E. Can Özer
Yapay Zeka
4 Haziran 2026 12:00

Dijital Redlining Tehlikesi: Yapay Zeka Hangi Mahalleyi 'Gözden Çıkaracak'?

Yapay zeka, dijital ikizler ve veri temelli sistemler; İstanbul’dan Singapur’a kentleri ölçen, simüle eden ve planlayan bir organizasyon kuruyor

Dijital Redlining Tehlikesi: Yapay Zeka Hangi Mahalleyi 'Gözden Çıkaracak'?

Fotoğraf: Fairfax Media Archives7gettyimages

İstanbul’un trafiğinde beklemek, tanık olanların yakından bildiği psikososyal bir sınavdır. Her gün büyüyen şehrin yaşadığı büyüme sıkıntılarının en bariz haliyle gün yüzüne çıktığı yer trafik oluyor. Ancak 2026 yılına geldiğimizde, bu kadim şehrin sokaklarının altında ve üzerinde görünmez bir restorasyon çalışması yürüyor. Kameralar, sensörler, trafik yoğunluğu verileri, meteorolojik bilgiler ve geçmiş hareket örüntüleri aynı anda işleniyor; kavşaklar, yollar, otobüs hatları ve enerji sistemleri birer veri noktasına dönüşüyor.


Şehir planlaması uzun süre haritalar, nüfus projeksiyonları, imar kararları ve altyapı yatırımları üzerinden ilerleyen ağır bir meslekti. Bugün bu tablo değişiyor. Yapay zeka, şehirleri sadece planlanan değil; sürekli ölçülen, simüle edilen ve güncellenen sistemler haline getiriyor. Veri yeni asfalt, algoritmalar ise yeni imar planları gibi çalışıyor. Bu yüzden akıllı şehir tartışması artık geleceğe ait parlak bir teknoloji vizyonu değil; büyüyen, kalabalıklaşan ve iklim kriziyle mücadele eden kentler için operasyonel bir zorunluluk.


Bu dönüşümün arkasındaki temel nedenlerden biri kentleşme hızı. Birleşmiş Milletler projeksiyonlarına göre 2050’ye gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 68’i kentlerde yaşayacak. Bu oran, ulaşım, konut, enerji, su, atık, afet yönetimi ve kamu hizmetlerinin klasik planlama araçlarıyla yönetilemeyecek kadar karmaşıklaşması anlamına geliyor.

Yapay zeka tam da bu karmaşıklığın içinde devreye giriyor. Trafiği tahmin etmek, toplu taşıma hatlarını optimize etmek, sel ve ısı adası risklerini modellemek, enerji tüketimini dengelemek, boş arazi kullanımını analiz etmek ve yeni mahallelerin olası etkilerini simüle etmek için kullanılıyor. Kent artık yalnızca üzerinde yaşanan fiziksel bir alan değil; sürekli veri üreten, bu veriyi işleyen ve ona göre tepki veren bir sistem.


İlk Kullanımlar

Yapay zekanın şehir planlamasına gelişi ChatGPT sonrası bir hikaye değil. Kent bilimci Michael Batty’nin 2026’da yayımlanan değerlendirmesine göre, şehirler ve planlama alanındaki ilk formel yapay zeka uygulamalarının kökü 1950’lerdeki problem çözme araştırmalarına kadar uzanıyor. Asıl ivme ise 1980’lerin ortasında coğrafi bilgi sistemleri, bilgisayar destekli tasarım araçları ve uzman sistemlerle belirginleşiyor.

O dönemde yapay zeka, bugünkü gibi üretken modellerle metin, görsel ya da senaryo üretmekten çok karar destek sistemleri kurmaya yarıyordu. Hangi alan konuta ayrılmalı? Hangi güzergah daha verimli olur? Hangi bölgede altyapı riski daha yüksek? Planlamacıların yanıt aradığı bu sorular, erken dönem algoritmik modellerin de çalışma alanıydı.


Bugünün farkı, verinin ölçeği ve hızında. Eskiden kent modelleri geçmiş verilerle çalışan nispeten statik araçlardı. Bugün şehirler kendi dijital gölgelerini üretiyor. Dijital ikiz adı verilen sistemler, bir kentin fiziksel altyapısını sanal ortamda yeniden kuruyor. Böylece yeni bir metro hattının, köprü bağlantısının, yeşil alanın, imar kararının ya da yağış senaryosunun şehir üzerindeki etkisi önceden test edilebiliyor.


Trilyon Dolarlık Dönüşüm

Akıllı şehirler artık niş bir teknoloji alanı değil; küresel ölçekte büyüyen dev bir ekonomik ekosistem. Grand View Research, küresel akıllı şehir pazarının 2024’te 877,6 milyar dolar düzeyinde olduğunu ve 2030’da 3,76 trilyon dolara yaklaşabileceğini öngörüyor. Precedence Research ise daha geniş bir hesaplamayla pazarın 2025’te 2,25 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, 2035’te 15,92 trilyon dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor.

