Arda Aşık
Siber Güvenlik
24 Ekim 2026 18:41

Bir Suç 2.0 Anatomisi

Yapay zeka her köşeye sızsa da siber suç dünyasında roller aynı: Suçlular ve mağdurlar. Sayılar değişiyor ama yöntem değişmiyor, sadece hızlanıyor. Çünkü hacker’ların asıl hedefi sunucular değil, insan psikolojisi.

Bir Suç 2.0 Anatomisi

İllüstrasyon: Jorg Greuel / gettyimages

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

Eskiden sokakta yaşanan suç artık dijital dünyada gerçekleşiyor. Viking Cloud’ın 2026 Siber Güvenlik İstatistikleri ve Gerçekleri raporuna göre dünyadaki şirketler yılda 10.5 trilyon dolar zarara uğruyor.


ABD, BAE, Hindistan ve Suudi Arabistan’da hizmet veren siber güvenlik şirketi Wattlecorp’a göre, 39 saniyede bir siber saldırı gerçekleşiyor. Dünyanın en çok siber saldırıya maruz kalan ülkelerinden Türkiye ise hacker’ların gözdesi. Kaspersky’nin Cyber Security Weekend META 2024 etkinliğinde aktarıldığına göre Türkiye; çevrim içi tehditlerden etkilenen en yüksek kullanıcı sayısına sahip: Kullanıcıların yüzde 41.8’i. Nordis Global’in Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi verisine göre ise ülkemizde günlük ortalama 250 bin siber olay tespit ediliyor. Bunun sebepleri ise kritik coğrafi konum, siber güvenlik alanında farkındalığın azlığı, yüksek nüfus ve güvenliğe yeterli bütçe ayrılmaması.


Peki yapay zeka bu işin neresinde? WIRED Türkiye’ye konuşan Microsoft Tehdit Korumasından Sorumlu Kurumsal Başkan Yardımcısı Rob Lefferts, yapay zekanın yeni yöntemler yaratmadığını; en sık gördükleri saldırıların hala kimlik bilgilerini çalmak, güvenlik açıklarını ve güvenilir kimlikleri kullanmak olduğunu söylüyor. Yöntemler değişmese de yapay zeka işleri hızlandırdırıyor. Tehdit aktörlerinin, açıkları operasyonlarına artık daha hızlı dahil ettiklerini belirten Lefferts, “Güvenlik açığının açıklanması ile istismar edilmesi arasındaki süre kısalıyor. Kuruluşlar üzerinde hızlı bir şekilde yama uygulama ve maruz kaldıkları riskleri yönetme konusunda daha fazla baskı oluşuyor” diyor. Yani saldırganlar, siber suçu yeniden icat etmiyor ama onu daha hızlı gerçekleştiriyor. Dijital çağ, kriminolojinin yeni fazını, suç 2.0’ı başlatmış olabilir.


Günümüzü ve coğrafyamızı etkileyen en trend siber saldırı yöntemini öğrenmek için Türkiye’nin ilk bilişim suçları polislerinden Savaş Yöndem’e başvuruyoruz. Bir yandan bilirkişilik yaparken diğer tarafta, kurucusu olduğu Metaguard ile şirketleri siber saldırılardan koruyor ve kurtarıyor.

İstanbul’da ıssız bir plazanın üst katındaki ofise giriyoruz. İçerisi, Komiser James Gordon’ın yazıhanesinden hallice; iki sandalye, bir masa ve çokça monitör. Sağ taraftaki ekranı gösteriyor ve “Şu şirketlere bak, hepsi tehdit altında, birkaç güne kalmaz milyonlarca doları kaptırırlar” diyor Yöndem. Ensesinde olduğu suçlular, ‘aradaki adamlar’. Suçları ise ‘MitM’ yani ‘man-in-the-middle’ saldırıları.


Jump Cloud’ın 2025 Siber Güvenlik İstatistik ve Trendleri araştırmasına göre dijital haydutlar, tüm başarılı siber saldırıların yüzde 19’undan sorumlu. Neredeyse her 5 başarılı ‘icraatten’ 1’i onların eseri. Amerika’nın Ulusal Motorlu Yük Taşımacılığı Trafik Birliği (NMFTA), MitM’in şirketleri yılda 2 milyar 400 milyon dolar zarara uğrattığını bildiriyor.


