Çağla Üren
Kültür
25 Eylül 2026 16:46

Ağrı'da 67 Yıllık Gizem: Nuh'un Gemisi Gerçekten Bulunmuş Olabilir Mi?

Durupınar oluşumunda karot sondajları yapılmaya başlandı. Amaç artık yalnızca yeraltındaki anomalileri görüntülemek değil, yaklaşık 18 metre derinliğe kadar inerek doğrudan fiziksel örnekler elde etmek.

Ağrı'da 67 Yıllık Gizem: Nuh'un Gemisi Gerçekten Bulunmuş Olabilir Mi?

Görsel: VICTOR HABBICK VISIONS SCIENCE PHOTO LIBRARY/gettyimages

Türkiye'nin doğusunda, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi yakınlarında bulunan sıra dışı bir jeolojik oluşum, yaklaşık 70 yıldır dünyanın en meşhur arkeolojik ve dini tartışmalarından birinin merkezinde. Yukarıdan bakıldığında dev bir geminin gövdesini andıran Durupınar Oluşumu yaklaşık 157 metre uzunluğunda. Yer radarıyla yapılan son araştırmalarda oluşumun altında doğrusal yapılar, dik açılar ve anomaliler tespit edildi.

 

Bazıları bu anomalilerin gemi yapıları olduğunu iddia ediyor. Bu oluşumun Nuh'un Gemisi'nin kalıntıları olup olmadığı yıllardır tartışılıyor.

 

2026'da başlayan yeni araştırmayla tartışma bir adım daha ileri gidiyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cenker Atila başkanlığındaki ekip, yer radarı taramalarının ardından Durupınar'ın içine karot sondajları yapmaya başladı. Amaç artık yalnızca yeraltındaki anomalileri görüntülemek değil, yaklaşık 18 metre derinliğe kadar inerek doğrudan fiziksel örnekler elde etmek. Peki Nuh'un Gemisi gerçekten burada mı?

 

Şimdiye dek Durupınar'ın Nuh'un Gemisi olduğuna dair doğrulanmış arkeolojik kanıt bulunamadı. Üstelik oluşum üzerinde yapılan en önemli jeolojik araştırmalardan biri, daha önce geminin varlığına kanıt olarak gösterilen 'ahşap', 'demir bağlantılar' ve 'gemi duvarlarının' doğal jeolojik süreçlerle açıklanabildiği sonucuna varıyor.

 

İşte neredeyse 70 yıldır devam eden o tartışmaya dair bilinenler:

 

Her şey bir fotoğrafla başladı

Durupınar tartışması, 1959'da çekilen bir fotoğrafa kadar uzanıyor. Harita Genel Müdürlüğü'nde görev yapan Yüzbaşı İlhan Durupınar, 11 Eylül 1959'da hava fotoğrafları üzerinde çalışırken arazideki sıra dışı şekli fark etti. Harita Genel Müdürlüğü'nün kendi tarihçesinde hem Durupınar'ın fotoğrafı hem de incelediği ilk hava fotoğrafı bugün hâlâ görülebiliyor.


Fotoğraf: https://www.harita.gov.tr/uploads/files/downloadabledocuments/cumhuriyetin-ilk-yillarinda-turk-basininda-harita-genel-mudurlugu-1800.pdf

 

İncelemeler, oluşumun yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve 50 metre genişliğinde olduğunu ortaya koyuyordu. Ölçüler özellikle dikkat çekiciydi çünkü Tevrat'ın Yaratılış kitabında Nuh'un Gemisi'nin uzunluğu 300 arşın olarak veriliyordu. Kullanılan arşın standardına göre hesap değişse de bu ölçü yaklaşık 150 metre civarında bir gemiye karşılık geliyordu.

 

İlk araştırmada insan yapımı hiçbir şey bulunamadı

Keşiften kısa süre sonra bölge araştırılmaya başlandı. 1960'ta Life dergisinde 'Noah's Ark?' başlığıyla yayımlanan araştırma için oluşumu incelemek üzere bir ekip bölgeye gitti.