Bu tahminler farklı metodolojilere dayanıyor; ancak aynı yönü işaret ediyor. Şehir altyapısı, yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, bulut sistemleri ve siber güvenlik ekseninde hızla büyüyen bir endüstriye dönüşüyor. Kent yönetimi artık sadece belediyelerin, planlamacıların ve mühendislerin konusu değil; teknoloji şirketleri, veri sağlayıcıları, sensör üreticileri, yapay zeka girişimleri ve altyapı yatırımcıları da bu alanın aktörleri arasında.



Algoritmalar Ne Kadar Fark Yaratıyor?

Akıllı şehir teknolojilerinin başarısı estetikten çok ölçülebilir çıktılarla değerlendiriliyor: zaman, enerji, güvenlik, su tüketimi, karbon emisyonu ve hizmetlere erişim. McKinsey Global Institute’un akıllı şehir uygulamaları üzerine yaptığı çalışma, doğru uygulanan dijital çözümlerin bazı yaşam kalitesi göstergelerinde yüzde 10 ila 30 arasında iyileşme sağlayabileceğini belirtiyor.


Aynı çalışmaya göre akıllı trafik ve mobilite uygulamaları ortalama işe gidiş-geliş sürelerini yüzde 15-20 azaltabilir. Acil durum müdahale süreleri yüzde 20-35 hızlanabilir. Bazı güvenlik uygulamaları can kayıplarında yüzde 8-10 arası düşüş yaratabilir. Akıllı enerji ve su yönetimi uygulamaları ise kaynak kullanımında ciddi verimlilik sağlayabilir.


Bu oranlar her şehir için aynı sonucu garanti etmiyor. Başlangıç koşulları, altyapı kalitesi, veri güvenilirliği, yerel yönetim kapasitesi ve uygulamaların kapsayıcılığı sonucu belirliyor. Yapay zeka şehir hayatını kendiliğinden iyileştirmiyor; iyi veri, doğru tasarım ve şeffaf yönetimle birlikte etkili olabiliyor.


Türkiye’nin Akıllı Şehir Ajandası ve İstanbul Laboratuvarı

Türkiye bu dönüşümün dışında değil. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024-2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı, akıllı şehir yaklaşımını toplum, teknoloji, sürdürülebilirlik ve dirençlilik eksenlerinde ele alıyor. Belgede açık veri, birlikte çalışabilirlik, yerel akıllı şehir stratejileri, sensörler, yapay zeka ve dijitalleşme gibi başlıklar öne çıkıyor.


Bakanlığın strateji çerçevesinde 81 il için yerel akıllı şehir stratejileri ve yol haritaları hazırlanması hedefleniyor. Bu hedef, Türkiye’de akıllı şehir meselesinin artık tekil belediye projelerinden ulusal ölçekli bir altyapı politikasına doğru evrildiğini gösteriyor.


Ekosistem tarafında da dikkat çekici bir büyüme var. Yapay Zeka Fabrikası, Startups.watch ve Endeavor Türkiye katkısıyla hazırlanan 2025 Türk Yapay Zeka Ekosistemi ve Global Etki Raporu’na göre Türkiye’de 1.188 aktif yapay zeka girişimi bulunuyor; bunların yaklaşık yüzde 70’i 2020 ve sonrasında kurulmuş durumda. Ancak bu verinin şehir planlamasına doğrudan etkisini ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Türkiye’de güçlü bir yapay zeka girişim ekosistemi oluşurken, bu kapasitenin kentsel planlama, ulaşım, afet yönetimi ve belediye hizmetlerine ne ölçüde aktarıldığı konusunda kamuya açık, standartlaştırılmış performans verileri hala sınırlı.


İstanbul, bu dönüşümün Türkiye’deki en büyük laboratuvarı. Adaptif sinyalizasyon sistemleri, gerçek zamanlı trafik yoğunluğu haritaları, toplu taşıma verileri, afet ve altyapı izleme sistemleri şehrin gündelik yönetiminde giderek daha fazla yer kaplıyor. İstanbul gibi yoğun, parçalı ve tarihsel olarak katmanlı bir metropolde yapay zeka, planlama süreçlerine hız ve öngörü kazandırabilir.


Peki bu sistemler şehir genelinde kaç dakika kazandırıyor? Hangi ilçelerde daha etkili oluyor? Hangi toplumsal grupların hayatını iyileştiriyor? Teknoloji haberlerinin çoğu sistemi anlatıyor; o sistemin kime, ne kadar, hangi koşullarda fayda sağladığını anlatmak daha zor. Türkiye’de akıllı şehir tartışmasının en zayıf halkası da burada beliriyor: uygulama var, ölçüm ve şeffaflık sınırlı.