“Öyle üçe beşe bakmazlar, milyon dolarların aşağısında icraat yapmazlar” diyen Yöndem başlıyor bizzat takip ettiği son operasyonlardan birini anlatmaya: “2025 yılının son çeyreğinde, İstanbul merkezli tekstil ihracatı yapan bir firma, uzun yıllar çalıştığı Almanya’daki müşterisinden yaklaşık 1 milyon 480 bin euro tutarında yeni bir sipariş aldı. Taraflar yıllardır aynı şekilde çalışıyordu. Proforma faturalar e-posta ile gönderiliyor, ödemeler ise onlarca kez kullanılan banka hesaplarına yapılıyordu.”


Buraya kadar süreç tamamen rutin işliyor ancak firmanın muhasebe departmanındaki bir çalışanına gelen e-posta ile işler değişiyor. Çalışan, sahte kargo güncelleme bildirimine tıklayıp hacker’lara istedikleri cevabı yani gerekli bilgileri sağlıyor.


Öyle ki siber güvenlik alanındaki yazılımlar ne kadar gelişmiş olursa olsun beynimiz, hala mağara dönemindeki bir homo sapiens’in yazılımıyla çalışıyor. Tam da bu nedenle muhasebeci, işlerin de aksamaması adına e-postayı sorgulamıyor. Hatta mağdurlar, ‘acil’ ve ‘son gün’ gibi kelimeleri görünce anında cevap veriyor.


Burada insan psikolojisini biraz daha iyi anlamak için Psikiyatrist Dr. Ayça Can Uz’un görüşlerini alıyoruz. Uz; dolandırıcıların, dijital dünyada kusursuz bir güvenli alan inşa ettiklerini söylüyor. “Profesyonel bir siteyle beynimizdeki oksitosin salınımını tetikliyorlar. Ve beynin eleştirel analizleri yapan yürütücü işlev bölgesi prefrontal korteks gevşiyor” diyor Uz. E-postada yer alan ‘son teslim tarihi’ gibi söylemlerin beyinde ‘bilişsel yüklenme’ye yol açtığını ekliyor: “Kişinin karar verme yeteneği yavaşlıyor. Amigdala, mantık yürütmeyi zaman kaybı olarak görüyor ve prefrontal korteksi kapatıyor.” Amigdala, korku ya da stres karşısında ‘kaç, savaş veya don’ gibi savunma tepkilerini harekete geçirmede rol oynuyor. Stres anında beynin rasyonel karar verme merkezi olan prefrontal korteks geri plana çekilirken, hızlı ve duygusal tepkilerden sorumlu limbik sistem öne çıkıyor. Yani dolandırıcılar IQ’nüzle değil, amigdalanızla konuşuyor. Uz, “Bir nevi amigdala korsanlığı. Panik anında sadece hayatta kalmaya çalışan bir canlıyız. Beynimiz hayatta kalma moduna girdiği için dolandırılıyoruz” diyor.


Türkiye merkezli siber güvenlik ve teknoloji danışmanlığı şirketi Natica’nın Teknolojiden Sorumlu Genel Müdürü Semih Gelişli ise hacker’ların bazı çalışanları özellikle hedef aldıklarını belirtiyor.


Muhasebe çalışanının e-postaya cevap vermesiyle ‘aradaki adamlar’ sisteme sızıyor. Savaş Yöndem, “Sistem ilk hack sırasında error log’ları üretse de IT personeli tarafından bu log’lar önemsenmiyor. Hatta yedekleme yapmaya devam edildikçe saldırıya ait arka kapıyı da sürekli yedekliyorlar” diyor. Siber saldırganların üç hafta boyunca sistemde gizlendiklerini ve işlem yapmadıklarını anlatan Yöndem, “Sadece izlediler; kim kime e-posta atıyor, nereye ne kadar ödüyor öğrendiler” diye ekliyor. 1 milyon 480 bin euro tutarındaki ihracata ait ödemenin günü geldiğinde ise saldırganlar harekete geçiyor. Yöndem, Türkiye’deki firma tarafından gönderilen gerçek proforma faturanın saldırganlar tarafından ‘araya girilerek’ durdurulduğunu anlatıyor. Daha sonra aynı e-postanın kopyası oluşturularak ekteki proforma fatura üzerinde yalnızca IBAN bilgisi değiştirilip, Almanya’daki müşteriye tekrar gönderiliyor.