 

Ekip sahaya ulaştığında gemiye benzer görünüm gerçekten dikkat çekiciydi. Hatta ekipteki araştırmacılardan biri doğanın bu kadar simetrik bir şekil meydana getiremeyeceğini düşünüyordu. Ancak iki günlük araştırmada insan yapımı herhangi bir materyal bulunamadı ve yeterli kanıt elde edilemediği için saha terk edildi.

 

Ron Wyatt ve 1980'lerdeki ikinci araştırma dalgası

Öte yandan, özellikle Amerikalı amatör araştırmacı Ron Wyatt'ın 1970'lerin sonlarından itibaren bölgeye ilgi göstermesiyle Durupınar unutulmadı. Sonraki yıllarda gemi kurtarma uzmanı David Fasold ve jeofizikçi John Baumgardner gibi isimler de çalışmalara katıldı.

 

Hatta 1985-1987 arasında Türk jeolog M. Salih Bayraktutan'ın da yer aldığı Türk-Amerikan ortak projesinde saha kapsamlı jeofizik yöntemlerle incelendi. Çalışmalarda yer radarı (GPR) ve manyetik ölçüm cihazları kullanılarak yüzeyin altındaki kütlenin yapısı incelendi. 1987'de oluşumun derinliklerine inilerek 4 ayrı noktadan karot numuneleri de alındı.

 

Çalışmalar sonunda sunulan raporda, yeraltı radar ve manyetometre ölçümlerinde toprak altında simetrik ve düzenli yansımalar kaydedildiği ifade edildi. Yaklaşık 2,5 metre aralıklarla iki yatay paralel arayüz ve yaklaşık 3,2-3,3 metre aralıklarla dikey özellikler görülmüştü.

 

Daha sonra bu özelliklerin geminin içindeki bölmeleri ayıran yapılar olduğu iddia edilecekti. Ancak Bayraktutan raporunda aynı zamanda radar yansımalarının daha yüksek nem içeren çatlaklardan veya kil dolgulu yüzeylerden de kaynaklanabileceğini belirtmişti.

 

Zira yer radarı bir röntgen veya kamera gibi çalışmıyor. Bunun yerine, yeraltına elektromanyetik dalgalar gönderiyor ve farklı fiziksel özelliklere sahip materyaller arasındaki sınırları tespit ediyor. Dolayısıyla bir duvar ile kaya tabakası aynı sinyalleri gönderebiliyor.

 

Durupınar aslında dev bir heyelanın ürünü mü?

Bayraktutan'ın jeolojik çalışması, oluşumun bulunduğu Telçeker Vadisi'nde farklı dönemlere ait üç heyelan evresi de tespit ediyordu. Araştırmaya göre, gemi biçimindeki kütle de bir heyelan veya çamur akışı sistemi içerisindeydi. Dahası, oluşumun uzun ekseni çamur akışının hareket yönüne paraleldi.

 

Bu tespit, gemiye benzeyen şeklin meydana gelmesi için jeolojik bir mekanizmanın da etkili olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

 

Gemi teorisinin önemli savunucusu Fasold fikrini değiştirdi

Durupınar hikâyesinin dönüm noktalarından biri David Fasold'la ilgili. Fasold, 1980'lerde oluşumun Nuh'un Gemisi olduğu görüşünün önemli savunucularından biriydi. Ancak ilerleyen yıllarda bu görüşten uzaklaştı.

 

1996'da Kaliforniya Eyalet Üniversitesi Northridge'den jeolog Lorence Collins ile birlikte Journal of Geoscience Education dergisinde epey iddialı bir başlık taşıyan bir makale yayımladı. Başlıkta şöyle diyordu: "Türkiye'deki sahte Nuh'un Gemisinin sıradan bir jeolojik yapı olduğu ortaya çıktı."