Küresel Durum

Dünya genelinde bazı şehirler bu dönüşümü daha ileri seviyeye taşımış durumda. Singapur, dijital ikiz ve veri platformlarını şehir planlamasında simülasyon alanı olarak kullanıyor. Yeni ulaşım bağlantıları, yapılaşma kararları, enerji tüketimi ve kamusal hizmetler sanal modeller üzerinden test edilebiliyor. Shenzhen ise ulaşım, enerji ve kamu hizmetlerinde gerçek zamanlı veri akışıyla çalışan sistemleriyle öne çıkıyor.

Bu örneklerde şehir planlaması artık statik bir süreç değil; sürekli geri bildirim alan, güncellenen ve yeniden optimize edilen bir döngü. Bir başka deyişle şehir, tamamlanmış bir yapıdan çok çalışan bir sistem gibi ele alınıyor.


Planlamacının Yanındaki Yapay Zeka

Gelecek projeksiyonu iki hatta ilerliyor. İlk hatta yapay zeka, belediyelerin arka ofislerini hızlandıran bir karar destek aracına dönüşecek. Ruhsat süreçleri, altyapı bakım planları, afet riski önceliklendirmesi, enerji tüketimi, toplu taşıma sıklığı ve ulaşım optimizasyonu bu alanda öne çıkacak.


İkinci hatta üretken yapay zeka ve ajan sistemleri devreye girecek. Planlamacı, belirli bir semt için farklı nüfus, iklim, ulaşım ve maliyet senaryolarını aynı anda çalıştırabilecek; sistem de olası sonuçları görselleştirip riskleri sıralayabilecek. Bu, planlamacının yerini alan bir makineden çok, planlama masasını genişleten bir simülasyon katmanı anlamına geliyor.


Kimin Şehri?

Yine de şehir planlamasında yapay zeka kullanımı beraberinde belirsizlikler de getiriyor. Veriyi kim topluyor? Algoritma hangi mahalleyi riskli, hangisini verimsiz, hangisini yatırıma değer olarak kodluyor? Eksik ya da önyargılı veri, dijital redlining denilen yeni bir ayrımcılık biçimi üretebilir. Sensörlerle donatılmış bir şehir kamu güvenliğini artırabilir; aynı şehir mahremiyet sınırlarını belirsizleştirebilir.


Bu nedenle geleceğin akıllı şehirleri sadece daha fazla sensör, daha hızlı algoritma ve daha büyük veri merkeziyle kurulmayacak. Hukuki denetim, açık veri standartları, bağımsız etki ölçümü ve yurttaş katılımı da en az teknoloji kadar belirleyici olacak.

Antikitenin kadim dillerinden dijitalin kodlarına uzanan disiplinlerarası bir köprüden geçmekte. WIRED Türkiye ile teknolojiyi sorunsallaştırırken, yedi sanatı yanına alarak öğrenmenin ve paylaşmanın peşinden gidiyor. 98 model, Boğaziçili.

E. Can Özer

DAHA FAZLASI

Telefon bağımlılığına karşı Google sizi 'gerçek yaşama döndürmek' istiyor

Google'ın yeni uygulaması Dreambeans her gün yalnızca sınırlı sayıda içerik sunuyor ve kullanıcıların uygulamada daha fazla zaman geçirmesini değil, gerçek hayata dönmesini amaçladığı vurgulanıyor
Çağla Üren

Jeff Bezos, İnsan Beyninin 'Temel Algoritması’nı Bulmaya Çalışıyor

500 milyon dolarlık fon ve 2,5 milyar dolarlık değerlemeyle Flourish, gerçek nöronları mercek altına alarak yapay zekayı yeniden keşfetmeyi hedefliyor
Steven Levy

Yapay Zeka Hakkında Doğru Bildiğiniz 10 Büyük Yanlış

Korkmayın Terminatör gelmeyecek. Sadece verideki kalıpları takip ederek tahmin yapıyorlar. Yapay zeka ile ilgili yazılan her şeye inanmayın
Mahmut Karslıoğlu

Yapay Zekayı Bir Başka Yapay Zeka Eğitirse Ne Olur?

Bir bilgi ararken yapay zekaya başvurmayı alışkanlık edinmiş olabilirsiniz. Eliniz hemen telefonunuzdaki yapay zekaya giderken, hiç düşündünüz mü? Ya, yapay zeka modelleri birbirinin oluşturduğu bilgilerle bir çöküşe yol açarsa?
Samet Kelebek