken yapay zeka kullananların oranı bir yılda neredeyse ikiye katlandı. Şirketlerde de kullanım artarken hangi verilerin bu sistemlere açılacağı ve hatalı bir çıktının sorumluluğunu kimin üstleneceği gündeme geliyor.