 

Bu makale Durupınar'a yalnızca 'doğal oluşum' demekle kalmıyor, aynı zamanda Nuh'un Gemisi hipotezinin kanıt olarak ileri sürdüğü tezleri sınamaya da çalışıyordu:

 

1. Geminin demir bağlantıları: Durupınar'da bulunan bazı materyallerin geminin demir bağlantı parçaları olduğu öne sürülmüştü. Ancak Collins'in mikroskobik incelemesine göre söz konusu materyal insan yapımı demirden değil, ayrışmış volkanik minerallerden oluşuyordu.

 

2. Fosilleşmiş ahşap: Gemi hipotezinin en etkileyici iddialarından biri de Durupınar'da fosilleşmiş ağaç kabuğu bulunduğu yönündeydi. Fakat Collins ve Fasold'un analizine göre 'fosilleşmiş gopher ağacı kabuğu' olarak sunulan materyal ahşap değildi. Araştırmacılar örneği kıvrılmış ve metamorfoza uğramış peridotit olarak tanımlıyordu.

 

3. Çapa taşları: Durupınar çevresinde, üst kısımlarında delikler bulunan dev taşlar da Nuh'un Gemisi hipotezinin popüler materyallerinden biriydi. Bunların gemiyi dengede tutmak için kullanılan ve sular çekilirken bırakılan büyük 'çapa taşları' olduğu ileri sürülüyordu. Jeolojik analiz ise taşların uzak bir bölgeden gemiyle getirilmediği, yerel andezitten oluştuğu sonucuna vardı.

Jeologlara göre Durupınar aslında ne?

Collins ve Fasold'un açıklamasına göre, Durupınar'ın temelinde 'çift dalımlı bir senklinal' var. Senklinal, kaya tabakalarının tektonik kuvvetlerle aşağı doğru kıvrılmasıyla meydana gelen jeolojik yapıya deniyor.

 

Makaleye göre, Durupınar'da dik biçimde eğilmiş tortul kaya tabakaları çift dalımlı senklinalin iki kanadını oluşturuyor. Doğal limonit ve manyetit yoğunlaşmaları da bu kaya tabakalarının sınırlarını belirginleştirerek dışarıdan bakıldığında 'gemi duvarları' gibi görünüyor. İkilinin bu çalışması, bazı bilim çevrelerini tatmin etse de, tutkulu bir grup araştırmacıyı ikna etmeye yetmedi.

 

Noah's Ark Scans tartışmayı yeniden başlattı

Son yıllarda Durupınar'a yönelik araştırmalar Noah's Ark Scans (Nuh'un Gemisi Taramaları) adlı araştırma grubu tarafından yeniden gündeme getirildi ve hız kazandı.

 

Grup, 2014, 2019 ve 2021'de yapılan elektrik özdirenç tomografisi (ERT) ve yer radarı çalışmalarında oluşumun içerisinde "alışılmadık doğrusal yüzey-altı yapıları ve dik açılar" tespit edildiğini belirtiyor. ERT, yeraltındaki jeolojik yapıların elektrik direncini ölçerek 2 ve 3 boyutlu haritalarını çıkaran bir jeofizik yöntemi.

 

2019'da elde edilen GPR verilerinin 2023'te yeniden analiz edilmesiyle, yapı boyunca uzanan ve ekip tarafından 'koridor ve odaya benzediği' söylenen anomalilerin haritalandığı öne sürüldü. Bir başka ilginç sonuç 2024'te geldi. Grubun açıklamasına göre oluşumun içinden ve dışından toprak örnekleri alındı. İçeriden alınan örneklerin dışarıdaki kontrol örneğine göre yaklaşık üç kat daha fazla organik madde içerdiği bildirildi.

Öte yandan, organik madde keşfi, tek başına ahşap bir geminin kanıtı olmaya yetmiyor. Organik maddenin ne olduğu, nereden geldiği ve hangi döneme ait olduğunun ayrıca gösterilmesi gerekiyor. Nitekim grubun kendisi de oluşumun insan yapımı olduğu hipotezinin daha ileri jeofizik ve jeolojik bulgularla doğrulanması gerektirdiğini belirtiyor.

