Algoritmaları Bedava Eğitmeyi (İdealist Değilseniz) Bırakın
Yapay zeka şirketleri uzun süre interneti taradı. Web siteleri, forumlar, kitaplar, ansiklopediler, haberler ve daha fazlası. Ancak Google artık kişisel verilerinizi de AI araçlarını eğitmek için kullanıyor. Ancak buna mahkum değilsiniz.
İllüstrasyon: Malte Mueller/Gettyimages
Üretken yapay zeka devriminin ilk yıllarında en değerli hammadde, internette herkese açık olan içeriklerdi. Bugün ise bu dönem yavaş yavaş kapanıyor. Kaynak artık internet değil, interneti kullanan insanlar yani siz ve mahreminiz. Google'ın son haftalarda sessiz sedasız kullanıma sunduğu yeni gizlilik ayarı da bunun en somut örneklerinden biri. Şirket, Search Services History (Arama Hizmetleri Geçmişi) adını verdiği yeni sistemle yalnızca aramalarınızı değil; Google Lens'e yüklediğiniz görselleri, Translate'te kullandığınız ses kayıtlarını, Search Live etkileşimlerini ve Google'ın arama servisleriyle kurduğunuz pek çok etkileşimi de tek bir geçmiş altında toplamaya başladı. Üstelik bu veriler yalnızca size daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmak için değil, Google'ın üretken yapay zeka modellerini geliştirmek amacıyla da kullanılıyor.
Veri ekonomisinde yeni dönem
İlk bakışta sıradan bir gizlilik güncellemesi gibi görünen bu değişiklik, aslında yapay zeka çağının veri ekonomisinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Peki Google tam olarak neyi değiştirdi? Yıllardır Google'da yaptığınız aramalar ve kullandığınız uygulamalar büyük ölçüde Web & App Activity (Web ve Uygulama Etkinliği) ayarı altında yönetiliyordu. Haziran ayında gönderilen kullanıcı bilgilendirme e-postalarıyla birlikte Google bu sistemi ikiye ayırdı. Bunlardan ilki Search Services History, ikincisi ise Personalized Recommendations (Kişiselleştirilmiş Öneriler) oldu. Şirket bunu ‘kullanıcılara daha fazla kontrol sunmak’ amacıyla yaptığını söylüyor. Ancak değişiklik beraberinde önemli bir sonucu da getiriyor: Google Arama servislerinde oluşturduğunuz geçmiş artık ayrı bir ayar üzerinden yönetiliyor ve varsayılan olarak etkin olabiliyor. Bu yeni geçmiş sistemi yalnızca klasik Google Arama'yı kapsamıyor. Google'ın resmi belgelerine göre Google Search, Maps, Lens, Translatei News, Shopping, Flights ve Hotels’te girdiğiniz etkileşimler de bu kapsama giriyor. Yani bir restorana Lens ile baktığınız fotoğraf, Translate'e konuştuğunuz ses kaydı ya da otel ararken yaptığınız sorgular da aynı ekosistemin parçası haline geliyor.
Google ‘açıkça’ belirtiyor
Google yardım sayfalarında açıkça belirtiyor ki Search Services History verileri yalnızca kişiselleştirme amacıyla kullanılmıyor. Şirket bu geçmişi; hizmetlerini geliştirmek, yeni özellikler oluşturmak, güvenliği artırmak ve üretken yapay zeka modellerini eğitmek için de kullanabiliyor. Yani Google Lens'e yüklediğiniz bir fotoğraf, Translate'e çeviri için okuttuğunuz bir metin, Search Live üzerinden yaptığınız sesli arama yalnızca o anki işleminizi tamamlamıyor. Aynı zamanda gelecekte Gemini ve diğer Google AI sistemlerinin daha iyi çalışmasına katkı sağlayabilecek eğitim verileri arasına girebiliyor.
Mahreminiz 4 yıl onlarda
Google burada önemli bir ayrım yapıyor. Şirket, yapay zeka eğitiminde kullanılan verilerin önce Google hesabından ayrıştırıldığını, kişiyi doğrudan tanımlayabilecek bilgilerin filtrelenmeye çalışıldığını ve eğitim sürecinde anonimleştirildiğini söylüyor. Ayrıca bazı örneklerin kalite kontrolü amacıyla eğitimli insan değerlendiriciler tarafından incelenebileceğini de belirtiyor. Fakat dikkat çeken başka bir ayrıntı daha var. Google'a göre eğitim amacıyla kullanılan anonimleştirilmiş veriler dört yıla kadar saklanabiliyor. Bu nedenle bugün hesabınızdan sildiğiniz bazı içerikler, daha önce AI eğitim sürecine dahil edildiyse anonimleştirilmiş biçimde sistemlerde belirli bir süre kalabiliyor.