Peki şirket neden farklı bir IBAN’a para göndersin ki? Yöndem, “Hesap numarası farklı ama adı aynı” diyor. Yani konu e-posta manipülasyonundan ibaret değil, siber suç örgütünün saha ekibinde yer alan Nijerya vatandaşı bir kişi harekete geçiyor. Gerçek pasaportu ile üçüncü bir ülkeye giriş yapıyor. Ardından kendini karşılayan örgüt üyeleri, adına sahte bir pasaport düzenliyor. Ve adı ile soyadı, Türkiye’deki şirketin adıyla aynı oluyor. Bu kişi hesap açmak için bankaya gidiyor. Banka görevlisi, Türk şirket ünvanlarına ve ticari isim yapılarına aşina olmadığı için ‘sahte pasaport’ üzerinden banka hesabını açıyor. Yani aslında banka hesabı teknik olarak Nijeryalı şahıs adına açılıyor ancak hesap sahibinin adı bölümünde ihracatçı firmanın ismi yazdığından dışarıdan bakıldığında hesap, gerçek ihracatçı şirkete aitmiş gibi görünüyor.Ve saldırganlar e-postayı şirket adına gönderiyor: “Bankamızdaki operasyonel güncelleme nedeniyle ilgili ödemenin aşağıdaki yeni IBAN numarasına gönderilmesi rica olunur.”


Ve ödeme yapılıyor. Para, dakikalar içinde Dubai ve Hong Kong gibi şehirlerdeki farklı banka hesaplarına dağıtılıyor, ATM’lerden çekiliyor, kripto varlıklara dönüştürülüyor. Soruşturma aylarca sürüyor ancak hiçbir ize rastlanamıyor. “Türkiye’deki şirketlerin sadece bu saldırılardan yıllık zararı yüzlerce milyon dolar” diyor Yöndem. Diğer taraftan Mordor Intelligence’ın Türkiye Siber Güvenlik Pazar Büyüklüğü ve Pazar Payı Analizi-Büyüme Trendleri ve Tahminler (2026-2031) raporu, kurumsal tarafta bilinçlenmeye işaret ediyor. 2026’da 42 milyon 130 bin dolar olan Türkiye siber güvenlik pazar büyüklüğünün 2031’de 75 milyon doları aşması bekleniyor.