 

2026'da araştırmanın kapsamı büyüdü

Bu yıl, Durupınar için yeni ve daha kapsamlı bir proje başlatıldı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Cenker Atila tarafından hazırlanan proje, 21 Mayıs 2026'da ilgili kurumların onayını aldı. Alan milli park sınırlarında bulunduğu için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden de gerekli izinlerin alındığı açıklandı.

 

29 Haziran'da başlayan saha çalışmalarına beş ülkeden yaklaşık 20 bilim insanı ve öğrenci katıldı. Alanın GPS haritalaması ve 2D/3D modelleri hazırlanırken yeni yer radarı taramaları ve toprak örneklemeleri gerçekleştirildi.

 

Eylül itibarıyla araştırmacılar bir sonraki aşamaya geçti. Şimdilerde Durupınar oluşumunun derinliklerine sondaj yapılıyor. 23 Eylül itibarıyla ekip, oluşumun hem içerisinden hem dışındaki kontrol noktalarından 18 metreye kadar ulaşan karot örnekleri toplamaya başladı. Bunların organik içerik, mineral yapı ve stratigrafi açısından laboratuvarlarda incelenmesi planlanıyor.

 

Matkap kırıldı

Çalışmaya Noah's Ark Scans ekibi de destek veriyor. Son çalışmanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri de sondaj sırasında yaşandı.

 

Noah's Ark Scans'in 23 Eylül'de yayımladığı açıklamaya göre, oluşumun içerisinde açılan sondajlardan birinde, yaklaşık 4 ila 5 metre derinlikte son derece sert bir tabakayla karşılaşıldı ve matkap ucu kırıldı.

 

Grubun kurucusu Andrew Jones, bunun "taşlaşmış veya yüksek derecede mineralize olmuş ahşap" olabileceğini savunuyor. Ancak şu anda bilinen yalnızca matkabın çok sert bir tabakaya çarptığı. İlerleyen çalışmalar, 70 yıllık tartışmaları ve Durupınar gizemini nihayet açıklığa kavuşturabilir.

 

Her şey bir fotoğrafla başladı

 Durupınar tartışması, 1959'da çekilen bir fotoğrafa kadar uzanıyor.

 

Harita Genel Müdürlüğü'nde görev yapan Yüzbaşı İlhan Durupınar, 11 Eylül 1959'da hava fotoğrafları üzerinde çalışırken arazideki sıra dışı şekli fark etti. Harita Genel Müdürlüğü'nün kendi tarihçesinde hem Durupınar'ın fotoğrafı hem de incelediği ilk hava fotoğrafı bugün hâlâ görülebiliyor. 

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

MoMA, Verinin Nasıl Okunduğunu Sergiliyor

New York’taki MoMA, 27 Eylül’de açtığı Full Disclosure sergisinde iklim şeritlerinden göç rotalarına uzanan 30 çalışmayı bir araya getiriyor.
E. Can Özer

Sosyal Medya Çağında Sessiz Kalmak İşe Yaramıyor

Sosyal medyanın bitmek bilmeyen gürültüsünde sessizlik daha çok göze batıyor.
Carla Sertin

Richard Kelly, Donnie Darko’nun 25. Yılında: “Herhangi Bir Filmin Çekilebilmesi Bile Mucize”

İlk romanı, sanatsal çizgisinden taviz vermemek ve Donnie Darko’nun ölüm ilanına kazınacağını düşündüğü o absürt repliği üzerine yönetmenle bir söyleşi.
Miles Klee

Paramount’un Warner’ı Almasının Şartı: Yılda 30 Film

Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi satın almasının önündeki büyük dava uzlaşmayla çözüldü. Şirket, beş yıl boyunca belirli sayıda film üretecek; CNN ve CBS News için bir editoryal bağımsızlık kurulu oluşturacak.
E. Can Özer