Çocukta 0-6 Yaş Geleceğin Anahtarı
Dünyada 3 ve 4 yaşındaki çocukların üçte birinden azı erken çocukluk eğitimine katılıyor. 148 milyon çocuk daha beş yaşına gelmeden gelişim potansiyelinin gerisinde kalma riski taşıyor. Yapı Kredi’nin 620 bin kullanıcıya ulaşan Yarınlara Kartopu projesinin arkasındaki fikir de gelişim çağını en iyi şekilde kullanarak eğitimdeki farkı kapatıp çocukların bilişsel ve duygusal olarak gelişmesini sağlamak.
Resim: Turgay Koca / GettyImages
Eğitimde eşitsizliği çoğunlukla okul üzerinden konuşuyoruz. İyi okul, kötü okul; öğretmene erişim, sınıf büyüklüğü, sınav sonuçları ya da üniversiteye giriş ihtimali… Ancak çocuklar okulun ilk günü sınıfa eşit başlamıyor. UNICEF’in Haziran 2026’da güncellediği küresel verilere göre dünyada 3 ve 4 yaşındaki çocukların üçte birinden azı erken çocukluk eğitimi programlarına katılıyor. Latin Amerika ve Karayipler’de her üç çocuktan yaklaşık ikisi bu programlara erişebilirken Sahra Altı Afrika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da oran yaklaşık dörtte bire kadar geriliyor.
Dünya Bankası'nın ‘Early Childhood Development’ çalışmasının verilerine göre problem daha da geriden başlıyor. Erken çocukluk verilerine göre düşük ve orta gelirli ülkelerde beş yaşın altındaki 148 milyon çocuk, yoksulluk ve büyüme geriliği nedeniyle gelişim potansiyeline ulaşamama riski taşıyor. Dünya genelinde üç ila altı yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısı okul öncesi eğitime kayıtlı değil. Düşük gelirli ülkelerde ise okul öncesine erişebilenlerin oranı yaklaşık beşte bir.
Yani bugün tartışılan konulardan biri olan çocukların kaç yaşında okula başladığının aksine okula gelene kadar nasıl bir süreçten geçtikleri çok daha önemli. UNESCO ve UNICEF'in 2024 Küresel Erken Çocukluk Bakımı ve Eğitimi Raporu, mevcut gidişat değişmezse 2030'a gelindiğinde dünyadaki çocukların yüzde 37'sinin, yani 300 milyondan fazlasının asgari okuma yeterliliğine ulaşamayacağını öngörüyor. Aynı rapor, bu nedenle erken çocukluk eğitimini daha sonraki öğrenme krizine karşı müdahale alanlarından biri olarak konumlandırıyor.
2026 UNESCO Küresel Eğitim İzleme verileri de ilerlemenin sınırlı kaldığını gösteriyor. İlkokula girişten bir yıl önce eğitime katılım oranı 2003'te yüzde 64'ten 2024'te yüzde 75'e yükseldi. Ancak artış hızı 2015 sonrasında belirgin biçimde yavaşladı. Sahra Altı Afrika'da okul öncesi çağdaki çocukların hala dörtte birinden azı eğitime kayıtlı.
Beyin gelişimi hakkındaki araştırmalar, çocuğun çevresiyle kurduğu ilişkinin çok daha erken başladığını gösteriyor. Harvard Center on the Developing Child'a göre yaşamın ilk birkaç yılında saniyede bir milyondan fazla yeni sinirsel bağlantı kurulabiliyor. Özellikle çocuk ile bakım veren arasındaki karşılıklı ses, bakış, hareket ve konuşma etkileşimleri dil, sosyal beceriler ve daha sonra gelişecek bilişsel yeteneklerin altyapısını destekliyor.
Bir çocuk okula geldiğinde yanında yalnızca çantasını getirmiyor. Kaç kelime duyduğunu, kendisine ne kadar soru sorulduğunu, ne kadar oyun oynadığını, evinde kitap olup olmadığını, duygularının ne kadar konuşulduğunu ve çevresindeki yetişkinlerin onunla nasıl iletişim kurduğunu da getiriyor. Türkiye'de Yapı Kredi'nin Yarınlara Kartopu projesinin müdahale etmeye çalıştığı alan tam olarak burası.
Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın “Güçlü bir toplumun temeli, çocukların hayata eşit fırsatlarla başlayabilmesinden geçiyor. Bugün Yarınlara Kartopu, yüz binlerce aileye ulaşan, bilimsel bilgiye erişimi kolaylaştıran ve sahadaki uygulamalarla desteklenen güçlü bir sosyal etki platformuna dönüştü. Bizim için çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkaracak her yatırım, ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Bu nedenle erken çocukluk döneminde fırsat eşitliğini güçlendirecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve daha fazla aileyi bilimsel ve güvenilir içeriklerle buluşturmaya devam edeceğiz” diyor.
Prof. Dr. Selçuk Şirin ve uzman ekibinin iş birliğiyle yürütülen projenin platformuna yaklaşık 620 bin kullanıcı kayıtlı. Sistem içinde 320 bin 185 çocuk bulunuyor ve bu çocukların yaş ortalaması 2,87. Proje, eğitimdeki açığı çocuk beş ya da altı yaşına geldiğinde kapatmaya çalışmıyor; ortalama üç yaşından bile önce ebeveyne ulaşmaya çalışıyor.
Şirin, “Bilimsel araştırmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Beynimizin gelişiminin büyük bölümü yaşamın ilk altı yılında tamamlanıyor. Dil gelişiminden problem çözme becerilerine, sosyal ve duygusal gelişimden öğrenme kapasitesine kadar yaşam boyu kullanacağımız pek çok yetkinliğin temeli bu dönemde atılıyor. Bu nedenle erken çocukluk dönemine yapılan yatırım, hem çocukların yaşamı hem de toplumların geleceği açısından en yüksek getiriyi sağlayan yatırımlardan biri” diyor.
Tabii ki proje çocuklar için olsa da onların ilk karşılaştıkları öğreticiler ebeveynleri. Bu nedenle projenin önemli ayaklarından biri ebeveynleri hazırlamak. Şirin, “Çocukların gelişimini yalnızca doğdukları koşullar değil, ailelerinin doğru ve güvenilir bilgiye erişebilme imkanı da önemli ölçüde şekillendiriyor. Proje, bilimsel bilgiyi akademinin sınırları içinde bırakmıyor; uygulanabilir, güvenilir ve ücretsiz içeriklerle Türkiye’nin dört bir yanındaki ailelerin günlük yaşamına taşıyor. Bir eğitimci olarak en büyük hayalim, Türkiye’de doğan her çocuğun okula başladığı gün kendini rahatça ifade edebilmesi, öğretmenini anlayabilmesi ve potansiyelini gerçekleştirebilecek güçlü bir başlangıç yapabilmesi. Bunun yolu, çocuk kadar aileyi de güçlendirmekten geçiyor. Aileyi güçlendiren her yatırımın, çocuğun geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyorum” diyor. Proje her geçen sürede tohumlarını ekiyor ve sonuçları alıyor. Bugüne dek projeye kayıt olan ve 6 yaşını geçerek mezun olan çocuk sayısı da 85.645 olmuş durumda.
Prof. Dr. Selçuk Şirin’in öne çıkardığı konular ise şu şekilde:
· 0–3 yaşta evde yaklaşık 30 çocuk kitabı bulunması, dil ve erken okuryazarlık becerilerini geliştirir.
· 3 yaşına kadar maruz kalınan kelime sayısının önemi: düşük gelirli ailelerde 15 milyon, orta gelirli ailelerde 30 milyon, yüksek gelirli ailelerde 45 milyon. ‘30 milyon kelime farkı’ çocuğun ileride nasıl bir birey olacağını belirleyebiliyor.
· Diyaloğa dayalı okuma çocukların bilişsel performansında 6 puanın üzerinde artışla ilişkilendiriliyor.
· İlk 1000 gün, gebelikten yaklaşık 2 yaşın sonuna kadar uzanan kritik gelişim dönemi. 24–36 ay döneminde beynin yetişkin beyninin yaklaşık yüzde 90’lık büyüklüğüne ulaşıyor.
· Erken çocukluk yatırımında Heckman verisi: 0–6 yaşta 1 birim yatırım, 7 kat geri dönüş sağlarken, okul yıllarında 3 kat, ergenlikte 2 kat, yetişkinlikte 1 kat olarak gösteriliyor.
· “Bebeğe kitap okumak değil, bebekle kitap okumak” en önemli tavsiye. Kitap burada içerikten önce ebeveyn-çocuk diyaloğunun aracı olarak konumlanıyor.
Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında yazıyor. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.