Kurumsal dünyada tedbirler daha hızlı ve güçlü alınırken, bireysel mağdurların sayısı bir hayli fazla. Siber saldırılara ilişkin araştırmalara göre, 2020’li yıllardan itibaren saatte 100’den fazla kişi siber veri ihlali nedeniyle mağdur oluyor. IBM Veri İhlalleri Raporu ise 2024 yılında bu ihlallerin maliyetinin 5 milyon dolara yaklaştığını gösteriyor. Adalet İstatistikleri’nde bilişim suçları şüpheli sayısı, 2023 yılında 406 bin 124 olarak ifade ediliyor. “Herkes eşit değil ama kimse de muaf değil” diyen Uz; yalnız olanların, boşanma, yas, iş kaybı, ekonomik zorluk nedeniyle kronik stres altındakilerin kolay hedef haline geldiklerini söylüyor. Uz’a göre, eğitimli insanların kandırılma riskleri daha yüksek çünkü “Aşırı özgüvenleri ile kandırılmayacaklarını düşünürken duygusal manipülasyonun en sofistike kurbanı oluyorlar.” Uz, bu tür siber saldırılardan korunmak için WIRED Türkiye okurlarına ‘hack’lenmeden korunmanın üç basit yolunu anlattı. Bunlarından birincisi, ‘duraklama sanatı’. “Eğer bir teklif, korku senaryosu, fırsat; kaygı ya da heyecan gibi yoğun bir duygu uyandırıyorsa ve sizi hemen şimdi harekete geçmeye zorluyorsa bilin ki amigdalanız hack’leniyor” diyor Uz. Kendinize, ‘Neden şimdi ve neden bu kadar acil?’ sorusunu sormanızı öneriyor ve ekliyor: “Kalbiniz hızlanıyor, vücut sıcaklığınız artıyor ve elleriniz terliyor ise telefonu kapatıp, 10 dakika hiçbir şey yapmayın.” Diğer yöntem, teyit mekanizması. Uz, size ulaşan kişilere aynı kanaldan değil, bildiğiniz farklı bir güvenli kanaldan geri dönüş yapmayı öneriyor. Üçüncü yöntem ise utancı çöpe atmak. Uz’a göre dolandırılmak sadece maddi bir kayıp değil, benlik saygısının da ihlali. Para yerine konsa bile narsisistik bütünlüğün (bireyin içsel benlik algısının, özsaygısının ve ruhsal dengesinin parçalanmadan, bir bütün halinde korunması durumu) kolay tamir edilmediğini söylüyor. Dolandırılmak, insanın kendisine dair ‘Ben zekiyim ve kontrol sahibiyim’ illüzyonunu paramparça ediyor. Duygusal acı beyinde fiziksel acıyla aynı bölgeyi yani anterior cingulate cortex’i uyarıyor. Uz, “Utanç, dolandırıcının en büyük sigortasıdır. Mağdur sustukça fail güçlenir, eğer dolandırılırsanız mutlaka çevrenizdekiler ile konuşun” diyor.


Ayça Can Uz’a göre güven, artık bir tür lüks tüketime dönüşüyor. Dijital dünya bize daha fazla bağlantı vadetti ama gerçek teması da azalttı. Dolandırıcı, kurbanını sosyal bağlarından kopardığında daha kolay başarıya ulaşıyor. Yalnızlaşan insanın etrafında “Bir dakika, bu sana da tuhaf geliyor mu?” diye soracak kimse yok. Gerçek hayatta kurduğumuz o eski usul fiziksel temaslar, karmaşık algoritmalardan çok daha güvenli bir sosyal güvenlik ağı örüyor.


AN ANALOG GUY IN A DIGITAL WORLD, expressing himself through writing for as long as he can remember.

Arda Aşık

DAHA FAZLASI

Hiçbir Şeye Tıklamadan Hack’leniyoruz

Şüpheli bir bağlantıya tıklamadan, bir dosya indirmeden ve hatta hiçbir şey yapmadan saldırıya uğrayabilirsiniz. Yeni nesil siber tehditler, kullanıcı etkileşimini ortadan kaldırıyor.

Dijitalleşen Hayatta Sistem Arızası

Dijitalleşme çağında yapay zeka marketlere kadar girdi ve tek bir arıza onlarca hizmeti durdurabiliyor. Hatta gıdayı etkileyerek insan sağlığına bile müdahale edebiliyor.

Yeni Sosyal Medya Düzenlenmesi: Yüzde 93 Destek, Yüzde 67 Endişe

1.000 yetişkinle yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 93’ü çocuklara yönelik kısıtlamayı desteklerken, yüzde 67’si çevrimiçi paylaşımlarının kimlikleriyle eşleştirilmesinden endişeli. Yeni düzenleme; yaş doğrulama, mahremiyet, ailelerin karar hakkı ve uygulamanın teknik hazırlığı konusunda ciddi çekincelere cevap vermek zorunda.

ABD ve Çin Yapay Zeka Kaynaklı Ulusal Güvenlik Tehditlerinde Birbirini Uyarma Mekanizmasını Görüşüyor

Yetkililer, iki ülkenin ulusal güvenliği tehdit edebilecek yapay zeka olayları hakkında birbirini bilgilendirmesini sağlayacak bir mekanizma kurulmasını görüştü.