Kaynak krizi ve kullanıcı davranışları lab’i
Aslında bu yalnızca Google'a dair değil. Yapay zeka şirketleri son iki yıldır ciddi bir veri problemiyle karşı karşıya. İlk büyük dil modelleri, internet üzerindeki devasa içerik havuzlarıyla eğitildi. Ancak zamanla telif davaları arttı, yayıncılar içeriklerini AI tarayıcılarına kapatmaya başladı ve kaliteli veri miktarı azalmaya başladı. Dolayısıyla sektör yeni bir kaynak arıyor. Bu kaynak ise internette üretilmiş içerikler değil, interneti kullanırken ürettiğimiz davranışlar.
Eskiden bilgi deposu olan internet, şimdi kullanıcı davranışlarının laboratuvarına dönüşüyor. Google bu sistemi ‘daha fazla kontrol’ olarak tanımlasa da gizlilik savunucuları aynı fikirde değil. Özellikle Electronic Frontier Foundation ve Consumer Federation of America gibi kuruluşlar temel itirazlarını şu noktaya yöneltiyor: Kullanıcılar yapay zeka eğitimine varsayılan olarak dahil edilmemeli.
Opt-out opt-in
Bugünkü sistem ise opt-out modeliyle çalışıyor. Yani kullanıcı istemiyorsa gidip ayarı kendisi kapatmak zorunda. Eleştiriler ise bunun tersini savunuyor: Eğer şirket AI eğitmek için verinizi kullanacaksa önce sizden açık onay almalı. Buna da opt-in modeli deniliyor. Bu tartışma yalnızca Google'ı ilgilendirmiyor. Önümüzdeki yıllarda OpenAI, Meta, Microsoft ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin de benzer veri politikaları geliştirmesi bekleniyor. Peki opt-out nasıl yapılıyor?
Aslında hayli basit. Google hesabınıza giriş yapın, My Activity (Etkinliğim) sayfasını açın, Search Services History bölümüne girin. Buradan özelliği tamamen kapatabilir ya da Save Media seçeneğinin işaretini kaldırabilirsiniz. Bu ikinci seçenek özellikle Google Lens fotoğrafları, ses kayıtları ve diğer medya içeriklerinin kaydedilmesini durduruyor. İsterseniz aynı sayfadan; geçmiş etkinliklerinizi silebilir, otomatik silme süresini 3, 18 veya 36 ay olarak belirleyebilir, Turn off and delete activity seçeneğiyle hem özelliği kapatıp hem de kayıtlı geçmişinizi kaldırabilirsiniz.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Bu ayarı kapattığınızda gelecekteki Search Services History verileriniz AI eğitimi için kullanılmıyor. Daha önce anonimleştirilerek eğitim sistemlerine dahil edilmiş veriler ise Google'ın belirttiği saklama politikalarına tabi olmaya devam edebiliyor.
Yapbozun bir parçası
Belki de tüm bunların en önemli sonucu tek bir ayarı kapatmak değil. Çünkü yapay zeka çağında asıl değişen şey, şirketlerin ne topladığı değil; neyi veri olarak görmeye başladığı. Eskiden internete yazdıklarımız değerliydi. Bugün ise internette bıraktığımız her dijital iz, bir sonraki yapay zeka modelinin eğitim materyaline dönüşebiliyor.
Bu değişiklik aslında Google'ın çok daha büyük dönüşümünün küçük bir parçası. Şirket artık klasik bağlantı listesi sunan arama motorundan uzaklaşıyor. Gemini, AI Overview ve yeni nesil konuşmalı arama deneyimleriyle Google giderek daha kişisel bir asistana dönüşüyor. Böyle bir sistemin çalışabilmesi için yalnızca internetteki bilgi yetmiyor. Sizin nasıl düşündüğünüzü, nasıl arama yaptığınızı ve hangi tür cevapları tercih ettiğinizi de öğrenmesi gerekiyor. Search Services History tam da bu dönüşümün veri altyapısını oluşturuyor.
AN ANALOG GUY IN A DIGITAL WORLD, expressing himself through writing for as long as he can remember.